Oruç ve İbadetlerde Biçim İçerik
Namaz, oruç, haç gibi ibadetlerin test alanı toplumsal hayattır. Toplumsal hayata davranışlarıyla değer katan insanın ibadetleri samimidir. Bu anlamda başta namaz olmak üzere bütün ibadetler insanın ahlaki seviyesinin yükselmesi için birer araçtır.
Peki, insan ibadetlerini yaptığı halde ahlaki seviyesi yükselmiyor, yalan söylüyor, sözünde durmuyor, emanete ihanet ediyor ise durum nasıl açıklanabilir? Kuşkusuz ibadetlerinde içerik eksikliği vardır. İbadetlerin iki yönü olduğuna kuşku yoktur: Biçim (form, şekil, fıkıh) ve içerik (ahlak, irfan) Formsuz ibadet olamayacağı gibi içerikten yoksun bir ibadet de olamaz. Ahlak ve içerikten yoksun ibadetler, şekilsel bir tekrara dönüşürler.
Allah rızasını önceleyerek yapılması gereken ibadetler, başka amaçları öncelemeye başladığı andan itibaren ibadetler sorunlu hale gelir. Bu davranışa dini istismar etmek denir. Din istismarı, dini, Allah rızası dışındaki amaçların aparatı yapmaktır.
Öte yandan, dini istismar edenler ile samimi dindarları birbirinden ayırmak gerekir. Dinin ilkelerini yaşamak için gayret eden samimi dindarlara saygı duymak gerekir kuşkusuz. Dini istismar edenler ile dini samimi olarak yaşamak isteyenlerin ayırım yapmaksızın eleştirilmesi sorunu daha da derinleştirecektir.
Öte yandan bazı dindarların hataları üzerinden din karşıtlığı yapanların varlığı da bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Ne yazık ki din, ona karşı çıkanlar ile istismar edenler arasına sıkışmış durumdadır.
Bu noktadan çıkmak samimi bir iman ile olabilir ancak. Diğer yandan samimi dindarların karşıtları her zaman olacaktır. Çünkü bu dinin Peygamberi İsmet sıfatına sahip olduğu halde karşıtları olmuştur. Sorun insanın karşıtlarının olması değildir. Çünkü bir insanın karşıtlarının olması onun değerini gösteren bir kriter değildir. Önemli olan kimlerin karşıt olduğudur. Hz. Ömer'in birine karşıt olması ile Muaviye'nin karşıt olmasının ayırımı önemlidir. Hayatının bir bölümünü Emevi bir bölümünü Abbasiler döneminde geçiren Ebu Hanife siyasal iktidarların karşıt olduğu bir kişidir. Ebu Hanife ise muhaliftir. Yani Sünni teolojinin kurucu atası olan Ebu Hanife, hayatı boyunca muhaliftir. Bu durumun gösterdiği gerçeklik şudur: Salt iktidara muhalif olmak kişinin yanlış yerde durduğunun göstergesi olamaz. Önemli olan kimin destekçisi, kimin karşısında yer aldığındır.
Her gün, insana bireysel ve toplumsal sorumluluklarını hatırlatan bir ayet ve bir hadis okuyarak ve üzerinde düşünmek Ramazan'ın bereketini artıracaktır.
"Bazı insanların tuttukları oruçtan elde edecekleri fayda, akşama kadar aç kalmaktır" şeklinde dehşetli bir uyarı yapıyor Aziz Peygamber. Kişinin ibadet yaparken Allah'tan giderek uzaklaşması, ibadetin ahlaki içeriğinin kaybolmasıyla ilgilidir. Oysa orucun bütün biçimsel kurallarını yerine getirmiştir.
Müslümanların günümüzdeki durumunu anlatan bu durumdur aslında. İbadetlerdeki içerik(ahlak, samimiyet ve irfan) kayboldukça, giderek geleneksel bir ritüele dönüştüler. İçerik kaybolduğu da kaçınılmaz olarak biçim kutsanır. Biçim, içeriğin yerini aldığında ibadetler insanı dönüştürücü özünü kaybeder. İşte ahlaksız dindarlığın başlangıç noktası burasıdır.
Kur'an'da belirtilen yasaklara ve yapılması istenen değerlere uydukça insanın ahlaki değeri yükselir. Din, bu değerlerin yaşanması için verilen çabanın ve bu çabanın karşılığını görmekten ibarettir.
" Komşusu açken tok yatan bizden değildir." diyor Aziz Peygamber. Umuyorum biz tıka basa yerken, çocuğuna yemek bulamayan bir depremzede yoktur çevremizde.
Depremzede insanlara yardım eden resmi ve sivil toplum örgütleri çok büyük sevap işliyorlar. Onlara yardım edelim. Unutmayalım orucumuzu kabulü onların dualarıyla olacak. Bizi acı çeken bir depremzedenin derdine ortak etmeyen, bir yoksulun derdine yaklaştırmayan bir orucun kime ne faydası var?
Orucun yemek, içmekten ve cinsel ilişkide bulunmaktan kaçınmanın yanında derin hikmetleri vardır. Yalan söyleme, birinin kalbini kırma, sinirden yanındaki insanları canından bezdirme, asık suratlı olma gibi konularda da oruç tutmak gerekir.
Aç kalmak susuz kalmak kolay Aziz dost, yalan, dedikodu asık surattan uzaklaşabiliyor, insanlara umut olabiliyor musun? Adam kayırma, rüşvet, yolsuzluk, nepotizm, zulüm ve haksızlığa bulaşmış insanların tuttukları oruçtan yaptıkları ibadetten kendilerine kalan nedir? Oruç arınma, hesaplaşma, yüzleşme ayıdır.
"Nice oruç tutanlar var ki, onlara kalan sadece açlıktır" diyor Hz. Peygamber. Bu dehşet bir uyarıdır. Bir yetimin, yoksulun, fakirin semtine uğramadan, bir depremzedenin derdine derman olmadan, dedikodu ile ramazanı geçirmek ne büyük kayıptır.
Yorumlar
0