metrika yandex
Anlam Kitap

Ey Kavmim!

Yusuf YAVUZYILMAZ

24.07.2022

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILA GİRERKEN MÜSLÜMAN YÜREKLERE ÇAĞRI

Ey kavmim!

Size hangi ırktan gelirseniz gelin, ırkınızdan dolayı birbirinizi suçlayıp, aşağılamayın; zira bundan dolayı birbirinize hiçbir üstünlüğünüz yoktur, üstünlük ancak takvadadır diyen Rabbinizden yüz çevirip yıllar yılı ırkçılığa kurtarıcı bir ideoloji olarak sarıldınız.

Ey kavmim! Sizi kan davaları konusunda sürekli uyarıldığınız halde, bu insanlık dışı geleneği yüzyıllar boyu korudunuz. Kan davasından dolayı Allah’ın hiç kimse başkasının günahını yüklenemez buyruğuna rağmen, suçsuz ve günahsız insanları katletmekten çekinmediniz.

Ey kavmim! Yaratanınız size dürüst olmayı emrederken sizler ürünlerinizin parasını bir yandan Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerin pavyonlarında yerken, diğer yandan kendi yaşadığınız bölgeye ne kadar dindar olduğunuzu göstermek için cami yaptırmaktan geri kalmadınız.

Ey kavmim! Size verdiğim nimetlerden yiyin, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin, davranışlarınızda aşırı gitmeyin ikazını dinlemeyip; holdingler kurarak halkın dini duygularını sömürüp aldattınız.

Ey kavmim! “Size Kuran ve Sünnet gibi iki değerli emanet bırakıyorum onlara sımsıkı sarılın” diyen Peygamberinizin sözünü dinlemeyip, sahte şeyhlerinizin ve kurtarıcı mehdileriniz peşinden koştunuz.

Ey kavmim! Kutsal kitabınız size ayetlerimizi az bir paraya satmayın derken, sizler bu emrin sadece Yahudileri kapsadığı şeklinde tercüme edip, kendinizi kurtarmaya ve dininizi dünyevi kazançlarınız uğruna kullanmaya çekinmediniz.

Ey kavmim! Yeryüzünde böbürlenerek ve büyüklenerek yürümeyin ikazına rağmen, büyüklenmekten ve insanlara tepeden bakmaktan vazgeçmediniz.

Ey kavmim! Kadınlarınız sizlerin emanetinizdir, onlara iyi davranın uyarısına aldırmayarak, onların zaaflarından yararlanmayı marifet bildiniz. Onları karşınıza alıp konuşmak, insan yerine koymaktan kaçınarak aşağılayıp horladınız. Kızınızın evleneceği eşini seçme imkanını elinden aldınız. Her defasında karınız hamileyken bilinçaltında erkek çocuk hayali kurdunuz. Kızınız olduğunda, her nasılsa vicdanınızın bir köşesinde kalan dini ve ahlaki duygularınızın etkisiyle, buna üzüldüğünüzü itiraf edecek yüreğiniz olmadı. Erkek çocuğunuz olmadığı için toplumda başınız öne eğildi ve bunda hiç suçu olmayan eşinize hayatı zindan ettiniz. Olmadı yıllar yılı hanımınızı ikinci bir eş tehdidi içinde yaşattınız. Onunda insan olduğunu, onuru bulunduğunu, duyguları olduğunu, sevmek ve sevilmek hakkı olduğunu unuttunuz. Kutsal kitabınız zina eden kadın ve erkeği ayırmadığı halde, zihinlerinizdeki geleneksel prangalara esir olup sadece kadını cezalandırdınız. Özellikle başörtüsü mağduru olduğu için sizden iş isteyen kızlara, ikinci eşiniz olmayı alçakça ve utanmadan teklif edebildiniz.

Ey kavmim! Yaratıcınız sizi evlatlarınız ve mallarınızla imtihan edeceğini söylerken, sizler özellikle erkek çocuklarınızın çokluğu ile övündünüz, bu durumu bir üstünlük ölçütü yaptınız. Çocuklarınızı karşınıza alarak konuşmaktan imtina edip onları sokakların karanlık dünyasına mahkum ettiniz.

Servetlerinize servet katmak uğruna, işçinin ücretini teri kurumadan ödeyiniz ikazına kulak asmadınız. İşyerinizde çalışan işçilerinizi, imkanınız olduğu halde asgari ücrete mahkum ederek yıllar yılı servet biriktirdiniz. İşin en vahimi biriktirdiğiniz bu kirli serveti, cami yaparak ve hacca defalarca giderek meşrulaştıracağınızı sandınız. Ev sohbetlerinde Ebuzer’i yücelttiğiniz halde, Karun gibi yaşamaktan vazgeçmediniz. Zamanla devir değişti diyerek Ebuzer’i tamamen sürgüne gönderdiniz. Biliniz ki, Rebeze çölüne sürülmek ona bu kadar ağır gelmemiştir. Çünkü bu davranışınız onun, bütün çağları etkileyen devrimci kutlu mesajının zihinlerden silinmemsine yol açacaktır. Unutmayın Ebuzer’i sürgüne gönderenler değil, siz öldürdünüz.

Ey kavmim! Yaratıcınız size sadece kendisine kulluk etmenizi isterken, sizler tapacak yüzlerce sahte put icat ettiniz. Allah’ın emirlerine gönül rahatlığı ile uymak yerine yüzlerce hileyi şeriye yolu oluşturdunuz.

Ey kavmim! Aranızda çekişmeyiniz, birbirinizle alay etmeyiniz, dedikodu yapmayınız emirlerini unutup, bütün bu olumsuz davranışları yapmaktan çekinmediniz.

Ey kavmim! İtilafları derinleştirmeyin, bölünmeyin, Allah’ın çağrısına sarılın çağrılarına kulaklarınızı tıkayıp egolarınızı tatmin etmek için gettolarınıza kapandınız. Kendi cemaatiniz dışındakilere kardeşlik göstermek şöyle dursun, aşağılayıp suçlamaktan vazgeçmediniz. Böyle davranmanın fıkhi ve ahlaki sorumluluğunu unutarak veya görmezden gelerek, Önünüze geleni dinden çıkarmaktan çekinmeyen birer tekfir makinesine dönüştünüz. Önderi olduğunuz cemaat veya grubun mensupları sadece kendilerini sevdiler. Başka cemaatlerle iyi ilişkiler kuracakları yerde onları aşağılayarak kendi yerlerini sağlamlaştırmaya veya bir yerlere mesaj göndermeyi ihmal etmediler. İslam’a hakaret etmek isteyip bunu yapamayanlar cemaatler arasındaki kavgaları ellerini ovuşturarak izlediler.

Ey kavmim! Allah iki Müslüman grubun birbirleriyle savaşmasını ve öldürmesini haram kılmışken sizler birbirinizi haksız yere öldürdünüz.  Yüzlerce ocağa vicdanınız sızlamadan, icat ettiğiniz ulvi gerekçelerle ateş düşürdünüz. Hiçbir gerekçenin masum birini öldürmeye yetmeyeceği gerçeğini unuttunuz.  Allah’ın sizi tanışıp kaynaşasınız diye kavim kavim yarattığı gerçeğini unutarak birbirinize saldırdınız. Sizin egolarınız ve kirli hesaplarınız yüzünden binlerce eve ateş düştü.  İnsanoğlu sevgiyi çoğaltmakla yükümlü iken sizler nefreti, kalleşliği, acımasızlığı, katliamı meşrulaştırmaya çalıştınız. Barışı unutarak savaşmayı ve öldürmeyi kişiliğinizin parçası haline getirdiniz. Hangi kültürel ve ideolojik eğitimden geçmişseniz, öldürmek ve yok etmeyi o kadar güzel öğrenmişsiniz ki, yüreğinizde sevgi ve merhamete hiç yer kalmamış. Kardeşliği, sevgiyi, merhameti tümüyle unuttunuz.

Ey kavmim! Durumunuz bu iken sonsuz merhamet sahibi olan Allah süre veriyor. Umulur ki kendinizi arıtıp Allah’a iman etme bilincine erişirsiniz. Eğer bu günahlarınızla Allah’ın huzuruna çıkacak olursanız, öldürdüğünüz insanların gözü yaşlı annelerinin nefretiyle karşılaşacaksınız. Benin oğlum öldü başkaları ölmesin diyerek gencecik fidanını toprağa vermenin acısını bağrına gömen ve sessizce ağlamak büyüklüğünü gösteren; ancak bu durumdan asla bir nefret üretmeyen bağrı yanık analar sizi asla affetmeyecektir.

Ey Müslümanlar “ Ey iman edenler iman ediniz” ayetini tekrar düşünün ve inandığınız dinle gerçek din arasındaki mesafeyi gözden geçirip tefekkür edin ve  “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allah’ım" duasını dilinizden eksik etmeden “yeniden inanmayı” deneyin.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş