Özellikle sol çevrelerde Mazlumder'in devlet güdümünde, eski hassasiyetlerini kaybetmiş bir insan hakları örgütü olduğunu okumaya, dinlemeye hala devam ediyoruz.
Yanlı duruşları tescilli insanların, ağzınızla kuş tutsanız tutumlarını değiştirmeyeceğini, çünkü dertlerinin dürüst bir hak arayışı, adil şahitlik ihtiyacı olmadığını biliyoruz. Ama genel duruşu böyle olmayan, vicdan sahibi olarak bildiğimiz pek çoğunun da bu adaletsiz koronun sesini gürleştirdiğine tanık olmak insanı ister istemez yaralıyor.
Mazlumder'in 30 yılı aşkın süredir verdiği insan hakları mücadelesi olağanüstü fedakarlıklarla gerçekleşmiştir; çünkü Mazlumder hiç bir fondan yardım almayı kabul etmez, gönüllülerinin mütevazı aidat ve bağışlarıyla zaman zaman kirasını bile ödemekte güçlük çekerek yoluna devam eder.
Mazlumder her dönemde cesaretle hak ihlallerinin üzerine gitmiş, iktidarda kimin olduğuna bakmaksızın adil şahitlik görevini yerine getirmeye çalışmıştır. 28 Şubat'ta başörtüsü mağdurlarının, 16 Eylül'de Mahsa Amini'nin sesi olmuştur. Ne Filistin'de yaşanan zulmü, ne Suriye'de yaşanan kıyımı, ne Cumartesi Anneleri'ni, ne seçme ve seçilme hakkı gasp edilen Can Atalay'ı, ne seçim otobüsünden kürtçe şarkı yayınlaması engellenen HDP'yi, ne Şemdinli / Şapatan köyünde özel harekat polislerinin zulmüne maruz kalan köylüleri..... görmezden gelmemiştir.
Mazlumder tüm bu emekleri büyük bir yüreklilik ve tarafsızlıkla ortaya koymaya çalışırken aslında belki de (en azından Türkiye'deki) hiç bir insan hakları örgütünün yaşamadığı göz yaşartıcı bir yalnızlaş(tır)mayı da sineye çekerek yoluna devam etmektedir. Hak ihlalleri konusunda duyarlı olarak nitelendirilebilecek pek çok isim / kurum girişte ifade ettiğim üzere zaten adaletsiz bir ambargo uygularken, diğer taraftan içinden çıktığı "müslüman mahalle" de (çoğu kez) Mazlumder'i ağır şekilde, eleştirmekte, suçlamaktadır. Yani Mazlumder'in, duyarsızlaşmış, adalet duygusunun kaybetmiş, kendinden olmayanın uğradığı zulme seyirci kalmayı siyasal hatta bazen dini bir erdem olarak görecek şekilde dönüşmüş olan "müslüman mahalle"de de yaygın bir dayanak / destek bulması zor rastlanır bir şey haline gelmiştir.
Bu durumun diğer insan hakları savunucusu örgütlerin pek yaşamadığı bir ızdırap olduğunu söylemiştim. Öyledir; çünkü onlar genelde "taban" olarak adlandırılabilecek yaygın bir toplumsal desteğe sahiptir çoğunlukla. Yalnız değillerdir, dertlerini Musa'ya anlatamazlarsa, İsa'ya anlatabilirler. Ama Mazlumder ne Musa'ya ne İsa'ya yaranabilir...
Bir yanda Kürt dilinde eğitim hakkını savundu diye pkkci, Suriye'de islami örgütlerin yol açtığı zulümleri dile getirdi diye şebbiha, Mahsa Amini'nin ölümüyle anılır olan "başörtüsü zulmünü" kınadı diye İran İslam Devrimi karşıtı... ilan edenler, diğer tarafta attığı twitlere, basın açıklamalarına bakıp incelemeden, kulaklarına fısıldanan yalan yanlış bilgilerle Mazlumder'i muhafazakar, devlet yanlısı ilan edenler...
Gerçekten kolay değil, ızdırap dolu, yürek dolu bir yolculuktur bu. Biz adil şahitlik yapıp denize atmaya devam edeceğiz, balık bilmezse Halık bilecektir, vesselam.
İspanya, Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı
16.04.2026
Slovenya, NATO'dan çıkmayı tartışıyor
16.04.2026
PKK'lılar 4 kategoriye ayrılacak
23.03.2026
İHA pilotluğu için 54 bin kişi başvurdu
23.03.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026