SP İstanbul Milletvekili Cihangir İslam, TBMM de yaptığı basın toplantısında, güvenlik politikalarına değinerek, Türkiye'nin güvenlik sorununu özgürlükler sorunundan ayırmaksızın en ciddi meselemiz olarak kabul edilmesi gerektiğini savundu.
Cihangir İslam, diğer yandan kırk yıldır süren tartışmaların sonucunda, Türkiye’nin güvenlik meselesinin güvenlik önlemlerini aşan boyutları olduğunun da idrak edilmesi gerektiğini vurguladı.
İslam güvenlik meselemizin çok boyutlu bir mesele odlunun altın çizerek :“Mesele ahlakidir, siyasidir, ekonomiktir, kültüreldir ve bunların toplamından daha fazla bir şeydir. Kısaca güvenlik meselemiz çok boyutlu bir meseledir” dedi
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Cihangir İslam’ın yaptığı basın toplantısından bazı satırbaşları şöyle:
Türkiye'nin güvenlik sorununu özgürlükler sorunundan ayırmaksızın en ciddi meselemiz olarak kabul ediyoruz.
Diğer yandan kırk yıldır süren tartışmalarımız sonucunda, güvenlik meselemizin güvenlik önlemlerini aşan boyutları olduğunun da idrakindeyiz.
Mesele ahlakidir, siyasidir, ekonomiktir, kültüreldir ve bunların toplamından daha fazla bir şeydir.
Kısaca güvenlik meselemiz çok boyutlu bir meseledir.
İşte tam da bu nedenle güvenlik meselemiz sadece güvenlik tedbirlerini geliştirmekle kalıcı bir çözüme kavuşamaz.
Yakın geçmişimizde büyük umutlarla denediğimiz “Çözüm Süreci” belki de bir ilk tecrübe olması nedeniyle, yapılan hatalarla, yaşanan talihsizliklerle ve acı verici gelişmelerle akamete uğradı. Hepimizde hayal kırıklığı yarattı.
Olumsuzluklardan ders alarak şiddetin acilen sona erdirilip silahların sustuğu yeni bir döneme kapı aralanabilir.
Demokratik siyasetin tek imkan olduğu üzerinde mutabakat sağlandığına göre bu ortak zemin elbirliğiyle geliştirilebilir.
Farklı coğrafyalarda uzun yıllar devam eden, kronikleşen şiddet sarmalları kararlı çalışmalar sonucunda nihayete erdirilebildi. Bizlerin bunu başarabilmesi için elimizde çok daha olumlu potansiyel şartlar mevcuttur.
Silahlı şiddet üzerinden hak aramak nasıl “hak” kavramının anlamıyla çelişen bir yöntemse devletlerin de demokratik hak taleplerini güç kullanarak bastırması aynı şekilde değerlendirilmelidir.
Türkiye, bugünkü gelişmişlik seviyesinde kendisini bu çözümsüzlüğe teslim edemez.
Etmemelidir!
Ülkemizi ve halkımızı koruma insiyakının enerjisi faydalı ve çok daha verimli alanlara yöneltilmelidir.
Kaynaklarımızın halkımızın refahı ve mutluluğu için harcanacağı yeni bir döneme ve yeni bir vasata ihtiyacımız olduğu apaçık ortadadır.
Siyasi müzakere ve diyalogla halledilebilecek bütün konuları acilen çatışma alanının dışına çıkarmak gerekir.
Bunlar kalıcı bir çözüm için zorunluktur.
XXI. yüzyıl özgürce birarada yaşama iradesine sahip olmaksızın “cendere” siyasetiyle homojenize edilmeye çalışılan halkların dağılma dönemi oldu.
Bizlerin yani Türklerin, Kürtlerin ve diğer etnik yapıların gönüllü birarada yaşama iradeleri ise her türlü olumsuzluklara, yapılan hatalara rağmen bizleri birarada tuttu.
Sonuç olarak birarada yaşama irademiz yanında tarihimizin, coğrafyamızın ama en önemlisi ‘zamanın ruhu’nun bize sunduğu “çözüm”, tarih içerisindeki yürüyüşümüze barış ve özgürlük ortamında, adil bir düzen ve devlet yapısı içerisinde beraberce ve eşit şartlarda devam etmektir.
Böyle bir yaklaşım toplumsal bir kaynaşmayı getirecek ve gönüllü biraradalıkla daha güçlü bir toplum haline geleceğiz.
(Fuat Taşcı - Hertaraf Haber)
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026