metrika yandex

Tanzimat Dönemi Düşünce Hayatı

Yusuf YAVUZYILMAZ

20.11.2022

Tanzimat Dönemi, Osmanlı Sultanı Abdülmecit döneminde ortaya çıkan, devleti yeniden yapılandırmaya yönelik, Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane’de okunan ve uygulanmaya konulan dönem olarak adlandırılabilir.

Sözlük anlamıyla Tanzimat, tanzim kelimesinin çoğuludur. Tanzim kelimesi şu anlamlara gelmektedir: Düzenlemek, sıraya koymak, ıslah etmek.

Tanzimat Fermanı olarak bilinen ve devletin örgütlenmesinde bazı değişikliklere yol açan ferman 3 Kasım 1939 yılında uygulamaya konur.

Tanzimat’a giden süreç birdenbire ortaya çıkmış değildir. Aslında süreç daha önce II. Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağı’nın kapatılmasıyla başlar.

Tanzimat Fermanı her ne kadar Abdülmecit döneminde ortaya çıksa da, fermanın ortaya çıkması ve uygulanmasında kilit rol Mustafa Reşit Paşa’nındır. Ferman, vergi düzenlemesi, askerlik, cizye, ticaret kanunu ve basın gibi konularda kapsamlı değişiklikler getiriyordu.

Tanzimat’la başlayan dönem, her ne kadar tarihler daha eskiye götürülse de, resmi olarak Batılılaşmanın başladığı dönemdir. Osmanlı elitleri çöküşün önlenmesi konusunda ilk kez dışarıdan bir arayışın başladığı dönem olarak da adlandırılabilir.

Batılılaşma, Batı dışı toplumlarda, özel olarak Osmanlı imparatorluğu ile Cumhuriyet Türkiye’sinde, Batının gelişmişlik seviyesine ulaşmak için gerçekleştirilen siyasi, sosyal ve kültürel hareketleri ifade eder.

Tanzimat Döneminde ve daha önce gerçekleştirilen değişimlerde iki alan özellikle öne çıkar: Askeriye ve Eğitim. Bunun nedeni Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri, ekonomik ve idari alanda sorun yaşamasıyla ilgilidir. Eğitim alanında ise geleneksel Medrese uleması yeniliklerin önünde bir engel olarak görülüyordu. Ulemanın ve askeri kesimin (Yeniçeriler) değişim programının önündeki en büyük engel olarak görülüyordu.

Bilindiği üzere Osmanlı sistemi üç katmandan oluşuyordu: Kalemiye, Seyfiye ve İlmiye, Kalemiye bürokrasiyi, seyfiye askeriyeyi, ilmiye de ulema sınıfını ifade eder.  

Batılılaşma yönünde Tanzimat öncesi Genç Osman, IV: Murat ve Köprülüler devrinde bazı adımlar atılmıştır. Ancak bu adımların Tanzimat Döneminden farkı çözümün sistem içinde aranmasıdır.

Osmanlı toplumunun ve özellikle devlet bürokrasisi ve ilmiye sınıfı içindeki çürüme çok önceleri aydınların dikkatini çekmişti. Kanuni Döneminde yazılan ve Koçi Bey tarafından kaleme alınan Koçi Bey Risalesi, devlet içindeki çürümeyi anlatıyor ve yöneticileri uyarıyordu.

Osmanlı Devletinde Batı’ya yönelik ilginin artmasında Lale Devri’nin özel bir yeri vardır. Bu amaçla Damat İbrahim Paşa, 28 Mehmet Çelebiyi Batıdaki gelişmeleri izlemek üzere göndermiştir. Fransız İhtilalı’nın de etkisiyle Osmanlı devlet adamları ve aydınları arasında Fransa’nın özel bir konumu olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun özellikle askeri alanda yenilmesi, I. Mahmut, III. Mustafa ve I.Abdülhamit dönemlerinde Batılılaşmanın yönünü de askeri alana kaydırmıştır. Batı ile ilk temasların yapıldığı III. Selim döneminde de askeri alanda yapılan değişiklikler başı çekmiştir.

Osmanlı devletinde Batıya giden ve gördüklerini rapor haline getiren M. Sami Efendi yazdığı “Avrupa Risalesi” adlı eserinde, Avrupa Kültürünün üstünlüğünden söz eder.

Osmanlı toplumunun yaşadığı Batılılaşma tecrübesinde yeni bir bürokratik ve idari yapılanma ortaya çıkmıştır.

1-Toplumda geleneksel yapıdan farklı yeni dengeler ortaya çıkmıştır.

2- Seçkinler ve halk arasında farklılık ortaya çıkmıştır.

3- Batılılaşmaya karşı çıkanlar ile seçkinler arasında dindarlık-dinsizlik, ilericilik- gericilik gibi karşıtlıklar ortaya çıkmıştır.

4- Hristiyan azınlıkların etkisi artmıştır.

5- Osmanlı seçkinleri ve aydınları Batı ile bütünleşme arzusunda olmuşlardır.

Bu dönemde ortaya çıkan Ahmet Mithat Efendinin “Alafranga” kavramsallaştırması, tartışmaya işaret eder. Münif Mehmet Paşa, kuracağı kütüphane için bağış toplar ve 126 cilt eser toplar. Bunlar arasında çok büyük ağırlık, Bacon, Shakespeare, Montesguieu ve A. Simith gibi Batı yazarlarına ayrılmıştır. Kütüphanede İslam ve Osmanlı kültürüne ait sadece iki eser bulunur: İbn Haldun’un “Mukaddime” ile “Kavaid-i Osmaniye” adlı çalışma.

Bu dönemin en önemli düşünce akımlarından biri Yeni Osmanlılar akımıdır. Yeni Osmanlılar İslami siyasi değerler ile Batı tipi yönetimi telif etmeye çalışmışlardır. Yeni Osmanlıların en önemli isimleri Namık Kemal ve Ziya Paşa’dır. Yeni Osmanlıların bir diğer ismi de Tunuslu Hayrettin Paşadır. Tunuslunun görüşleri Semseddin Sami tarafından eleştirilmiştir.

Özellikle İslamcı bir siyasal politika güden II. Abdülhamit’in kurduğu okullar ve Batıya gönderdiği öğrenciler etrafında ortaya çıkan Batılılaşma akımı, sonunda Abdülhamit’in devrilmesinde başrolü oynamışlardır. Bu akım radikal batılılaşmayı savunmuş, dini ikincil konma indirmeye savunmuşlardır. Laiklik, demokrasi, kadın hakları, biyolojik materyalizm gibi konuları savunmuşlardır. Batıcılık akımının siyasal karşılığı İttihat ve Terakki hareketi idi. İttihat ve Terakki hareketi, II. Abdülhamid’e muhalif olan Jön Türkler içerisindeki en etkili harekettir. “Jön Türk grupları içerisinde en etkili oluşum İttihat ve Terakki Cemiyetidir. İttihat ve Terakki Cemiyeti 1889 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kuruldu. İlk ismi İttihad-ı Osmanî Cemiyetidir. Gizli örgüt olarak kurulmuştur. Başlangıçta sadece Askeri Tıbbiye öğrencilerinden oluşan küçük bir örgüttü. Daha sonra İstanbul’daki diğer okullara da yayılmaya başladı.”(Viki tarih)

Jön Türklerden Ahmet Rıza Bey, Büchner’in “Madde ve Kuvvet” adlı eserinden etkilenmiş ve Brezilya’da olduğu gibi pozitivist bir toplum hayal ediyordu.

Tanzimat Döneminde Felsefi düşünce Medrese çevrelerinde Gazali’nin gölgesi altında sürüyordu. Fatih Döneminde yapılan, Hocazade ile A. Tusi’nin katıldığı tehafüt (din- felsefe ilişkisi) tartışması, Gazali’yi tutan Hocazade’nin kazanmasıyla, İbn Rüşt geri çekilmiştir. Öte yandan Osmanlı döneminde Taşköprülüzade, Katip Çelebi gibi felsefi düşünceyle ilgilenen alimler yetişmiştir. Ebreri ve İsmail Gelenbevi mantık alanında çalışmalar yapmışlardır. İshak Efendi ise Batı mantık ve matematik çalışmaları ile ilgilenmiştir.

Osmanlı tarihçiliğinin önemli bir ismi olan Naima, İbn Haldun’un Mukaddime’sinden yola çıkarak, Osmanlı toplumu üzerine analizler yapıyordu. Namık Kemal iktisadi liberalizm üzerinde çalışırken Ali Suavi, Gazali’den hareketle iktisat felsefesi oluşturmaya çalışıyordu.

Tanzimat’ın en önemli sonuçlarından biri kültür ve zihniyet ikiliği yaratmasıdır. Bu ikilik mektep-medrese, geleneksel modernist, gerici ilerici şeklinde ortaya çıkıyordu.

Tanzimat Döneminin en önemli özelliklerinden biri de Fransız kültürünün egemenliğidir. Bu bir yandan Fransa’nın Osmanlı Batılılaşmasında merkezi yer tutmasından, diğer yandan Fransız devriminin yarattığı düşünceler ile ilgili olmasındandır. Ünlü yazar Şinasi, Mustafa Reşit Paşa tarafından Fransa’ya gönderilmiş, orada Renan ile tanışmıştır.

Öte yandan pozitivist felsefenin kurucusu olan Auguste Comte, Mustafa Reşit Paşa’ya 4 Şubat 1858 yılında bir mektup yazmış ve onu pozitivizme davet etmiştir. "...Hükümetiniz yenilik seven bir padişahın kararlı teşebbüslerini isabetle sürdürmektedir... İslamiyet'in hiç zorlanmadan pozitivizm dinine geçiş yapabileceğini zannediyorum... öylece gerçekleşmesi imkansız bir birlik kurmaktan vazgeçerek, Osmanlı devletinin kaçınılmaz olarak parçalanmasına hayıflanmayacak; dünya devletlerinin her yerde küçülerek kendi tabi sınırlarına çekildiği , bunun sosyolojik kanunların doğal sonucu olduğunu göreceksiniz... Kısa zamanda anlaşılacaktır ki, büyük gayelere, Tanrıdan boşalan yere insanlığı geçirerek ulaşabilmek kabildir, ancak. Selam ve saygı ile…"(Pozitivizmin kurucusu Auguste Comte'un 1853'te Mustafa Reşit Paşa'ya gönderdiği mektup, Ümit Meriç'in çevirisi, Tarih ve Toplum, 14 Şubat 1985)

  Bu dönemin en etkili felsefi akımları pozitivizm, evrimcilik ve materyalizmdir. Beşir Fuat ilk Türk pozitivisti ve naturalisti olarak bilinir. Abdullah Cevdet de “İçtihat” dergisinde, biyolojik materyalizmi savunan yazılar yazar. Türk materyalistleri A. Comte, Büchner, Spencer, D’Lammbert, La Metrie, Diderot gibi pozitivist, materyalist, evrimci felsefeye sahip düşünürlerden etkilenmiş ve eserlerini Türkçeye çevirmişlerdir.

Jön Türkler ve İttihat ve Terakki özellikle Mekteb-i Tıbbiye’de örgütlenirler. Bu dönemde Mekteb-i Tıbbiye, II. Abdülhamid karşıtı fikirlerin ve örgütlerin merkezi durumundadır. İttihat ve Terakki hareketi de büyük ölçüde bu düşüncenin içinden çıkmıştır.

Tanzimat döneminden itibaren düşünsel alandaki birikimden 4 farklı düşünce ekolü çıkmıştır: Yeni Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkçülük ve Batıcılık kabul görmüş, Yeni Osmanlıcılık ve İslamcılık ise dışlanmıştır.

 

Referanslar

1- İslam Ansiklopedisi, Tanzimat ve Batılılaşma maddeleri

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş