EĞİTİM-İŞ VE DESPOTİZM
Eğitimde dini değerler söz konusu olduğunda, bunu talep edenlere karşı ileri sürülen ileri sürülen "ortaçağ karanlığına dönme" tabiri oryantalist bir tanımlamadır. Eğitim İş Sendikası'nın bu adlandırmayı kullanması fazlasıyla oryantalizm kokuyor.
Bir defa, felsefi ve bilimsel anlamda Ortaçağ tümüyle karanlık bir dönem değildir. Karanlık Ortaçağ Batı tarihine, İslam bilim ve felsefesinin görmezden gelerek yapılan, sadece Batının gelişimini tek örneklik olarak gören yaklaşıma ilişkin bir tanımlamadır. Oysa İslam medeniyeti en büyük eserlerini bu dönemde vermiştir. Batının geçirdiği tecrübe tek tecrübeymiş gibi yansıtılması hatalı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım İslam dünyasının insanlığa yaptığı katkıyı görmezden gelme davranışıdır. Türk aydınlarının Batı merkezli anlatım tarzından aldığı bu tanımlamayı kullanarak kendi tarihine oryantalist bir bakışın etkisinde kalmıştır. Eğitim-İş sendikasının tavrı bu oryantalist yaklaşımın tipik örneğidir. Bir dönem bir medeniyete ait tutumu bütün medeniyetlere genellemek çok bilinen Batılılaşma aydın hastalığıdır.
Öte yandan, insan hakları ve din ve düşünce özgürlüğünü amaç edinen kişiler için Eğitim İş sendikası bir alternatif olmaktan çıkmıştır. Kendi tarihine, kültürüne ve değerlerine bu kadar yabancı bir zihniyetle bir arada olunamaz, faaliyetlerine destek verilemez.
Bazı konuları dile getirirken açık olmak gerekir. Karşı olduğunuz şeyin İslam'ın temel değerlerini öğretmek olduğunu söylemek daha tutarlıdır. Böylelikle içine düştüğünüz ikiyüzlülük de sona erecektir. Böylece tüm İslam tarihini olumsuzlayacak"Ortaçağ karanlığı"gibi bir benzetmeye ihtiyacınız olmaz.
Laiklik üzerinden İslam'ın temel değerlerinin öğretilmesine karşı duran bir anlayışın bu topraklarda yeri olmamalı.
Ben bir İslamcı bir dünya görüşünü savunuyorum. En güzel ahlak ilkelerinin Allah tarafından belirlenip bildirildiğine inanıyorum. Bu değerlerin öğretilmesinin önüne ne adına olursa olsun engel çıkarmak kabul edilemez.
Devlet tarafından resmi verilen din eğitimini içeriği konusuna yapılacak eleştiriler ise tartışılmaya değer. Ayrıca din eğitimi almak isteyenlere bu imkan verilmelidir.
Öte yandan din derslerinin seçmeli olması, içeriğin zenginleştirilmesi önemli bir tartışma konusudur.
Türkiye’deki muhalif düşünceler, siyasal iktidarın yaptığı yanlışlıkları genelleştirerek İslam’a mal etmekte ve bunun üzerinden bir politika geliştirmektedir. Böylece din, İslam’ı reddedenlerle istismar edenler arasında kalmış durumdadır.
Biz hem İslam’ı çeşitli gerekçeler ileri sürerek eğitim alanının dışına taşımak ve hayatın dışına itmek isteyenlere de, dini kendi politik, ekonomik kazanımları için araçsallaştıranlara da karşı duracağız.
Dini kendi çıkarları için araçsallaştırıp istismar edenlerle mücadele, dini değerleri reddederek veya eğitimin dışına taşıyarak değil, dinin özünün iyi öğretilerek gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Bu yüzden pozitivizm düşüncesinden etkilenerek dini, insanlığın geçmiş dönelerinde kalmış, bugün için geçerli olmayan bir bilgi olarak algılayan Eğitim-İş anlayışına asla pirim vermemeliyiz.
Üstü “bilimsel eğitim”, “gericilik”, “Laiklik karşıtlığı, “Cumhuriyetin kazanımları” ve “ortaçağ karanlığına dönüş” gibi ideolojik sloganlarla örtülen, ancak özünde din karşıtı bir anlayışı temsil eden bu anlayışı reddetmek gerekir.
Yorumlar
1