metrika yandex

KAVGA BU İŞTE!

04.12.2020
Mustafa AKMEŞE

çok yüksek korunaklı denilen şirket veya devletlerin dijital ortamlarına  
içerden bir açığı bulunursa, zayıf yeri diyorlar
dijital korsanlar ordan saldırırlar ve sistemi çökertirler.
düşmez dediğiniz kalelerin, yenilmez zan ettiğiniz orduların,
sırtı yere gelmez diye düşündüğünüz güreşçilerin,
nakavt olmaz bu adam diye baktığınız boksörler, zamanı gelince
düştüğü, yıkıldığı, tuş olduğu, yenildiğini görürsünüz.
"yıkacak" olanlar gelirler, bulurlar en zayıf
olan yeri ve
yener, dağıtırlar işte

dini veya beşeri inanç ve ideoloji sahiplerinin dışardan saldırarak
zordur yenilmeleri veya yıkılmaları.
öyledir.
mukavemetli insanlardır ve ölümüne savunurlar kendilerini.
dışarıdan gelen düşmanlarına karşı sert ve güçlüdürler.

hey dost!
her güçlü olanın bilesin ki illaki bir zayıf tarafı vardır ve
o içerden
eksik bıraktığı, görmediği, koruyamadığı zaaflarıdır
“rutubet’’ gibi
içten içe çürütür ve ancak oradan alınan
yaralar onlar için yıkıcıdır.

ah ki ah

yenildik.
öylece yenildik işte...
bütün İslam coğrafyamız adeta işgal altında.
yabancı askerlerin cirit attığı, veya onların atadığı diktatörlerin hakimiyetinde
esaret hayatları vardır halkların.
fukaralık, iç karışıklıklar tam bir kaostur.
hayır hayır! yenilmişlik edebiyatı yapmayacağım. biliyorsunuz sonuçta.

“bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım.’’ diyor  
aziz olan kitap.
öyleyse bilin ki;
dinin kaynağından gelen bir defomuz yok
veya düşmanların eşsiz güçleri var da yenilmiş de değiliz.

askeri, siyasi ekonomik alanda farketmez
yenilginin sayısız nedeni olur
ama
en büyük sebebi yine bizden
yani içerden kaynaklıdır.

dinin dünyada ne istediği  
sorusu ve yorumu
dindarların arasında kavga sebebi
olduğu kadar
aynı zamanda müslümanların dış dünyaya karşı
içerden zayıf düştüğü yerdir.
tam da dediğim işte burası zayıf halkamız...
bizi burdan yakalıyor ve yenilgi üstüne yenilgi tadıyoruz...

yok yok! zayıf noktamız onlar değil…!
şu aşırı uç olarak gösterilenler işte.
“radikaller’’ diyorlar. evet onlar,
 acımasız sığ, kaba dindarlardan bahsediyorum
tekfirci olanlar
bir de, "ben tekfir falan etmiyorum banane" diyen ama benzer şeyleri söyleyen
“selefi’’ kesimler
onlar ümmetin
bir çok davranış ve eylemleri nedeniyle yüz karası olanlardır.
başımızı önümüze düşürdükleri işleri öylesine çok ki.
ortalıkta  değillerdir. merdiven altı çalışırlar ve çoğu garibandır, entelektüel birikimleri yoktur.
ümmetin kahir ekserisi onlara takılmaz sayıları hep az olmuştur.
veya
akademisyen camiasında bazı hocaların
dini alanda halkın hazmetmekte zorlandığı fikir veya söylemleri olur,
sahipsiz adamlardır
üç günde
din elden gidiyor diye buruşturur atarlar. bilirsiniz...

“sahipsiz’’ adamlardır!
sahipsiz.

daha önemlisi hayatın olağan yürüyüşünde etkili değillerdir.
dışarıdan gelecek saldırılara da karşı
zayıf halkamız olamayacak kadar etkisizdirler.

esas
benim dediğim geniş halk kesimlerini etkileyen “dini ana akımlar’’ vardır
hayatın içinde,
yaşanan kısmında olurlar,
halkla iç içe
ev ev, mahalle mahalle, şehir şehir, ülke hatta sınırları aşkın ülkeler boyunca organize olmuşlardır.
iktidar sahiplerinin görmezden gelemediği
karşılıklı çok “pas’’ yaptıkları
bir kısım tasavvuf erbabı
ne bir kısmı,
olayın vahametini gizlemeye gerek yok
çok kısım
“tasavufi cemaatlardan’’ bahsediyorum
tarihte de şimdi de hep güçlü ve sayıca çok kalabalık olmuşlardır.

dinin evrensel  mesajını,
bireysel ibadet seviyesine indiren,
cenneti kazanmayı çekilen tesbih sayısına denkleyen,
af buyurun,
peygamber sünnetini giyilen “donla’’ tüketen,
“rüyalarla’’ adam devşirenler, götürenler işte...
cemaatle,
holding /şirket ikileminde kalpleri dönen
diz "çürütülerek" kazanılan ilmi “kesbi’’ ilim diye küçümseyen,
 ne idüğü belli olmayan hezeyanları
“vehbi’’ ilim diye yutturan zır cahil kesimler var ya,
zühd hadisleri diye topladıkları ve anlattıkları ya mevzu, ya zayıftır
sahih olanların ise resul’ün hayatında başka zıttı olan söz ve işaretler vardır
bilmezler...

bu “kalabalıklar’’
işte hayatta esas etkili olanlar onlardır.

“ehli sünnet’’  ve “ehli şia’’ diye bağrını açıp kavga eden arkadaşlar
ah ki ah!
her ikiniz de “tasavvuf sünnetini’’ savunuyor olmayasınız!
ben olsam bi bakardım...

sonuçta ortaya
içerden ve dışardan bunlara bakarak
din ve dine dair mesaja önyargı besleyen
dine uzak duran devasa bir kalabalık kitleler oluşuyor.

1000 yılı aşkındır taşlaşmış ve donmuş olan
tekrar eden ve adeta çürüyen
yaşadığı zamanı okuyamayan bu zihniyet her yönüyle
geri kalmanıza sebep ve
içerden devasa zayıf halkamız oluyor.

ey yolcu

özgürlüğün sermayendir.
verme kimselere
ne aklını
ne kalbini
hırsızları çoktur.

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Mustafa Akmeşe | 05.12.2020 13:21
tşk ederim Orhan hocam katkılarınız için
Orhan yasir | 04.12.2020 23:15
Eyvallah üstadım sanki yazini okurken bir an yukseldim ve kendime yukardan bir baktim neredeyim ne durumdayim halu purmalim nicedir diye, birilerinin bunu boyle hatirlatmasi gerekiyor demekki.. bizi biz yapan ortak degerleri bireysellestirmisiz ondan boyleyiz galiba. Ben olmak degil biz olabilmek herhalde onemli olan. Yuregine saglik gardasim...