metrika yandex

kapıdan yoksulluk girmişse aşk pencereden çıkarmış!

Mustafa AKMEŞE

17.06.2022

kapitalizmin bir toplumda yerleşik haline geldiğinin bir çok parametresi vardır  
illaki vardır...
bence modern zamanlarda
kapitalist hayatın toplumda yer ettiğinin en önemli göstergesi
ülkede ücretli çalışan insanın çalışan nüfusa oranlarına bakmaktan geçiyor.

batıda sözde gelişmiş olan toplumlarda
ücretli çalışanlar toplam istihdama oranı yüzde 85’tir.
türkiye'de 20 yıl önce ücretli çalışan yüzde 55 iken bugünlerde yüzde 75’e gelmiştir.
yani hızlıca kapitalist dünyaya katılıyoruz.

köylerin hızlıca boşalması ve şehirlere akın,
küçük esnafın büyük vahşi şirketlerle rekabet edememesi
insanları
ya devlet kapısında memurluğa ya da büyük küçük işyerinde ücretli çalışmaya sevk etti.
devlet bütçelerini geçen şirketlerde onbinlerce ücretli çalışanı var.
veya devlet en büyük iş veren olarak şişmiş kadrolarıyla
asgari ücret adı altında adeta çağdaş kölelik dayatılıyor.

bakmayın milli geliri kişi başı 20 bin, 30 bin dolar dediklerine
yalan, büyük bir yalan işte. bu rakamlar devletin veya patronların zenginliğidir
ülke insanın zenginliğini falan belirtmez.
gayri milli hasılanın yüzde 85'i zenginler kulübü üyeleri üretiyor ve
topu topu esasında üç beş kodamanın elindedir her şey...
dünya gelirinin sayılı ailelerin elinde olduğu bilinen bir gerçek işte…
milyonlar, patronların/devletin ayın sonunu getiremeyen ücretli işçisi.

elbette birileri bir yerde çalışacak.
modern zamanlarda
sıkıntı olan bir kaç bin büyük şirketin ülke üretimini adeta kontrol etmesi.
küçük işletmelerin vahşi rekabete boyun eğip kapanmasından bahsediyorum.
mesela binlerce bakkalın kapanıp ülkenin tüm bakkallarının bir kaç kişinin olması gibi...

bakmayın öyle dost!
ne iş yaparsın sorusuna  
serbest çalışıyorum abi cevabı esasında çok özel bir cevap.
serbestim diyor, özgür yani, kendi işim arkadaşım diyor...
ücretli değil, ayın sonunda ne olacağı belli olmayan iş diyor...

nereye mi bağlayacağım
kendi işi olan, ticaret yapan, çiftçiler, hizmet sektöründe iş tutanlar
haydi bir de yüksek maaşlı çalışanları da ekleyelim
bir ülkede ne kadar sayıları fazla ise bilin ki;
orta sınıf o derece güçlüdür. orta sınıf dedikleri malumunuz,
ekonomik durumları
yani alım güçleri toplumun genel ekonomik gelir kategorisinin
iki uç arasında olan kesimlerdir.
paranın hesabını bilmeyenlerle,
ayın sonunu bir türlü getiremeyenler arasında olanlar yani…

kuşkusuz bu ekonomik sınıf farklılıkları yaşam biçimleriyle de yakından ilgili.
yaşam tarzlarını önemli ölçüde hane halkının geliri
yaşam şeklini ve
yaşam tarzlarını yönlendiriyor.
yani insan davranışlarına birebir etkili…

kapitalizmde  
haksız servet edinmenin ve halkın emeğinin sömürülmesi nedeniyle
insanlar arasındaki olması gereken doğal ekonomik farklılıklar
adeta düşmanlık tohumları var edilerek uçurumlar oluşturularak ayrıştırır.

dindarlıkla ne alakası var konunun demeyin be dostlar...
geniş kesimlerin ücretli olduğu ve ayın sonunu getiremeyen bir toplumda,
devlete veya bir patronun gözünün içine bakan insanların
veya parasının hesabını bilmeyen kitlelerin veya
elinde olanlar nedeniyle, yarın endişesi daha az olan ki orta sınıf oluyor onlar
dindarlık ve anlayışları, dindarlığın tezahürü çok farklıdır.

hadi iddialı bir cümle kurayım;
orta sınıf
bir ülkede sayıca ne kadar çoksa
dini anlama ve dindarlığı daha güzel yaşama imkanı daha çok sanki…
sanki diyorum!

hani şekspir'in sözüyle
“bir hane kapısından yoksulluk girmişse aşk pencereden çıkar” diyordu ya!

ülkedeki iman ehli olan gerek ücretli çalışanların
veya
farklı serbest meslek erbabı olanların,
siyasetle uğraşan arkadaşların,
bürokrasinin koltuklarında terleyen kesimlerin,
yani farklı ekonomik ve iş hayatının hatta farklı cinslerin, insanın farklı yaş dönemlerinin bile
dindarlığı elbette farklıdır...

hele bir de modern zamanların yeni bir mesleği var ki
ayrı bir sınıf oldular...

cami hocaları, din dersi öğretmenleri, kur’an kurs hocaları,
ilahiyat akademik öğretim görevlileri
toplayın hepsini yüzbinler eden bir nüfüs oluyorlar.
olsunlar tamam da
ülke insanı dindarlığın tarifini ve yaşamasını
hepsi memur ve ücretli olan bu kitleden görünce ve duyunca
onların yaşamak zorunda kaldığı bir çok dindarlık davranışını ve anlatımını
tüm kesimlerin dindarlığı olacak diye anladık...

sanki bu dindarlığı  biraz konuşmak gerekiyor gibi...

haftaya konuşalım grinin tonlarını,
pardon dindarlığın tonlarını…
belki…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş