dahasını da söyleyeyim mi mustafam? dedi
hayatımıza aniden giren ve o ara büyük bir mutluluk sebebi olan,
ama
sonraları geldiği gibi devam etmeyen
ateşi düşen ve sönen sayısız tecrübelerimiz olur irili ufaklı,
bilirsiniz işte…
hatta bazen o parlayan alevin ne acılara sebep vereceğini hiç tahmin bile edemeyiz...
hani karşınıza çıkan,
tamam işte bu dediğiniz, kalbinizi yerinden oynatan bir çift göz olur
tanıyınca, girince iç dünyasına sizde geride bıraktığı sadece acıdır…
amca diyordu genç adam!
sosyal mecrada resmini gördüm güzelliğine vuruldum!
tam da aradığım masumiyet ve güzellik işte bu dedim.
sonra sigarasını derin derin çekti
simasına belli belirsiz acı bir tebessüm düştü!
"o mecra farklı işliyor. bilmezsin sen amca" diye de ekledi
önce yazışmalar sonraları kafede buluşmaları getirdi
o da beğendi beni.
arabası, evi, işi ve daha önemlisi boyum posum görüyorsun
çok hızlı bir şekilde ilerledi her şey.
malum, söz, nişan düğün derken evlendik.
sonra, sonrası saman alevi işte…
geleceğimizi derinden etkileyecek,
yolumuzu değiştirmeye sebep verecek
ani parıltılar
çok zaman şahsımızın duruşuyla yakından ilgilidir.
önceliklerimiz gözlerimizi alır!
görülmesi gereken onca şey farkedilmez bile.
mesela sadece
güzel, yakışıklı, zengin falan işte olsun diye eş seçmeye ilke koyanlar,
o ‘eş’teki olması gereken önemli vasıfları farketmez ve adeta körleşir.
aziz peygamberin eş seçiminde ilk dindarlığına bakın tavsiyesine
“o kolay nikahta keramet var” denilir
cuma kılıyormuş veya namaz kılmaya başlayacakmış, tesettür mü? kapanır be abi
mış mış işte anladınız!
en önemli olan kriterler üç beş sıra arkalara iteklenir!
ne bileyim,
bir adam çıkar karşınıza
adeta tek istediğiniz olan
size heyecan veren ticari çok büyük kazanç umutları aşılar,
o ara teklifin içindeki şüpheli işlere takılmaz ya insan!
tamahkarlık körlük yapar
çabuk ve en hızlı zengin olma arzusu gelecek olanı fark etmemize engel olur
sonrası saman alevi gibidir
gün gelir elinizde olanı da kaybedersiniz.
veya
hayatın merdivenlerinden hızlı yükselebilmek için
kişinin cemiyet yani ortam tercihi
yol arkadaşlığını belirler.
yeni yolda “refik” sahibi olurken
yol arkadaşlığına yolun sahibi olan aziz Allah rengini vermeyince
öncelik değişmiştir.
mesela
çokça insanın parti ve cemaat cemiyet gibi yerlerdeki tercihini belirleyen
ekonomi veya kamuda koltuk kapma telaşıdır
geçmişte fetö’nün etrafındaki halenin büyük çekim gücü bundandır. anladınız siz!
sonra
“yav ne oldu bizimkine”
diye hayret ettiğimiz dönüşüm kaçınılmazdır.
diyeceğim o ki;
“saman alevi” deyiminin kökü
altın arayıcılarının elekte gördüğü “piriti” altın sanmalarıymış.
bilmiyorsanız bilin diye söyledim.
yani sandığınız gibi sadece
kişinin öfkesinin birden parlayıp sönmesi değildir.
bulacağı altına odaklanan, gözünü oradan alamayan altın arayıcısı,
eleğine gelen piriti altın sanmasından bahsediyorum. o da sarı ya!
"ahmak altını" işte.
sarı piriti görünce sevinen, coşan kişi altın olmadığını anlaması için
geçecek zaman çok değildir. veya saman alevi parıltısı işte...
ne mi derim?
gönlün düştüğü önemli tercihler kişinin imtihanı olur. onu derim.
onun için gönlünü, yüzünü
Allah ve resulünün içinde dahil olduğu tercihlere çevirenler
karşılarına çıkan saman alevinin coşkusu gözlerini almaz!
meczup söylendi
ateş edince parlayan
ama mermi atmayan tüfeğin patlamaması da
saman alevi gibidir
anlık gelir dünyamıza heyecan katar
ama
sonuç hayal kırıklığıdır.
sonra
"dahasını da söyleyeyim mi mustafam?" dedi
tebessüm ettim
ve merakla
de be abi dedim
“dünya hayatı ‘ahmak altını’ gibidir’’
dedi ve sustu…
Yorumlar
2