OD
Dört kuyusu vardı od’un, üçü çıkmaz biri de olmazsa olmazıydı. Önce üçünü anlatalım bakalım sözcükleri küstürmeden, yorup düşürmeden becerebilecek miyiz?
Üçü de hayatının belli zaman aralıklarında girmişti od’un dünyasına. Siz ihtiyaçtan deyin, biz yalnızlıktan. Aradığını bulamamak, bir araya gelip de ortak nokta tutturamamak, aynı şarkıda bir yudum kahveyi yudumlayıp ama yine de vaad edilmiş olan kırk yılın hatrını hiçe saymak, bazen haketmeyene küfürler sallamak, bazen de çok bekleyene şiirler yazmak, sonra içinden gelmeyerek kelimeleri çarpıştırmak, paramparça olanı toparlayamamak, bir müptezel olup yer bulamamak... Hüznün nedenini bulamamak, yoruldukça yorulmak...
Küçük, küçücükken ne heyecanlar vardı içimizde zaptedilemeyen tıpkı deli taylara benzeyen. Büyüdük, büyüdükçe de azaldık, zorla da olsa dizginledik içimizde büyüttüğümüz deli tayları. Acemisiydik hayatın, sonrasında güya tecrübeler yığdık üst üste. Fotoğraf karelerinde gülümsedik, oysa ne sırlar sakladık o masum gülümseyişlerde. Sırlarımız kanadı ama acımadı. Yüzümüzde yıllara ait yığınla çizgi vardı artık. Her birinin birer de hatırası, olmazsa olmazdı zaten.
Bir kere yedi ya insanoğlu o yasak meyveyi, iflah olmuyor artık. Ateş varsa elbet kül edecek bir şey bulunur. Dünyaya ait zaman diliminde kendimize ait olan zamanı kullandığımız vakitler vardır. Kimisi çok kıymetli, kimisi de sirayet ettiği an itibariyle tehlike ve korku dolu. Sonra kavga başlar içinde, taa en derinde. Batar acıtır, siz hasret dersiniz bizse hançer. Kimse kimseyi bu hale getirmez, bile isteye oluşturmuşuzdur eserimizi. Hatta imzamızı bile atmışızdır artık bir müellif olarak. Son pişmanlık fayda verecek midir acaba?
Kirli bir camın arkasında ne görüyorsak, içimizde o vücut bulacaktır elbet.
İşte şimdi tam sırasıdır en başta geçen dördüncüyü anlatmak. O ki varoluş sebebimiz, O ki hem rahman hem de rahîm olan, O ki her türlü müşkülden kurtaran, O ki şeref verip yükselten, O ki her şeyi en iyi işiten, O ki gizli açık her şeyi en iyi gören, O ki bütün kainatı idare eden, O ki zalimlerin cezasını veren, O ki ceza vermekte acele etmeyen, O ki olmuş ve olacak olandan haberdar olan, sana açtık ellerimizi yaa Rab.. Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan ya Rab..
Bağışla bizi, merhametini esirgeme, bizi şeytandan ve kötülerden esirge ya Rab, bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızdan affet...
ELİF İSMAİLOĞLU – (İKTİBAS DERGİSİ 497. SAYI / MAYIS 2020)
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
4 PKK'lı teslim oldu
11.05.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -6 ÜSTÜN BOL 03.06.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026