metrika yandex

Haberler / Söyleşi

Vecdi Guneym : İsrail’le Normalleşme Süreci Masa Başında Hazırlanmış Ve Eskiye Dayanan Bir Stratejidir.

08.10.2020

Vecdi Guneym : İsrail’le Normalleşme Süreci Masa başında hazırlanmış ve eskiye dayanan bir stratejidir.

Arap Dünyasında tanınan Âlimlerden Mısırlı Vecdi Guneym ile Mısırda ki son durumla ilgili ve Arap dünyasına ilişkin konuların ele alındığı kısa bir röportaj gerçekleştirdik. Vecdi Guneym yaptığı birçok söyleşilerle Arap Dünyasında oldukça iyi tanınan bir isim. Kendisi siyasi sebeplerden dolayı Türkiye de yaşayan Vecdi Guneym Mısırda ki Askeri rejim tarafından hakkında idam kararı verilmiş durumda. Sitemizin  Yazarı Sayın Hasan Kanat’ın kendisiyle yaptığı bu kısa röportajı sizlerle paylaşıyoruz

Söyleşi : Hasan KANAT /Hertaraf Haber

H.K: Öncelikle sizinle görüşme isteğini kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. İlk olarak, Mısırda ki gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Vecdi Guneym: Bende teşekkür ediyorum davetiniz için. Mısırda yaşananlarla ilgili olarak, Halkına karşı zulüm işleyen ve yalan söyleyen, tabiri caizse ülkeyi bir elinde silah diğer elinde sopayla yöneten Mücrim Sisi’nin sonunun başlangıcı olarak görüyorum. Bu mücrimin yanında duran bazı hainler halkın vergileriyle satın alınan silahları düşmana yöneltecekleri yerde halkın kendisine doğrultmuşlardır.

Ülkede işlenen bu suçun taşıyıcılığını polis güçleri, yargı ve olup biteni sürekli manipüle eden basın yapmaktadır. Bazıları, mısırda yaşanan bu hareketliliğin çok zayıf olduğunu ve başarılı olamayacağını söyleyebilir. Ancak Ülkede yaşanan bu hareketlilik, insanların üzerine örülmüş korku duvarının yıkılmasının başlangıcıdır. Bu korku duvarı yıkıldığında insanlar akın akın bu hareketliliğe katılacaktır. Temennim odur ki, bu gelişmelerin mısır topraklarını Siyonistlere peşkeş çeken mücrim sistemin sonunu hazırlamasıdır. Bu tür süreçlerde en önemli şey, umut ve sabırdır. Mısır bildiğiniz gibi İslam Dünyası için her anlamda önemli bir yerdir.  Mısır, İslam dünyasında neler olup bittiğini anlamamız noktasın miheng noktasıdır. Emperyal güçler ve Siyonist düzen Mısırın bu özelliğini çok biliyorlar. Mısırda yaşanan her gelişme dalgalar halinde diğer Arap Ülkelerinde etkisi göstermektedir. O yüzden Ümmetin Çocuklarının yeniden izzetini, onurunu ve şahsiyetini kazanması için başlatılan hareketi baltalamak için Mısır tarihinin ilk seçilmiş cumhurbaşkanına darbe düzenlediler ve katlettiler. Tarihte bize göstermektedir ki bu tür süreçler umut ve sabır gerektiren süreçtir. Hâlihazırda Mısırda ki mevcut darbeci yönetimin sebep olduğu durum sürekliliği ve yaşanabilirliği olmayan olağanüstü bir durumdur. Her ne kadar bu zulmün devam etmesi için çalışılsa da yine tarihin bize gösterdiği üzere, adaletsiz ve zulüm üzere olan her sistemin yok olması kaçınılmazdır.

H.K: Bazı Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine dönük siyasetini nasıl yorumluyorsunuz?

Vecdi Guneym: Öncelikle Topraklarınızı işgal etmiş bir düzenle Normalleşme adı altında bir siyaset izlemeniz dini anlamda batıl bir girişimdir. Hepimizin bildiği üzere 1916 yılında, Fransa ve İngiltere’nin başını çektiği Sykes-Picot anlaşmasıyla Arap ülkelerinin sınırları harita üzerinde yeniden çizildi. Örneğin Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin bu harita çizilmesi ve taksim edilmesi sürecinde hiçbir inisiyatifleri olmamıştır. Bu anlaşmayla birlikte Arap ülkeleri birer kukla haline getirilmişlerdir. Bu ülkelerin Emperyal güçlerin herhangi bir kararına hayır diyebilme ihtimalleri yoktur. Bir Arap ülkesini Ziyaret ettiğimde o ülkenin Milli Eğitim Bakanıyla bir görüşmem olmuştu. Okul kitaplarının müfredatının nasıl hazırlandığıyla ilgili kendisine sorularım olmuştu. Sohbetin sonunda kendisi müfredatın hazırlanma aşamasında her bir konunun ve maddenin Amerikan Müsteşarların denetiminde gerçekleştiğini, onların onayı olmadan hiçbir içerik hazırlamalarının mümkün olmadığını söylemişti. Çoğu Arap Ülkesinde durum budur. Her anlamda bağımlılık söz konusudur. Öyle bir korku çemberi yaratılmıştır ki yeni bir öneri yâda fikrin ortaya atılmasının önüne geçilmiştir. Konumuza dönecek olursak, İsraille Normalleşme süreci yeni bir olgu değildir. Bu durum geçmişe dayanmaktadır. Masa başında hazırlanmış ve eskiye dayanan bir stratejidir.

Siyonistler Arap ülkelerinde ki sözde liderlerin her birinin kukla olduğunu Ülke söz konusu olduğunda bu liderlerin hiçbir insiyatifleri olmadığını bilirler. Ancak şunu söylemeliyim Arap Halkları açısından bu anlaşmanın hiçbir kıymeti yoktur. Arap Halkları olan biten her şeyin farkındadır. Yapılan bir kamuoyu araştırması halkın %99’nun liderlerinin Emparyel güçler tarafından başa getirildiğini ve bu liderlerin inisiyatiflerinin olmadığını görüşünde olduklarını gösteriyor. Arap Ülkelerinde belli bir süre yaşamış olanlar bilirler ancak bu konuda tecrübesi olmayan için şunu söylemek isterim. Arap Ülkelerinde ki durum dışardan bakıp ta anlaşılamaz. İçerisinde öyle bir korku İmparatorluğu yaratılmıştır ki, Arap Halklarının kendine olan güveni yok olmuş, şahsiyeti ezilmiş, onuru ayaklar altına alınmıştır.   George Orweel 1984 romanındaki gibi insanların üzerinde Sistematik olarak bir baskı uygulanmaktadır. Büyük abi hayatın her alanında kendi varlığını hissettirir. Evet dediğim gibi normalleşme projesi kâğıt üzerinde zaten mevcuttu. Bu dönem bu anlaşmanın uygulama aşamasına geçildi.

H.K: Arap İslam dünyasının içinden geçtiği bu dönemde ahlaki bir çöküşün yaşandığı gözlemleniyor bu konu hakkında ki fikirlerinizi öğrenebilir miyim?

Vecdi Guneym: Yaşanan bu ahlaki çöküşün en büyük pay sahipleri, Ülkeyi istibdat rejimiyle yöneten başkalarının güdümünde olan sözde liderlerdir. Şunu bilmeliyiz ki ahlak dediğimiz şey özgür tercihin olduğu yerde gelişir. Özgürlüğün olmadığı yerde ahlak yeşermez. Sürekli olarak yukarda ki büyük abinin baskısına ve gözetimine maruz kalanlar, yaptıkları gayri ahlaki şeylerin sıkıntısını vicdanlarında hissetmezler. Ne yazık ki şunu esefle söylüyorum ki Arap Ülkeleri Dindarlığını en çok ortaya koyan ve aynı zamanda yolsuzluğun, rüşvetin, adam kayırmanın vs. gibi çeşitli ahlaki marazların başında yer almaktadır.. Bu iki zıt durum nasıl bir vücutta çok bariz bir şekilde bir araya gelmektedir. Elbette ben toplum bilimci değilim söz konusu meselenin birçok farklı boyutları vardır. Ancak âcizane kanaatim, hayatıyla ilgili karar verme konusunda özgürlüğü elinden alınmış, dolayısıyla sorumluluk duygusu gelişmemiş insanların oluştuğu bir toplumda, Ahlaki erozyon kaçınılmazdır.  Özgür seçimin olmadığı yerde Ahlakın esamesi okunmaz. Özgür irade olmadan eylem ve seçimden söz edilemez. Özgür iradenin olmadığı yerde, eylem ve seçim değil, sadece davranış söz konusudur. Sadece davranışın olduğu yerde insan Pavlov’un köpeğine dönüşür. Yani insan, belli bir etki sonucunda belli bir tepki veren ve kendi yolunu çizemeyen bir canlıya dönüşür. Ben bu anlamda Her türlü istibdat rejiminin Ahlaki çürümenin baş müsebbibi olduğunu düşünüyorum. Elbette bu sistemin en öneli ayaklarından biride, medyadır. Söz konusu çürümede Medyanın etkisi göz ardı edilemez. Şöyle bir örnek vereyim: Medya ülkede bir Futbol karşılaşması üzerinden taraftarların adeta cihadi söylemlerle zafer, şeref, cesaret gibi kavramlarla birbirine kızıştırıyor. Ayrıca seviyesi oldukça düşük, programların empoze edilmesi de bu Ahlaki erozyonun sebeplerinden biri. İnsanların zihinlerinde bu tür ulvi kavramlar. Farklı bir alana tevdi edilerek içi boşaltılıyor ve sahtelikler üretiliyor.

Peki, bu durumdan çıkış noktası nedir diye soracak olursanız. Düştüğümüz yerden yine kalkacağız yani Ahlak ile. İslam’ın bir yaşam biçimi olarak önerdiği Ahlak ile ancak bu krizden çıkabileceğimize inanıyorum. Elbette bu bahsettiğim İslam ahlakına dönüş sadece duygusal anlamda bir öneri değildir. Bu ahlakın zemini, düzgün siyasetçilerin yetiştiği, Ekonominin ehil insanların elinde olduğu, İnsanların sorumluluk aldığı ve şahsiyetlerinin özgür bir zeminde geliştirebileceği, insanların sadece tükettiği değil ürettiği bir toplum modeli yaratmaktan geçiyor. Dış koşulları iyileştirmeden, Ahlaki davranışın zemini oluşmaz. Konu oldukça uzun ve ayrıntılı bir konu ben bunları söylemekle yetineceğim

H.K Doktor Vecdi Guneym bu röpörtajı gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum

Vecdi Guneym: Bende çok teşekkür ederim buradan tüm Türk okuyucularını da selam ve muhabbetlerimi iletiyorum. Doğduğum büyüdüğüm topraklardan 5 senedir uzaklardayım ancak banayakınlık duyan ve kendimi gurbette hissetmemem için yardımcı olan bu kerim halka şükranlarımı sunuyorum 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş