metrika yandex
  • $43.41
  • 50.35
  • GA44850

Haberler / Yorum - Analiz

GÖÇ ve GÖÇÜN ÇOCUKLARI / Hatun ÖZKÜMÜŞ

13.04.2022

Göç, hareketli bir varlık olan insanın bir yerden başka bir yere yerleşmek amacıyla gitmesidir. Göçün, özellikle de kitlesel göçlerin nedenleri arasında savaşlar, kıtlık, şiddet, doğal afetler ve daha iyi bir hayat standardı arama gibi unsurlar bulunur. Farklı gerekçelerle insanlar kendi ülkelerinin sınırları içinde yerleşim yeri değiştirerek iç göçü, başka bir ülkeye yerleşerek de göçü kabul eden ülke açısından da dış göçü geçekleştirmiş olurlar. Tarih boyunca devam eden göç olgusu hızını artırarak sürdürmektedir.

Göçün olumlu veya olumsuz sonuçları uzun yılları alan bir değerlendirme ile görülebilmekle birlikte, göç yolu ve göçün ilk yılları öncelikle göçü yaşayan insanlar için oldukça sıkıntılı, riskli, yorucu,  yıpratıcı hatta yıkıcı olabilmektedir. Aile fertlerinin kayıpları, dağılması, hastalıklar, maddi, manevi zorluklar, travmalar bazen de mağduriyetler bu süreçte daha çok görülebilmektedir.

Göçler sadece göçme eylemini gerçekleştiren insanları etkilemekle kalmaz. Göçü kabul eden toplumlar da göçün getirdiği yorucu süreçten ve problemlerden etkilenirler. Göçe kaynaklık eden yani göç veren toplumlardaki kişi ve gruplar, daha iyi sosyal, kültürel ve ekonomik şartlara sahip olmak beklentisi ile göç eylemine devam etmektedirler. Bu kişi ve gruplar umut yolculuğunda, yolculuğundaki dramları göze almış durumdadırlar.

Ancak onların gönüllü göçe talip olmaları, yaşayacakları zorlukları göze almaları, her toplumun kendine özgü geleneksel, sosyal, kültürel değerlere ve aile bağlarına sahip olmadıkları anlamına gelmemelidir. Her ne kadar taş yerinde ağır olsa da göç olgusuna öncelikle insan odaklı bakmaya ihtiyaç vardır. Bugün göçmenlerin kendilerinin ve iletişim halinde oldukları yakın çevrelerinin sosyal, kültürel değerler bakımından da etkileşim içinde olmaları beklenmektedir. Çünkü bu değerler silsilesi sosyal hayatın akışını kolaylaştırarak, güçlendirdiği görülecektir.

Göç sürecinin pek çok boyutunun yanında duygusal, dramatik, iyi bir gelecek umudu ile göç yolcusunun zorlukları üstlenme isteği öne çıkmaktadır. Konuya sadece göç sürecine katılmış aileler ve yakınları ile göçe ev sahipliği yapan çevre açısından bakıldığında bile konunun ağırlığı ve hassasiyeti anlaşılacaktır.

İnsan, kendisini ve tabiattaki diğer canlı, cansız tüm yaratılmışları koruma yönünde çalışabilecek güçte yaratılmıştır. İnsan, kendi varlığı için doğru bir çalışma içinde olursa, öteki varlıkların da iyiliğine hareket etmiş olur. Bu amaçla insanın hem kendisi, hem de çevresinin iyiliği için çalışmaya gönüllü olması ve bu yaklaşımın geliştirilmesi istenmelidir.

Öncelikle, insanın korunamadığı, insana veya diğer varlıklara karşı yerine getirilmesi gereken sorumlulukların yerine getirilememesi durumunda, olumsuz sonuçlardan sadece bir kişi veya kişilerden çok daha büyük grupların etkilenebileceği unutulmamalıdır.

Uzun yıllar aynı mahallede yaşayan insanlar genellikle birbirlerini tanırlar.  Bu tanıma beraberinde dostluk, yardımlaşma, birbirini destekleme ile beraber güven duygusunu da getirir.  Yapılan bu tür faaliyetler insanlar arası iletişim bağı kurmaktadır. Bilmek, tanımak aynı zamanda ne kadar güvende olduğunu hissetmektir.

Günümüzde, iletişim kavramı kişiler arası sorun çözmede etkili bir yöntem olarak kabul edilmiş olsa da sevgi, saygı, dostluk, hoşgörü, fedakarlık, yardımlaşma gibi alanlarda gönüllü olmak kültürel değerlerimiz içinde önemli bir yer tutar. Söz konusu olan zayıf gruplar ve çocuklar olduğunda ise onlara karşı diğer insanların şefkat ve merhamet taşımaları gerektiği anlayışı yine ayrı bir öneme sahiptir.

Çocuklar, savaşlar, göç, yoksulluk, cahillik, bağımlılıklar ve hızlı kentleşme ile modern yaşamın getirdiği hızlı değişimle gelen sorunlardan daha çok etkilenmektedirler. Ayrıca yetişkinlerin hayatın pratiklerine verdikleri anlam ile çocukların aynı hayattan ne anladıkları da farklıdır. Çocuklar yeni durumlara, değişikliklere çabuk uyum sağlasalar da dış etkilere kendi dünyaları içinde cevap ararlar. Onlar hızlı öğrenirler ve kısa sürede iletişim kurarlar. Ancak çocukların bütün bir hayatlarında kullanabileceklerini umduğumuz olumlu kişilik yapılarının oluşmasının beklendiği çocukluk çağlarında bütüncül bir bakışla onlara yardımcı olunmalıdır. Doğru bir anlayışla yetişmelerine yardım edilen çocuklar kısa bir süre sonra bizim yanımızda örnek bir kişi olarak yer alabileceği öngörülmelidir.

Her insanın içinde yaşadığı toplumun dilini en azından ihtiyaç duyduğu kadar bilmesi anlaması bir zorunluluk iken, aynı konu elzemi çocukların geleceğini de kapsamaktadır. Okuma, yazma etkinlikleri için de durum aynıdır. Okul çağı çocuklarının ve gençlerin öncelikle anadillerini ve eğer farklı ise çevrelerinde konuşulan dili iyi kullanmaları onların hayattaki başarılarının artmasının ön şartıdır.

Göçün çocukları, yeni bir dünyanın çocuklarıdır. Çünkü çocuklar içinde büyüdükleri ortamın hem parçası hem de yansıtıcılarıdırlar. Onlar ailelerinin kopup geldiği toprakların da aileleri ile birlikte yeni yerleştikleri sokakların da izlerini taşırlar. Göçle gelen çocukların eğitimi, sağlığı, bilgisi, görgüsü,   yaşantısı yeni çevrelerinin de bundan sonra bir parçası olacaktır. O halde bu durum göçle gelmiş çocuğun alacağı eğitimi, sosyal, kültürel çevreye katılımını mecburi kılar. Her çocuk bir değerdir. Bir çocuğun sağlıklı büyümesinde öncelikle onun çevresindeki yetişkinlerin sorumlulukları unutulmamalıdır. Çocukların bulunduğu ortamları sosyal, kültürel ve değerler bakımından zenginleştirilmesine çalışmak geleceğimizi güvence altına almanın yollarından biridir.  

Hz. Peygamberimizin ‘’güler yüz sadakadır.’’ Sözünü kendi ilkelerimizden biri olarak kabul etmeliyiz. Rengi, dili, kültürü, ne olursa olsun, kendilerinin veya anne babalarının doğdukları yerin neresi olduğuna bakmadan çocuklar; bizim çocuklarımızdır anlayışı taşımak yetişkinlerin sabrını ve fedakarlığını artıracaktır. Çocuklar kendilerine harcanan emeğin farkında olurlar. Çocuklar için gönüllülük ve iyi niyetle yapılan işler, onların sağlıklı kişilik geliştirmelerine yardım edecektir.

Temel ihtiyaçlarını karşılamak için çok çaba sarf ettiğimiz çocuklarımızın davranışlarını ve geleceklerini süsleyecek örnek davranışları onlara göstermekten uzak durmayalım. Çocuklara karşı sevgi, şevkat, hoşgörü göstermek ve bunun için gönüllü olmak biz büyüklere çok yakışır.

 HATUN ÖZKÜMÜŞ

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş