metrika yandex
  • $32.64
  • 35.41
  • GA18850

Haberler / Ankara Analiz

HÜDAPAR Genel Sekreteri Şehzade Demir: Değerlerimiz ile Batı Arasında Tercih Yapmak Zorundayız

01.05.2020

Hüdapar Genel Sekreteri Şehzade Demir Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın okuduğu hutbe sonrasında Ankara Barosu ve Bazı STK’ların verdiği tepki üzerine Hertaraf Haber’e açıklamada bulundu.

Şehzade Demir, bu olayın, çok iyi okunması gerektiğini belirterek, İstanbul Sözleşmesi ve Aileyi Koruma Kanununun  yürürlükte kalmaya devam ettiği sürecei sonuçlarının nerelere varacağını kestirmenin zor olmadığını ifade etti. HÜDAPAR Genel Sekreteri Demir;  kendi inancımız, ahlaki değerlerimiz ile batı arasında bir tercih yapmak zorunda olduğumuzu vurgulayarak  , bu olayın hükümetin yanlışlarını anlamasına vesile olacağını  ve gerekli adımları atması gerektiğini vurguladı.

HÜDAPAR Genel Sekreteri Şehzade DEMİR’in Hertaraf Haber’e yaptığı  açıklamada: “Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali Erbaş hoca şer-i hukukun ve sünnetin kat-i bir şekilde önünü kapattığı sapıklıkların dini boyutlarını izah ettiği bir hutbe irat etti. Modern tıbbın insan sağlığına verdiği ağır zararlarını ortaya koyduğu, genel ahlakın da özellikle nesli heba etmesi ve insan fıtratını bozması boyutları ile ‘sapıklık’ olarak nitelediği ahlaksızlıklar elbette mahkûm edilmeli ve toplum onların zararları hakkında yeteri kadar bilinçlendirilmelidir. Bu nedenle sayın hocamızı takdir ve tebrik ediyoruz.

Bu toplum, sonuna kadar Ali Erbaş hocanın arkasındadır. Zira dinin de toplumun da neslin de ifsat olmasına neden olan bu marazların hiçbir meşruiyetinin ve izahının olmadığını bütün açıklığıyla izah etmesi takdire şayandır. Gelişmeleri beraber takip ediyoruz; sapıklar ve sapıkların arkasında olanlar kıyameti kopardı. Mesele halen tartışılmaya devam ediyor. Ancak yine meseleyi yanlış taraftan tutuyoruz. Tepkiler yanlış adrese gidiyor. 

Bu sapıklıklara siyasi ve dini mercilerce verilen bu tepkiler hakikaten çok gecikti. Çok daha önce bu tepkiler ortaya konulmalı ve “sapıklık” teşhir edilmeliydi. Hükümet, yıllardan beri bu sapkınlıklara yasal zeminler oluşturup koruma altına aldı. Yaygınlaşmasını meşrulaştırdı. Aile bakanının bir twit ile Ali Erbaş hocaya destek çıkması ise bize göre trajikomik bir durumdur. İlk günden beri İstanbul Sözleşmesinin en hararetli savunucusu, 6284 sayılı Aileyi Koruma Kanunun ilgili maddelerinin değişmesine karşı amansız mücadele veren ve süresiz nafaka düzenlemesinin beş yıla çekilmesine dahi şiddetle tepki gösteren sayın bakan, Ali Erbaş hocanın yanında olduğunu twitter hesabından ifade etmiş. Oysa sayın bakan, Ali Erbaş hocaya sahip çıkmanın bir twit ile mümkün olmadığını herkesten daha iyi biliyor.

Bu konuda hassasiyet ortaya koyan çevrelerin tavırları elbette çok değerlidir. Ancak sonuç alabilmek için sapkınlıklara bu dokunulmazlığı, bu zırhı, bu la yüs’elliği sağlayan odaklara, yetkililere ve elbette ki hükümete tepkiler gösterilmelidir. Ali Erbaş hocaya sahip çıkmak; her şeyden önce ona suç duyurusunda bulunmaya gerekçe oluşturan mevzuatı değiştirmektir. Başka türlü destek olmak, bağırıp çağırmak ve medyada boy göstermek abesle iştigaldir. Aileyi Koruma Kanununu da, İstanbul Sözleşmesini de bu hükümet getirdi. Sapıklığa, zinaya, flörte yasal güvenceler oluşturuldu. Öte taraftan genç yaşta evlenmek yıllarca zindanlarda çürümeye yeterli görüldü. Aileleri dağıtıldı, yuvaları yıkıldı.  Şimdi Allah’ın ayetlerini savunmak dahi suç haline getirilmek isteniyor.

Bu olay, çok iyi okunmalıdır. İstanbul Sözleşmesi ve Aileyi Koruma Kanunu yürürlükte kalmaya devam ederse sonuçlarının nerelere varacağını kestirmek zor değil. Biz kendi inancımız, ahlaki değerlerimiz ile batı arasında bir tercih yapmak zorundayız. Umarım bu olay, hükümetin yanlışlarını anlamasına vesile olacak ve gerekli adımları atacaktır” dedi.

Fuat Taşcı – Hetaraf Haber / Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş