Siyasal İslam Üzerine Analizler

 

1- Her siyasal görüş gibi siyasal İslam'da tarihsel bir okuma tarzıdır ve zamanla değişecektir. Bütün zamanlar için değişmez bir teori üretme anlayışı insanı değişmez bir ütopya arayışına mahkum eder. Oysa tarih sürekli değişmekte, yeni durumlar ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bütün zamanları kuşatan ve değişmeyen bir İslamcılık anlayışı ve yöntemi yoktur.

2-Bütün zamanlar için üzerinde uzlaşılmış bir siyasal İslam teorisi yoktur. Tarih, coğrafya ve kültürel farklılıklar buna izin vermez. Farklı İslamcılık arayışları arasındaki ortak nokta temel ve değişmez ahlaki ilkelerdir. İslam'ın Kur’an ve Sünnetin temel değerlerine uygun bir siyaset teorisi olması gerektiği ise açıktır.

3- Baki olan İslam'dır. İslam’ı temel alarak yapılan bütün toplumsal hareketler bir yönüyle beşeridir ve hatalarla doludur. Siyasal İslam adına üretilen hiçbir görüş bütün zamanlar için geçerli olamaz. Çünkü İslamcılık, beşeri, yanılgıya açık, tarihsel insan tarafından üretilmiştir.

4- Zamanın ruhu İslam adına politika yürütenleri yeni tercihlere zorlayabilir. Bu da yöntemde esnekliği getirir. İslamcılık adına ortaya çıkan anlayışların başarısızlığı İslam’ın başarısızlığı değildir.

5-Seyyid Kutub ve Mevdudi'nin başını çektiği siyasal İslam o tarihteki siyasal duruma bir cevaptı. Aslına bakılırsa Mevdudi'nin kurduğu siyasal hareket hiçbir zaman iktidara gelememiştir. İslamcılık, dünyanın hangi bölgesinde üretilirse üretilsin, üretildiği bölgenin ve tarihsel koşulların rengini barındırır. Bu anlamıyla İslamcılık tarihseldir, değişime ve dönüşüme açıktır.

6- Bu dönem İslamcı kuşağın en büyük başarısı, zihinsel yönden bir değişim yaratmalarıydı. Ancak aynı başarıyı iktidar süreçlerinde göstermediler. Bu da İslamcılığın iyi bir muhalefet söylemi ürettiğini, ancak genellikle iyi bir iktidar söylemi ve uygulamasını başaramadığını gösteriyor.

7- Zamanımızda toplumu yukardan aşağıya İslamlaştırma olan siyasal İslam’dan çok, aşağıdan yukarıya dönüşümü amaçlayan kültürel İslam daha etkilidir. Cemaleddin Afgani, Seyyid Kutub yukarıdan aşağı, Muhammed Abduh, Said Nursi aşağıdan yukarı eğitim yoluyla İslamlaşmayı savunur. Mehmet Akif Üstat saydığı Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh’dan Muhammed Abduh’a yakındır.

8- Bundan dolayı Türkiye'deki en yaygın ve etkili siyasal hareketini Nurculuk akımı başarmıştır. Nurculuk akımı mücadelesinde Abduh’un eğitim metodunu benimser.

9-Açıktan olmasa bile 1950'den beri Türkiye'nin siyasal dönüşümündeki başat faktör İslam'dır. Çünkü toplumun ne kadar gelenekselleşirse gelenekselleşsin düşünce tarzını din oluşturur.

10- Ilımlı İslam projesiyle İslam'ın emperyalist sisteme eklemlenmek istenmektedir şeklindeki görüş üzerinde ısrarla durulmalıdır. Seyyid Kutub ’un kavramsallaştırdığı Amerikancı İslam anlayışı, İslamcılık önündeki en büyük engellerden biridir. 

11- Ülkemizde bu tezi savunanların büyük bölümünün (ulusalcılar) İslam için hayırlı rüya görmedikleri açıktır.

12- Bu ülkenin siyasal tarihi büyük ölçüde İslam'la hesaplaşma ile şekillenmiştir. 28 Şubat faşizmini, türban yasağını, hak ve özgürlükleri kısıtlayanların ılımlı İslam'ın tehlikelerinden dem vurmaları anlamsızdır.

13- İşin sevindirici yanı siyasal ve toplumsal değişimlerde İslam'ın hesaba katılır bir faktör olmasıdır. Bunda Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'dan, Mevdudi, Seyyid Kutub, Malik bin Nebi, Fazlurrahman, Mutahhari, Ali Şeriati ve İran devrimine kadar bütün kişi ve hareketlerin katkısı olmuştur.

14- İslamcıların cevaplaması gereken asıl soru şudur: Sivil toplumun bu kadar öne çıktığı çağımızda İslami hareketin dayanacağı ilkeler ne olmalıdır? İkinci olarak, İslamcıların yönü siyasete mi yoksa topluma doğru mu olmalı sorusu gelmelidir.

15- Çeşitli ülkelerde zaman zaman iktidara gelen İslamcı siyasal iktidarların izledikleri siyasette yaptıkları hatalar, İslamcılığın en büyük zaafını oluşturmaktadır. Bu iktidarların temel hak ve özgürlükler konusundaki duyarsızlıkları, ekonomik alanda zulüm ve sömürüyü engelleyememeleri, yolsuzluk ve suiistimallere bulaşmaları, kendileri ve çevreleri için haksız kazanç sağlamaları en büyük zaaflarıdır. İslamcılığa en büyük darbeyi, İslamcılık adına iktidar olanlar vurmuştur.

16- İktidarın cazibesine kapılan iktidar sahipleri, bir zaman sonra inançlarını iktidarda daha fazla süre kalabilmenin aracına dönüştürmektedirler. Bu da İslam dininin araçsallaştırılıp istismar edilmesiyle sonuçlanmaktadır.

17- İslamcı iktidarların hataları büyük bir güven bunalımına yol açmıştır. Bu güven kaybının yeniden tesis edilmesi, uzun ve yorucu bir entelektüel çaba gerektirmektedir.

18- Öyle görülüyor ki, asıl sorun dış güçler değil, iç dinamiklerdir. Asıl sorun iktidar sahiplerinin ahlaki ve dini zaaflarıdır. Kendi zaaflarıyla yüzleşmek yerine bütün suçu dışarıya havale ederek anlamlandırmaya çalışma verimli hiçbir sonuç doğurmamaktadır.

Paylaş