15 Temmuz devrimi üzerinden üç sene geçti. O gün yaşanılan olaylarla ilgili herkes kendi cephesinden analizler yapmaya ve sonrasında oluşan krizi kendi menfaati doğrultusunda yönetmeye azami gayret göstermekte.
Bu konuda İslami hareket/ İslamcılar nasıl tavır geliştirdiler ? Sorusu, üzerinde durulması gereken bir husus olsa gerektir.
İslami hareket, kimi çevrelerce, kendi özgün ve bağımsız çizgisini korumak adına, yaşadığı coğrafyada kendi dışında gerçekleşen kirli politik gelişmelere ve bu kirli mekanizmaların ürettiği sorunlara ilgisiz kalmakla suçlanmıştır. Bu eleştirilerin kısmen haklılık payı olmakla birlikte, bu çevrelerin İslami hareketin bütüncül İslam algısını yeterince kavrayamamaları sonucunda isabetsiz, çoğu zamanda art niyetli yaklaşımlarını da görmezden gelemeyiz.
15 Temmuz günü çok az sayıda kişi dışında İslamcı gruplar tam kadro meydanlarda idi. Birilerinin o dönemde ülkenin içinden geçtiği zor koşulların , içeriden ve dışarıdan iktidarın karşı karşıya kaldığı öldürücü tehditlerin sonucunda; Yenikapı ruhu tezini ortaya atması ve 15 Temmuz gecesi bir avuç darbeci dışında her düşünceden Türkiye halklarının darbe/ işgal girişimine karşı direndiğini söylemesi gerçekleri tam yansıtıyor mu sizce ?
Milyonlarca kişinin meydanlara indiği bir günde elbette farklı görüşlerden erdemli birtakım insanların bulunması mümkündür ve öyle de olmuştur. Bu durum o milyonların ezici çoğunluğunu inançlı insanların oluşturduğu gerçeğini asla perdelememelidir. Nasıl ki gezi kalkışmasında bir avuç dindar! kişinin meydanlarda boy göstermesi bu kalkışmanın laikçi mezhepçi kimliğinde asla bir şüphe oluşturmuyor ise, 15 Temmuz Müslüman halk devrimi gerçeğininde farklı gerekçelerle sulandırılması asla kabul edilmemelidir.
Bu noktada İslami hareketin olayı değerlendirmede ki ürkek duruşu endişe vericidir. O gün en kritik yerlerde en önde mücadele eden, tamamen İmani bir duruş ve söylemle kitlelere cesaret veren ve bedel ödeyen müslümanlar nedense çok çabuk bir şekilde kendi yazdığı destanı başkalarının manipüle etmesine göz yumar hale gelmiştir.
Halbuki 15 Temmuz gecesi İslami hareket ile inançlı geniş kitleler arasında var olduğu sanılan ya da oluşturulmaya çalışılan duvarların yapay/hayali olduğu ortaya çıkmıştır. Varoluşsal bir krizde birileri bankamatiklerin benzin istasyonlarının vs. önünde cem olurken, en büyük dayanakları İman/Fıtrat olan geniş Müslüman yığınlar, Cemaat Cemaat tankların namluları önünde toplanıyorlardı. Bu tablo yaşadığımız toprakların vazgeçilmez hakikatinin ve yegane harcının İslam/ iman olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştu.
Tablo bu iken, politikacılar, derin devlet, zinde güçler bu kırılma noktasını ve ortaya çıkan enerjiyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmak isteyebilir ve istemiştir de. Bu durumda İslami harekete düşen bir kenara çekilip olayları seyretmek mi olmalı? Yoksa halkın O gün ortaya koyduğu, belkide ilk kez kendinde keşfetme imkanı bulduğu İman merkezli gücüne sahip çıkması için yol gösterici mi olmalıdır ?
On yıllardır biriktirdiği tecrübesini aktarması için bundan daha büyük bir fırsat düşünülebilir mi?
Aslında iktidarla kuracağı iletişim şekli açısından da 15 Temmuz İslami harekete büyük imkanlar sunmaktadır. Köhnemiş laikçi zihniyetin prangalarından ve küresel çetelerin dayatmalarından " dünya beşten büyük" söylemini ete kemiğe büründürerek kurtulabileceğimizi başka kim ortaya koyabilir ki ?
Resmi söylem birlik beraberlik vurgusunu kendi kavramsallaştırmaları aracılığı ile yaparken, Yenikapı'yı gözönünde bulundurma ihtiyacı duysa bile, 15 Temmuz gerçeğine aykırı bir dilden uzak durmak zorundadır. İktidar/devlet İslami hareketin kendine özgün ve hakikate uygun söylemlerini de yol gösterici ve ufuk açıcı birer gerçeklik olarak ele almalıdır.
Abdestini alıp sokağa çıkan, tekbirlerle mermilerin üzerine yürüyen, şehadeti baş tacı eden milyonların destanını, çok kısa bir sürede ters yüz edip seküler bir forma çevirmek, lazım olduğunda dini soslarla servis yapmak kimsenin faydasına olmayacaktır. Bunu engellemekte tüm Müslümanların boynunun borcudur.
İslami harekete ve tüm inançlı insanların üzerine düşen görev, 15 Temmuz devriminin her alandaki hikayesini yazmayı kendilerine görev edinmeleri olmalıdır.
Hani nerede yazdığımız yüzlerce şiir, roman, tiyatro eseri. Tüm dünyada seyredilebilecek filmlerimiz, dilden dile dolaşan ezgilerimiz. O günün sosyo-psikolojisini raporlaştıran akademik makalelerimiz, geleceği kuracak düşünce mekteplerimiz.
O gün canını vermeye hazır olduğu gibi bu günde her platformda hakikati söylecek adaletin şahitliğini yapacak yiğitlerimiz...
Çocuklarımızı yetiştirirken x,y,z kuşakları gibi tanımlamaları değil kanlarımızla yazdığımız 15 temmuz gençliği kavramını kullanmalıyız.
Eğer biz istikamet üzere kalarak hakikatin şahitliğini yapmaya devam edebilir ve gerçekleri çocuklarımıza aktarabilirsek, 15 Temmuz gençliği, Rabia gençliği ile birlikte yalnız Türkiye'de değil tüm dünyada umudun adı olacaktır.
Yazarımızın Konu ile İlgili Yazısının Diğer Bölümleri İçin Tıklayınız:
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-isa-ozcelik-islami-hareket-uzerine-8-yerlilik-953
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-isa-ozcelik-iktidar-statuko-degisim-islami-hareket-uzerine-7-909
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine-6-devlet-ve-cemaatlerle-olan-iletisim-873
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine-4-muhtemel-olusum-manzaralari-797
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-olusum-manzaralari-3-775
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine--2-ilkeler-732
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine-1-699
http://www.hertaraf.com/koseyazisi-isa-ozcelik-islami-hareket-uzerine-8-yerlilik-953
http://hertaraf.com/koseyazisi-islami-hareket-uzerine-9-cikis-yolunun-adi-islah-ekolu-1000
Kur’an dervişi Kemal Kelleci vefat etti
16.09.2026
Maduro'nun Eşinden Ev Hapsi Talebi
15.09.2026
Şam’da tarihi açıklama: SDG feshedildi
26.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026