metrika yandex

ETNİK ŞEHVETİN DİLİ...

05.09.2020
Güven AKINCI

Diyelim ki, Mersin yörüklerinden fındık işçileri Sakarya’ya mevsimlik çalışmaya gittiler. Dün Mardin’den aynı bölgeye çalışmaya giden içinde  kadınların da olduğu guruba alçakça saldırıldığı gibi onlara da saldırılır mı(ydı)?
 
Soru bu! Bunun cevabı çok önemli. 
 
Benim cevabım evet!!
 
Evet Mersinli yörükler de olsaydı saldırıya uğrarlardı. 
 
Çünkü AKP-MHP koalisyonunun ülkeyi getirdiği yer; Gücü yetenin, gücünün yettiğini dövdüğü bir yerdir. 
 
Bu ülkede baskın ses; Dövüyorum çünkü dövebiliyorum, frekansıdır artık... 
 
Dövülenin kim olduğu önemli değil. Tek şart dövülecek kadar güçsüz olmasıdır. 
 
Daha dün seçilmiş milletvekilini dövmediler mi? Ana muhalefetin liderini yumruklamadılar mı? Pusu kurup gazelecilere saldımadılar mı?
 
Çocuklara, kadınlara, yaşlılara hatta hayvanlara çiçeklere böceklere şiddet haberlerini günaşırı evlerimize taşımıyorlar mı tv lerden?
 
Adeta elimizde çekirdeklerimiz her akşam insanların birbirlerini boğazlamasını izleyerek, haber bültenlerindeki pornografik şiddetin seyircisi kılınmaya itiraz dahi etmiyoruz. 
 
Eeeee!!?
 
Peki niye ısrarla bu şiddeti, bu yaygın alçaklığı etnisite üzerinden okuyorsun sevgili kardeşim?
 
“Kürtlere saldırdılar!!!” niye böyle görüyorsun? Neden işçilere saldırdılar diyemiyorsun?
 
O zaman saldıranın da etnik kökenini bulup çıkaracaksın ortaya!
 
Eğer fail türk değilse “Türk”ün üzerine yapıştırmayacak yapışmasına müsade etmeyeceksin. 
 
Bursa’da geçenlerde pazarcı esnafı tarafından döve döve öldürülen Suriyeli, mülteci ve işçi genci hatırladınız mı? Nasıl unutursunuz?
 
Mülteci bir kadının taciz ve tahkir edilmesine karşı çıktığı için beş kişi darp edip öldürmüşlerdi hani..işte o katil pazarcılar kürttüler!
 
Yine Sakarya’da birkaç yıl önce, 8 buçuk aylık hamile Suriyeli genç kadını tecavüz edip öldürmüşlerdi. Hatırladınız mı? O katiller de Balkan kökenliydiler. 
 
Katilin, zorbanın, alçağın etnisitesi söylenmez. Bu hiçbir topluma yakıştırılmaz. Katil demek, zorba demek kâfidir!
 
ÇAĞ
 
Kahredici tanıklıkların çağı bu Çağ,
 
duygusal çaresizliklerimiz ile besleyip,
 
kayıtsız bir küstahlıkla büyüttüğümüz,
 
içinde küçücük çocukların öldüğü,
 
lanet bir çağ bu!
Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Abdullah Piroğlu

23.09.2020

Şükürler olsun ki olaylara etnik değil insani bakış açısı ile bakanlar hala varmış. Demek ki umut var. Teşekkürler.
Ece Oğuzalp

08.09.2020

Uzaklardan esintiler gelirken/ Duydum arasında ılık bir sesi/ Yumdum gözümü, sıcak damlalar düştü içime/ Yutkundum, gönlümü göklere çevirdim. Çağrıyı duydum ve evet, dedim/ Işıldayan bakışlarda saklanmış umutlara/ Ne okuduklarım ne yazdıklarım ne ozanlığım/ Tutmadı elimden yalnızdım yine yalnız. Sorsaydı birisi doğrudan, hanfendi adınız/ Beni kimliklerimde bulamazdınız/ Sizin olsun verdiğiniz adlarınız/ Göz bebeklerime dek damgaladığınız. Kimeydi, kime soruyordunuz, Nasılsınız/ Nasıl olayım, iç güveysinden de kötü/ Desem durumum canlanır mı düşüncelerde/ Desem ki çok yoruldum çok geçen günler geçmeyen mevsimlerle... güzel yazınız için teşekkürler
mehmet ali öner

08.09.2020

Bu yazı burada duruyor.. Tarihe kayıt düşsün için.. Halimiz nice olacak demeyin, okuyun önce!