Suriye rejimi Doğu Guta’da yeni bir kimyasal katliama imza attı. Bu kaçıncı katliam! Şimdilik çoğu çocuk olmak üzere 78 sivil hayatını kaybetti. Niceleri yaralı. Dünya beylik kınama ve tehditlerle işi geçiştiriyor. BMGK oyunda-oynaşta. Toplanacaklarmış, toplansanız ne olur toplanmasanız ne olur. Değeriniz kaç para? Bu kaçıncı cinayet? Hani Cenevre Antlaşmasına göre (1925) kimyasal silah kullanımı yasaktı.. Tabi ki o yasak sadece Batılılar için, onlara yönelik kimyasal ya da biyolojik silah kullanımı yasak, halkı Müslüman olan ülkeler, üçüncü dünya ülkeleri bu yasağın kapsamına girmemekte! Değil mi?
Benim sitemim Batı’ya, Doğu’ya, Esed Rejimine değil. Onlardan merhamet de dilenemem. Zalimlerin merhameti sonunda zulmete dönüşür. Benim sitemim Müslümanlara, Müslüman yöneticiler, fıkhı din haline getirenlere, “istinca” bahsini güncel hale getirmelerine rağmen insanlığın Müslümanların ızdıraplarına yok oluşlarına bütün varlıklarının berhava edilmesine sessiz kalan sözde fıkıh alimlerine, ulemaya, kanaat önderlerine, onlarca yıldır tefsir çalışması yaptıkları halde bir türlü Kur’an’ı anlamayan, anlamak istemeyen cemaatlere, derneklere, vakıflara… Sahi sizler o yapmış olduğunuz çalışmaları yaşanması için ahireti mi bekliyorsunuz? Yoksa sizler; “Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve din tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar savaşın” (8/39) emrini “ahirette fitne kalmayıncaya kadar” diye mi okuyorsunuz.
Ey kanaat önderleri, ey zikir erbabı, ey kılı kırk yaran çokbilmişler ne zaman uyanacaksınız!
Günde bilmem ne kadar “Allah Allah” demeniz mi sizi kurtaracak, yoksa Bir olan Allah’ın buyruğuna teslimiyet mi?
Sahi sizler zikri nasıl anlıyorsunuz?
Doksandokuzluk tesbih ile sürekli Allah Allah demek şeklinde mi, yoksa Allah’ın yeryüzündeki halifeleri sıfatıyla; “İyiliği emir, kötülükten nehiy” (3/104) olarak mı? Hangisi? Ben söyleyeyim; sizler, Allah’ı zikri sadece dar bir çevrede, kapalı kapılar ardında bir kısım ritüellerle Allah’ı anmak, Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber.. demek şeklinde anlıyorsunuz!
Sahi sizler çocuklarınızı mektebe ya da askere yollarken; “Aman oğlum gittiğin yerlerde bizi de unutma, bizi hatırla” dediğinizde çocuklar bunu nasıl anlıyor? Gittiği yerlerde; “Baba baba baba, anne anne anne” demek şeklinde mi anlıyor, yoksa sizin ona öğrettiğiniz-eğittiğiniz ilkeler doğrultusunda yaşaması gerektiğini mi anlıyor?
Dün Darfur, ertesi gün Gazze, bugün Doğu Guta, yarın neresi ya da nereleri bilmiyoruz.
Bildiğimiz bir şey varsa o da sadece İslamı değil Müslümanları da küfür dünyası ve onların işbirlikçileri alternatif olmaktan çıkarmak istedikleri. Sadece İslam’ın değil Müslümanların da İsrail’in ve küfür dünyasının güvenliğini tehdit edemeyecek hale gelmesi..
Dün, sekiz yıl süren İran-Irak savaşı ve sonrasında Körfez harekatı ardından Irak’ın işgaliyle İran ve Irak İsrail için tehdit olmaktan çıktı-çıkartıldı.
15 Mart 2011’den bu yana Suriye’de başlayan trajedi ile Suriye’nin İsrail için tehdit olmaktan çıkartılması hedeflenmiştir. Beşar Esad ve onun başında bulunduğu, Hıristiyan Mişel Eflak’ın kurduğu Baas rejimi İsrail’e rağmen değil, İsrail’in zımni desteğiyle iktidarını ve katliamlarını sürdürüyor.
Bunu anladık. İsrail açısından Esad rejiminin yüzbinlerce Müslümanı öldürmesi anlaşılabilir, anlaşılmayan İran, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğerlerinin Esed rejiminden çıkarlarıdır. Ey İran! Dün Hama katliamında Humeyni’nin sessiz kalmasının kendince siyasi ve stratejik bir yorumu vardı. Zira o tarihlerde İran Irak’la savaş halindeydi. Buna rağmen o dönemde Müslümanlar, Humeyni’ye de sitem ettiler. Ya şimdi?
Ey Hamaney! Ey bugünkü İran yönetiminin Esed rejimine destek verenlerine arka çıkan, destekleyen zavallılar Doğu Guta’daki katliamın, öldürülen yüzbinlerce Suriyelinin, ırzı kirletilen onbinlerce Müslüman kadının vebalini nasıl taşıyacaksınız? Sizin dininiz Allah’ın Kitabı, Resulullah’ın sünneti mi, yoksa zalime meyleden destekleyen stratejik bahaneleri, mezhebi yaklaşımlarını dinin önünde tutanlar mı?
Evet İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi yaptığı açıklamada: “İran kimyasal saldırı mağduru ülkelerden biri olarak, kendi ilkesel tutumu, dini ve ahlaki öğretiler doğrultusunda bu tür silahların kullanılmasını kınıyor.” dedi. Sayın Kasımi bu yetmez. Samimiyetiniz ancak Beşar Esed rejimine ve katillerine dur demek, bu güne kadar yaptıklarını kınamak ve onlara olan desteğinizi kesmekle olur.
Lanet olsun Esed rejimine destek olanlara.
Lanet olsun katliamları sözde kınayanlara.
Lanet olsun Hakka rağmen batılın yanında yer alanlara.
Lanet olsun mazluma sırt çevirenlere.
Lanet olsun üçbuçuk Siyonist’in kuklası haline gelen Birleşmiş Milletlere.
Lanet olsun çağdaş Mısır Firavunlarına.
Lanet olsun Siyonist yandaşlarına.
Lanet olsun Gazze-Filistin katillerine.
Lanet olsun Doğu Guta katillerine.
Ve lanet olsun haksızlık karşısında susanlara…
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Irak'ta ABD'li gazeteci kaçırıldı
01.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026