metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

Hayatın İçinden: Hüznün ve Gurbetin Hikâyesi / Betül Sena ATEŞ

21.11.2022

Öykülerini Anadolu coğrafyasının mayası ile yoğuran, Türk edebiyatının ve hikâyeciliğinin "Kutlu" isimlerindendir Mustafa Kutlu. İlk baskısı 2006'da yayınlanan Menekşeli Mektup adlı eserinde "Menekşeli Mektup", "Hacca Gidebilmek" ve "Kan Üstüne Kan Damlar" adlı üç hikâye yer almaktadır. Türkçeyi duru bir su gibi hikâyelerine damıtan yazar, eserde dili ustaca kullanır. İlk hikâye kitaba da ismini veren Menekşeli Mektup'tur. Ardından Hacca Gidebilmek ve Kar Üstüne Kan Damlar adlı hikâyeler gelmektedir. Eser, aşk, hüzün, gurbet, vatan, yolculuk, insan yalnızlığı gibi temalarla inşa edilmiş; yazarın hayat bilgileri, tecrübeleri ve insan tahlilleri ile harmanlanmıştır. Hikâyelerde değişken mekanlar kullanılmakla birlikte, kahramanın yolculuk hâli üç hikayede de işlenmiştir. Kahramanlar bedenen insanlarla kuşatılmış bir çağda ruhen yalnız olan, aşkın ve gurbetin derin melâlini taşıyan, iyi niyetli fertlerdir. Hikayelerse hüzün teması etrafında bir araya gelirler.

Eserin ilk hikâyesi olan Menekşeli Mektup, bir Postacı'nın evlilik ve trajik aşk hikayesi ekseninde şekillenmektedir. "Talihsiz bir evlilik" denemesinde bulunmuş olan postacı, bir süre tek başına yaşadıktan sonra amcasının aracılığıyla genç bir kız ile evlenir ve olaylar başlar. Evlendiği genç kızın bir süre sonra sevdiği adama kaçması ile mecnuna dönen postacı, yalnızlığına geri döner. Menekşe pullu mektuplarını taşıdığı Almanya'ya çalışmaya giden Ahmet Ferit Bey'in eşi Gülfem İncila hanıma hayranlık duymaya başlar, ardından aşık olur. Hikâyede postacının tek taraflı aşkı, Ahmet Ferit Bey'in hasretinden deliye dönen İncila hanımın eşine olan sadakatine şahit oluruz. Hikâyede sık sık araya girerek okurla hasbihal eden Kutlu, geriye dönüşlerle okuyucunun bakışını eski bir ana çevirmektedir. Anadolu'nun dilini, kültürünü, yaşayışını, acılarını hikâyeye serpiştiren yazar; " - Muhabbet iki başlı olacak arkadaş. Tek taraflı oldu mu sakat. Kara sevdaya girer.

-Çaresi?

Hikmetli bir söz söylüyor kahveci:

-Ya tahammül ya sefer!" cümleleriyle postacının tutulduğu kara sevdayı anlatır.

Hacca Gidebilmek adlı ikinci hikâyede ise Kadir adlı bir tır şoförünün Mercedes 302 otobüs ile Hacca gidişi ve dönüş yolunda yaşadığı olaylar silsilesi anlatılmıştır. Hikaye günümüz insanı ahlak kavramı üzerine düşünmeye iten cinsten bir hikayedir. Kutlu’nun hikâyelerinin büyük bir kısmında işlediği insanlığın yozlaşması ve paranın kutsallık atfedilen bir araç olması, Hacca Gidebilmekte de işlenir. Kadir, Hac'da geçirdiği zaman zarfında insanları gözlemleme fırsatı yakalamış, dönüş yolunda geçirdiği kazada memleket insanının merhametine ve sağduyusuna şahit olmuştur. Hacca yolculuk yaparken aynı zamanda kendi içinde sefere çıkmış olan ve bu Hac yolculuğundan pek çok şey öğrenen Hacı Kadir "Her kişi hacca gidebilir lâkin ancak er kişiler hacı olur. Böyle biline...” diyerek Haccın insaniyet boyutuna işaret eden bir bakış açısı sunar okura.

Kitabın üçüncü ve son öyküsü olan Kar Üstüne Kan Damlarda ise savaşın ve ölümün soğuk yüzü işlenmiştir. Kısa ama etkileyici bir şekilde kaleme alınmış olan hikâye bir çerçeve hikaye ile başlar. Yıllar sonra gurbetten köyüne dönen bir genç, nişanlısına bir gül alması, nişanlı kızın hasta olması ve hastane yolunda kızın eline batan gülün karda kan damlaları bırakması ile hikaye Sarıkamış trajedisinin şahidi askerlere bağlanmıştır. Harekatına katılıp, Ruslara esir düşen iki Türk askeri. Hastalık ve ağır hava koşullarında düşmanla mücadele eden Berham Çavuş’un vatanı müdafaa etmek için ölümle yüzleşmesi, askerlerin tıpkı anlatının başında ölen genç kız gibi gencecik yaşta şehit olmaları, ölen genç kızın çeyizinin askerlere ihram olarak verilmesi savaşın acı yüzünü bir kere daha göz önüne sermektedir. Aziz askerin düşmana ve tipiye karşı mücadelesini ve sonu mutlak bir hüzünle bitecek bir hikâyeyi anlatır okura Kutlu. Hikâyede aşk, acı ve hüzün adeta içimize işlemektedir.

Anadolu hikayecisi Mustafa Kutlu; ölüm, ayrılık ve insan olmak üzerine okuruna çok şey anlatmaktadır. Yaşadığımız coğrafyayı ve bu coğrafyanın gerçekliklerini, hüzünleri, kayıpları, "tek başlı muhabbete" tutulanları, ölümün götürdüğü gencecik kızları ve oğlanları, doğru bir istikamet üzere yolda olanları okura tanıtır. Bize de hüznün ve gurbetin hikayesini dinlemek düşer. 

Kaynak: ASBÜ Kütüphane & Kitap Ekim 2022

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş