metrika yandex
  • $19.03
  • 20.81
  • GA0

Haberler / Yorum - Analiz

Dünya Kupası, Filistin Davası ve Arapların Birliği / Münir Şefik

12.01.2023

“Spontane şekilde kupa Filistin davasına tutunan Arap milletinin varlığının tanığına dönüştü. Arap takımının katıldığı her maçta Filistin yer aldı. Hiç kimsenin aklına kupada böyle bir şeyin yaşanacağı gelmezdi.”
 
“Duygu belirli bir rasyonalitenin ve farkındalığın parçasıdır. Bu yüzden herhangi bir duygusallığı, akıldan uzakta okuyan kişi hata eder.”
 
Katar’ın ev sahipliğini yaptığı dünya kupasının en önemli olgusu, Fas’tan Körfez’e kadar uzanan devasa Arap taraftarlardır. Bunun yanı sıra büyük bir Arap taraftarı da dünya kupası maçlarını kendi şehirlerinden, köylerinden ve televizyon veya cep telefonlarının ulaştığı her yerden takip ettiler. 
Dünya kupasına katılan Arap takımlarının varlığı, özellikle de Fas takımının başarısı sürprizlerin yaşanmasına katkıda bulundu. Takımın elde ettiği başarı yeterlidir. Çünkü kupayı takip eden kitleler ve özellikle de Arap, İslâm, Afrika ve hatta üçündü dünya ülkelerdeki kitleler üzerinde etkiler ve dersler bıraktı. Bu başarı, futbol oyunundaki yeteneklere -kendi takımları çerçevesinde- önyargılı bakan çoğu Batılı taraftarın beğenisini dahi kazandı.  
 
Arap Taraftarların Durumu
 
Futbol oyunu şehir ve bölge takımlarını tutmakla başlar. Rekabet aynı kıtanın ülkeleri arasında millî takımlar düzeyinde olduğu zaman taraftarlık millî bir düzeye çıkar. Bu taraftarlık her dört yılda bir dünya kupası aşamasına geçmektedir. 
Arap milleti dünya kupalarında kendisini temsil eden tek bir futbol takımı üzerinden temsil edilmekten mahrum bırakıldı. Klasik sömürgeciliğin yarattığı Arap parçalanmışlığı nedeniyle ulus devlet tesis edildi. Bu devletlerin bağımsızlıklarına kavuşmaları sonrası her devlet dünya kupasında ve kıta rekabetlerinde kendi ülkesini temsil etti. Böylelikle Arap milletinin kendisini temsil eden tek bir takımla katılmaması sebebiyle bu mahrumiyet pekişti. 
Uluslararası, bölgesel ve hatta 2. Dünya Savaşı sonrası Arap Birliği’nin ifade ettiği Arap sistemi dahi Arap parçalanmışlığını ve tek bir Arap ulusu yerine Arap ülkeleri anlayışının yerleşmesini pekiştirdi. BM, Arap Birliği ve son olarak İslâm İş birliği Konferansı üzerinden bu durum uluslararası düzlemde meşrulaştırıldı. Dünyada milletlerin ekseriyetinin birleşmesi gibi Arap milletinin güçlü şekilde birleşmesi yasaklı hâle geldi. Büyük ve diğer devletler tarafından halklarının rızasıyla iki Arap ülkesinin birleşmesi dahi yasaklandı. Söz gelimi Mısır ve Suriye birlikteliğini sabote etmek, ayrılığı desteklemek için kurulan komplolar ve baskılar gibi. 
Bugüne kadar özellikle son yıllarda “tek bir Arap milleti birlik için formül bulmalı” diyen, okyanustan körfeze Arap ulusu halklarının temel Arap kimliği, birleşmeye yönelik tutumu ve birleşmeyi gerçekleştirme eğilimi hususunda birleşmiş olduğunu düşünen elitler ile Arap milletinin varlığını inkâr eden ve hatta Araplardan veya Arapların birliğinden konuşmayı boş sloganlar olarak adlandıran elitler arasında siyasi ve fikri çekişme yaşandı. Son dönemde bu elitler sosyolojik bir vakıa iddiasıyla ortaya çıkıyorlar. Ülke kimliği pahasına dahi olsa devlet dışı veya makro kimliklerdir bunlar. İçlerinden bazıları kendilerini gizli veya aleni olarak millet ve Arap devleti konumunun üstünde bir “dünya vatandaşı” olarak adlandırmaktadır. 
 
Katar’daki dünya kupası bu anlaşmazlıklardan uzakta gerçekleşti ve kendi ülkelerinin takımlarını desteklemek için devasa bir Arap taraftar kitlesini ağırladı. Arap katılımı yanı sıra kendi ülkelerinde on milyonlarca Arap izleyici benzeri görülmemiş bir katılım sağladı. 
 
Büyük Arap Birlikteliği
       
Dünya kupası statlarında ve tüm Arap ülkelerindeki bu büyük Arap birlikteliği kupayı izlemek için seferber oldu. Spontane şekilde kupa Filistin davasına tutunan Arap milletinin varlığının tanığına dönüştü. Arap takımının katıldığı her maçta Filistin yer aldı. Hiç kimsenin aklına kupada böyle bir şeyin yaşanacağı gelmezdi. Örneğin Siyonist oluşumun muhabirleri röportaj yapmaya çalıştıkları tüm Araplardan boykot gördüler ve adı İsrail olan oluşumu tanımadıkları yönündeki şoklarla karşılaştılar.
Bu, “normalleşmenin” Arapların geleceğinin damgası olduğunu çokça dillendirmelerine rağmen Siyonist oluşumun ve normalleşme olgusunun aldığı ilk şoktu. Ardından sahada Filistin bayrağının dalgalanmasıyla ikinci şok geldi. Hatta neredeyse kupanın pratik ve spontane şekilde bir Filistin kupasına dönüştüğünü söyleyecek noktaya geldik.  Filistin Arap ve İslâm dünyasının merkezinde yer aldı ve uluslararası alanda destek gördü. 
Bu durumun birinci boyut olarak kaydedilmesi gerekir. İkinci boyut ise kupaya katılan tüm Arap takımlarının Araplarca desteklenmesidir. Bu destek Fas takımının Portekiz’i yenecek, Ronaldo'yu ağlatıp ilk dörde girecek kadar elde ettiği şaşırtıcı başarılarla birlikte artmaya başladı. 
Maçları sahada veya ülkelerinde izleyen Arap taraftarlarını gözlemleyenler Fas millî takımının Arap milletinin takımı hâline geldiğini görürler. Bu yaşadıklarımız doğrultusunda Fas takımı yerine ister Tunus olsun ister Cezayir, Mısır, Irak veya Körfez ülkesi takımı olsun bir başka Arap takımı da olsa aynı durum yaşanacaktı. 
Herkesin kulaklarını çınlatan haykırış buydu ve bu haykırışın sözlerini sağırlar bile duydu: “İsteseler de istemeseler de Arap milleti birdir ve olan bitenin bunun dışında bir açıklaması yoktur. Taraftarların kupaya katılmak için oluşturduğu parçalanmışlık ve alt kimliklere rağmen Arap milletinin varlığına ve birleştirici Arap kimliğine dair tüm göstergeleri uzak tutarak bu olguyu açıklamaya çalışanlar boşuna uğraşıyorlar.”
 
Akıl ve Bilinç Çeşitliliği
 
Kitlelerin bu gerçeği duygusal şekilde ifade ettikleri doğru ancak hiçbir hak veya bilim ister bastırılmaktan veya baskılardan olsun ister dilediğiniz sebeplerden olsun dışa vuran sevinçle bu duyguları ortaya çıkaramaz. Duygu veya duygular insanın köklü varlığı, bilinci ve aklı almaksızın gerçekleşmez. Duygu belirli bir rasyonalitenin ve farkındalığın parçasıdır. Bu yüzden herhangi bir duygusallığı, akıldan uzakta okuyan kişi hata eder. Belirli bir olayla ilgili birçok duygusallık söz konusudur. Dünya kupasında yaşananlar hem akıl hem de bilinç çeşitliliğinin kanıtıdır. 
Bu yüzden Filistin bayrağının yükseltilmesinin ifade ettiği anlam ne duygusallıktır ne de bastırılmışlık hissinden çıkıştır. Arapların birliğine dair su yüzüne çıkanlar ne duygusallıktır ne de hislerine hâkim olamamaktır. Dolayısıyla yaşananlara ilişkin doğru bir okuma yapmadan ve görüşlerimizi geliştirmeden dünya kupasından çıkmamalıyız. Birleşmiş bir Arap milletinin varlığını ve toparlayıcı Arap kimliğini inkâr politikalarına, İsrail’le normalleşme girişimlerine ve her Arap sorununun Filistin sorunundan daha az önemli olmamasına rağmen Filistin dünya kupasındaki milletlerin bayrakları arasında kendi bayrağını dayattı. Bu da güçten veya otoriteden değil, bilinç, sevgi, tutku ve rasyonellikten kaynaklanmaktadır. 
 
Kaynak arabi21.com Çeviren: Halil Çelik

(Bu yazı UMRAN Dergisi -Ocak 2023 – 341. sayısında yayımlanmıştır.)

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar