evlilikte “eş'ten faydalanma kılavuzu!”
“insan hayatı
başı ve sonu olan bir yolculuktan ibarettir” demiştik.
yolcuyuz işte.
yolun getireceği zorluklara hazırlıklı olmak akıllı kişi için olmazsa olmazdır.
yolun konforu için
kullandığımız aletlerin bakım ve kontrolu
düzgün çalışması için önemli olduğu kadar
aynı zamanda uzun süre kendisinden faydalanmamızı da sağlar.
yıllarca bize hizmet ederler.
onlara bakım deyince sadece bakar gibi bakmak değil benim dediğim
aynı zamanda “kullanma kılavuzuna” göre kullanmak çok önemlidir.
mesela,
susuz çalışmaması gereken bir alete suyuna dikkat etmek yetmez
distile su kullanılması gereken hassas bir alete
kireçli suyla çalıştırmak sürpriz olmayan arızalara sebep olur
kullanma klavuzu önemli dost, onu derim.
veya çalışması nedeniyle eskiyen kısımların tamiri veya yenilenmesi
eşyadan uzun süre faydalanmamızı sağlar
araba egzozundan atılan kara duman bir şeylerin kötü habercisidir.
yağ yakıyordur…
motora erken müdahale edilirse
segman atarak kurtarmak mümkünken,
ustasına götürmesine geç kalırsanız
arıza aşağılara iner motor rektefiye gider diyorum.
cep yakan masraflar çıkartır
son model arabaya konması gereken özellikteki yağı pahalı olacak diye,
performansına göre yağ seçmeyen
veya yağ değiştirme zamanını erteleyen şöför
kullanma kılavuzundan şaşmıştır.
yakın zamanlarda yolda kalması kader değildir.
kendi eliyle yapıp ettiklerinden yorulacaktır diyorum.
diğer yandan kullanılan eşyalar gibi
kendi beden ve ruh sağlığımız için de benzerdir.
bedensel rahatsızlıklarımız olduğunda
sensörlerimiz olan sinirler vasıtasıyla hemen bizi uyarır
ağrı olarak çok zaman ortaya çıkar ve ilk uyarıları ciddiye almazsak
gelecek olan inanın insan için daha kötüdür.
soğuk su içince sızlayan dişin ne anlama geldiği bellidir.
yakın zamanda sinirin açılacağı ve gece ağrılarının habercisidir.
hiç atlamaz, hiç yanıltmaz o gün mutlaka gelecektir
tecrübesi herkesin yaşayıp durduğu bir gerçektir...
ama, ama işte! dur bakalım diyerek ertelenen tedavi nedeniyle
bir gece gelen ağrı duvar tırmandırır ve sabahlatır…
erken teşhis ve tedavi vazgeçilmezdir insan bedeni için...
düzenli kontrol ve tamir edilmesi gereken öyle çok şeyler var ki hayatımızda.
kim bilir çok zaman arızalı olduğunu bildiğimiz
ama dur bakalım diye ertelediğimiz ağır aksak ilişkilerimizden bahsediyorum...
bir yerlerde patlak verinceye kadar yaşar gideriz onlarla işte dost.
veya yaşadığımızı zannederiz…
eee sonra ne demek istiyorsun sadede gel kardeşim diyorsanız eğer
diyeceğim o ki;
şu evliliklerimizi konuşsak:
iki farklı cinsin nikah akdiyle bir araya geldiği
insan hayatında “arızanın” en çok çıkan karmaşık ilişki yumağı olan
evliliklerimizden bahsetmek istiyorum.
ve daha kötüsü
çok zaman basit davranışları değiştirerek evliliği yoluna koymak mümkünken
ne düzeltme yoluna gidilir
ne de el ne der, çocuklar var işte,
ayrılık sonrası bilinmezin korkusu ve benzer endişeler
eşlerin karşılıklı hayatı zehir ettiği bir yolculuğa dönüşür.
evlilik iki farklı dişlinin birlikte çalışma prensibine benzer dost.
kadın veya erkek eş olmuştur ama eşit değildir.
aynı ayakkabı gibidir.
ayakkabı aynıdır ama,
sağı solu giydirmeye çalışın bakalım
adamın yürüyüşü değişir. ayaktaki vuruğun ve acının hikayesi ayrıdır...
“Allah'ın birleştirilmesini emrettiği” şeylerden biri olarak görüyorum ben evliliği…
çünkü insanın tamamlandığı ve bir çok konuda tatmin olduğu, yokluğu ise
yani zorunluluk dışında kişinin bekarlığı
dinen de, fıtraten de hoş görülmemiştir.
işin özünde evlilik eşlerin birbirinden “faydalandığı” birlikteliktir.
bir şeyden faydalanma varsa arkadaşım
kesin kullanma klavuzu vardır ve ona çok dikkat kesil derim...
onun için eşlerin biyolojik ve ruhsal özelliklerine göre bir süreç işletilmesi elzemdir.
“kasmayın, zorlamayın kırarsınız” diyordu ya aziz peygamber…
yani “kullanma kılavuzu” diyorum anlayın...
kullanma kılavuzuna dikkat edilmeyen evlilikler bir süre sonra lanet edilecek birlikteliğe
veya ayrılığa dönüşür. yorgunluktur dost yorgunluk işte...
nişanlı genç kız
bir yazımda
“evli eşler birbirlerinin arkadaşı değildir” diye uyarmam nedeniyle
diyordu ki
hocam:
hoca falan değilim ama böyle işte.
insanımız öyle güzel ki, muhatabının kendinden daha çok bildiğini inandığı zaman hemen kendinin hocası yapar.
nerede kalmıştık,
diyordu ki genç kız;
nişanlıyım ve ben ileride evleneceğim erkekle aynı zamanda arkadaş gibi olmak da istiyorum.
öyle düşünüyorum. ne yapılacaksa birlikte yapmak istiyorum.
yani birbirimize yetelim diyorum…
mesela, sadece bu anlayış bile evlilikte arıza çıkarmak için yeter de artar bile be dost...
kullanma kılavuzuna ah bi baksak…
erkeğin ve kadının “yazılım” farkı varken,
beyinlerinin çalışma şekli
erkekte sol kadında sağ beyin hakimken hem de…
ah ki ah!
yani
evlilik her anını eşlerin birlikte geçirdiği ve bundan keyif alındığı zamanlar falan değildir.
sonra bu imkansızdır.
biz öyleyiz diyen bir eş varsa,
kesin biri numara yapıyor, çaktırmıyordur.
“ne yaparsın abi aile mutluluk saadeti için” modundadır ve yutkunuyordur.
ne zamana kadar sürer bilinmez...
meczup ökkeş söylenir;
“evlilik, her iki eşin de kendi özelinde bir hayatları olduğu ve inşaa ettiği ama
eşlerin birlikte geçirdikleri vaktin süresi
az da olsa
keyfi ve konforu çok olan birlikteliktir” der...
ökkeş bu işte!
evli de değil ama
evlilikte
“eş'ten faydalanma kılavuzunu” okuyor anlaşılan
biz de okusak şu kılavuzu olacak sanki
sonra
belki…
Yorumlar
5