biz müslümanlar “aşk adamı” değiliz be dost!
namazda gözlerimizi kapatmayız.
bilirsiniz değil mi?
emir böyle!
niye? derseniz;
gerçeklikten kopmamak, yaşanan hayattan ayrı düşmemek gerekir de ondan
gözler kapatılmaz çünkü varlığını adadığımız rabbimize
şuursuzca hayal dünyalarında gezerken yönelinmez de ondan.
mesela namazda önünüze konan bir sineği bile görür
etraftaki sesleri, hareketliliği bilir, duyarız.
yani yaşanan hayatın tüm çağrıcılarının farkında oluruz
bu gürültüye! rağmen özgür iradenizle Allah'a yönelmek esas olandır.
çünkü, aklı başından alacak ve aklı yok sayacak her türlü yöneliş hüsrandır.
hani filmdeki özgürlük savaşçısına
seven kız:
“işkence ederek öldürecekler,
bunu iç,
acını azaltacaktır.” dediğinde
“hayır!
aklıma ihtiyacım var.
uyuşturursam beynimi,
saçmalar veya çığlık atabilirim.
esas o zaman ölürüm*
diyordu ya !
olmadı biliyorum. o zaman şöyle diyelim:
tüm ilişkilerde
körü körüne bir bağlılık hastalıklı bir ilişkidir
duygularına mahkum olan, kendinden geçen,
yaşanan gerçeklikten kopan
körlük sebebi kılacak olan her bir taşkınlık delilik halidir.
mesela, tarikat ehlinin cezbeye gelmek için yaptıkları tüm ritüeller ve uğraşları
valla! boş iştir
kendinden geçen insandan ibadet düşer
“sarhoşken namaza yaklaşmayın” emri bunun için vardır
ta ki aklını başına alıncaya kadar.
dost sadece şarap sarhoş etmez adamı.
aklımızı alan ne varsa benzer etkisi vardır.
aşk insanı kör, sarhoş eder, valla!
onun için biz müslümanlar “aşk adamı” değiliz be dost.
aşk arapçadır ama ne aziz kitapta ne de resulün hayatında
bir kere dahi aşk kavramı geçmez.
ısrarla söylenen sevgidir.
sevgi sözcüğü bir kavram olarak arapçada “hub” kökünden türetilmiş ve
türkçede de “muhabbet” şeklinde kullanılan “mehabbe”dir.
en azından sözlük öyle diyor, hiç anlamam çünkü.
severiz hem de ölümüne sevdiklerimiz vardır
Allah sevgisi, peygamber sevgisi, arkadaş sevgisi, eşlerin sevgisi vs vurgulanır
o zaman şu sevgiyi bi konuşsak be dost sanki iyi olacak gibi:
aşk, zehirli sarmaşık misali sarar boğar çeker içine insanı.
iradeyi yok eden körlüktür işte.
sevgide ise farkındalık vardır. aşktan da derinliği fazla olan bir histir…
aşk ‘bağımlılık’tır,
sevgi ‘bağlanmak’tır
“bağımlı’’ olmakla “bağlı” olmak arasında uçurum olan fark vardır
birinde tek taraflıdır ve iradeyi yok eden tutkular olur
her bir tutku
tutuklayıp prangalara vurur köle yapar insanı
bilirsiniz değil mi?
sevgi özü itibariyle insanı güçlü ve özgür kılar.
onun için biz ‘kul’uz
kesinlikle köle değiliz
kölelikte tek taraflı, zorla bir mahkumiyet varken aynı zamanda
efendi köle arasında karşılıklı bir muhabbet yoktur,
kullukta ise kendi iradenizle teslimiyet vardır ve
önce Allah kulu
sonra kul Allah’ı sever.
kula kulluk kölelik,
Allah'a kulluk özgürlüktür
ökkeş o ara bana baktı sonra güzel sesiyle tane tane okudu
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ
اَلَّـذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَؕ
(inşirah 1_4)
ben ne dedi ki diye merak etim, baktım…
bence siz de bakın. değer… valla!
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
Yorumlar
3