Dinmeyen Acı Filistin

 

İsrail- Filistin arasında yaşanan ve baş sorumlusunun İsrail olduğu çatışmalar, yaşanan tarihsel sorunu bütün ağırlığı ile gündeme taşıdı. İsrail, Filistin işgal altında tuttuğu ve çözümsüzlüğü desteklediği sürece bu tür sonuçla karşılaşacaktır. Filistin'in yaptığı hiçbir hata, İsrail'in bir terör devleti olduğu gerçeğini değiştiremez

İsrail Filistin sorununa kalıcı bir çözüm için, Filistin'in bağımsızlığının kabul edilmesi, bazı İslam'ı gruplarca savunulan İsrail'in yok edilmesi hedefinin ortadan kaldırılması gerekiyor. İki devletli çözüm en makul olanı gibi duruyor.

Öte yandan farklı din, etnik grup ve kültürel yapıya sahip insanların bir arada yaşama ideali ulus-devlet formunda mümkün görülmüyor. Bölgede kurulan ulus devletler, İslam dünyasının içine düştüğü bunalımdan kurtulmasına yetmiyor. Hatta çok sayıda sorun ulus devletlerin milliyetçi yapısından kaynaklanıyor.

Öte yandan Anti- semitizm tuzağına düşünmemeli. Karşıtlığımız Yahudiliğe veya İsrail vatandaşlarına dönük değildir. İsrail devletinin ırkçı, yayılmacı terör uygulamalarınadır. Devlet terörü konusunda İsrail ile kıyaslanabilecek ikinci bir ülke yoktur.

Sivil hedeflere yönelik saldırı kimden gelirse gelsin ve kime yönelik olursa olsun kabul edilemez. Sivilin İsrailli veya Filistinli olması arasında fark yoktur. Savaşa taraf olmayan kişilerin hedef alınması, mücadelenin arkasındaki meşruiyeti ortadan kaldırır.

İsrail'de İsrail yönetimini desteklemeyen siyasal partiler, aydınlar ve toplum kesimleri de var. Hiçbir şekilde Anti semitizm makul görülemez. Bizim eleştirimiz İsrail devletinin siyasetine karşıdır; İsrail halkına karşı değil.

Öte yandan bazı ülkeler İsrail’e destek açıklaması yapmaya devam ediyor. Bu anlamda Batılı ülkelerin ve Azerbaycan'ın İsrail desteği hiçbir şekilde mazur görülemez, onaylanamaz. Bizim kırmızı çizgimiz zalime karşı mazlumun yanında olmaktır. Bu anlamda İsrail Komünist Partisinin İsrail yönetimini sorumlu tutan ve eleştiren açıklamasını onaylıyor, Azerbaycan'ın İsrail'i destekleyen yaklaşımını reddediyoruz. Filistin davasına sahip çıkması beklenen İslam ülkelerinin çoğu, İsrail'e koşulsuz destek veren Amerika ile açık veya gizli ittifak içindedir.

Öte yandan, İsrail terörünü, Filistin’de yapılmış toprak satışına bağlamak sağlıklı ve ahlaki bir analiz değildir. Kaldı ki, bu konuda yapılan değerlendirmeler de sağlıklı verilere dayanmamaktadır. Konu ile ilgilenen tarihçiler, Filistin’de yapılan toprak satışının, iddia edilen rakamlardan, çok daha az olduğunu gösteriyor. Toplam toprak satışının yüzde 5 ile yedi arasında olduğu, bununda büyük çoğunluğunun Filistinliler tarafından değil, Filistin’de oturan ve Filistinli olmayan zengin Beyrut ve Suriyeliler tarafından yapıldığını gösteriyor. Kaldı ki bu iddia doğru bile olsa bugün İsrail’in yaptığı vahşeti onaylamayı gerektirmez.

Öte yandan sorunun kaynağı hakkında sağduyulu analizler de yapılıyor. Bu anlamda İsrail Komünist Partisi’nin İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara dair açıklaması son derece önemlidir:

"1- Tüm bunların sorumlusu Netanyahu ve aşırı sağcı hükümettir.

2- Sivil ölümler kabul edilemez.

3- Yerleşimci terörü ve Mescid-i Aksa saldırıları meseleyi buraya getirdi.

4- Tek çözüm işgalin sonlandırılması ve Filistinlilerin meşru taleplerinin karşılanmasıdır.

5- Aklı başında tüm uluslararası güçleri Netanyahu'nun bu saldırıyı fırsat bilip katliam yapmasını engellemeye çağırıyoruz"

İzlediğim kadarıyla son derece sağduyu bir analiz. Ne yazık ki, ülkemizde bu sorunu değerlendiren milliyetçi, muhafazakar,ulusalcı Kemalist, sol, sosyalist kesimlerden çok daha sağlıklı bir değerlendirmedir. İsrail Komünist Partisinin ülkemizdeki çoğu kesimden çok daha sağduyulu bir analiz yapması ne kadar acı.

İsrail Komünist partisi, olayı çok daha sağlıklı bir zemine oturtuyor. Bu yüzden ben milliyetçi, muhafazakar, ulusalcı Kemalist, sol, Kürt milliyetçisi, sol, sosyalist kesimlerin açıklamaların değil, İsrail Komünist Partisinin açıklamasının yanında duruyorum. Bundan dolayı, dünyada fıtratı kirlenmemiş temiz vicdanlı kimselerle işbirliği yapılabilir.

Hamas'ın hataları üzerinden yapılan her analiz, nihayetinde iktidar, kuvvet ve güç merkezli; İsrail'i onaylayan bir sona varıyor. Bu yüzden bu tür yorumları ahlaki bulmuyorum. Çünkü hiçbir şey İsrail ırkçı faşizmini, bir terör devleti olduğu gerçeğini gizlemeye yetmez.

İslam dünyasının ve Hamas'ın sorunları, yanlışları ve strateji hataları üzerinden yapılan her değerlendirme nihayetinde İsrail ne yapsın gibi bir sonuca varıyor. Bu akıl yürütme biçimi ahlak dışıdır.

"Savaşın kazananı olmaz" mottosu, mazlumların direnişini anlamsızlaştırıyor. Savaş, elbette arzu edilen bir olgu değildir. Ancak her tür mücadeleyi anlamsızlaştıracak bir anlayış doğru, meşru ve ahlaki değildir.

Ana sorun zalime karşı mazlumu, kötüye karşı iyiyi, sömüren karşı sömürgeye maruz kalanı savunmaktır.Mazlumun yaptığı hata zalimi onaylamayı gerektirmez.

 İslam dünyası birliğini ve kuvvetini kaybetti; İslam ülkelerinin büyük çoğunluğu İsrail'in en büyük destekçisi ABD ile doğrudan ya da dolaylı işbirliği içinde, İslam ülkelerinin çoğu sorunu çözmek için samimi gayret göstermiyor, buna karşılık İsrail karşıtlığını kendi iktidarlarının devamı için araçsallaştırıyorlar. İslam ülkelerinin tamamında insan hakları ihlalleri, yolsuzluklar var;İslam ülkelerinde milliyetçilik baskın durumda, İslam dünyasında etnik, siyasi ve dini çatışmalar, kadın hakları ihlalleri var. Ancak bu İsrail'in çocuk, bebek ve kadınları vahşice katletmesini, Gazze'ye yönelik insanlık dışı ablukayı, İsrail ırkçılığını desteklemeyi, İsrail emperyalizmini onaylamayı, İsrail'in anneleri katletmesini seyirci kalmayı gerektirmez.

Çünkü İsrail'i desteklemek, özgürlük isteyen bütün hareketleri mahkum etmektir; çocukların öldürülmesine seyirci kalmaktır, devlet ırkçılığını onaylamaktır, zalimin yanında durmaktır, mazlumun çığlığını duymamaktır, insanlıktan çıkmaktır, adalet duygusunu kaybetmektir.

Filistin sorunu konusunda öncelikle sorunun kaynağının İsrail'in ırkçı ve yayılmacı politikaları olduğu tespiti yapılmalıdır. Bu vurgu yapılmadan yapılan her analiz sorunludur; daha da önemlisi İsrail'i aklamaya dönüktür. Filistin'in ve İslam dünyasının içinde bulunduğu sorunlar, İsrail'in devlet terörünü ortadan kaldırmaz. Kudüs Müslümanlar için bir direniş bilincidir. O bilinci diri tutmak gerekir. Filistin'i desteklemek zalime karşı mazlumu, sömüren karşı sömürüleni, güçlüye karşı haklıyı, kötülüğe karşı iyiliği desteklemek demektir.İsrail sorunu, İslam dünyasının birliğinin ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. Ne yazık ki, Osmanlı sonrası ulus devletlere bölünen İslam ülkeleri aralarındaki en önemli bağ olan din bağını terk ettiler. İslam dünyasına yönelik emperyalist girişimleri önleyecek bir güç yok. Dinin yerine ulus, din kardeşliğinin yerine milli kimliğin öne çıktığı bir ortamda birlikteliği sağlamak zor görülüyor.Çok daha önemli sorun, İslam dünyasının son üç yüzyıldır sorun çözme yeteneğini kaybetmesidir.

Filistin hareketi hakkında kuracağımız eleştirel cümleler var ve olmalıdır da. Ama hiçbir neden İsrail'in ırkçı, saldırgan ve vahşi yüzünü temizlemeye yetmez. İsterse İsrail Türkiye'nin bütün tezlerini desteklesin. İsrail'in bazı konularda Türkiye'yi desteklemiş olması, zalim bir güce destek olmayı gerektirmez.

Dünyanın en güvenli ülkesi olduğu ve en güçlü istihbarat örgütüne sahip olduğu söylenen İsrail'in içine kadar girdi Filistinli mücahitler. Aralarında üst düzey askerlerin de bulunduğu yüzlerce kişiyi esir aldı. Bu durum haksız iseniz eğer, alacağınız bütün güvenlik önlemlerinin yetmeyeceğini de gösteriyor. Güvenlik önlemleri ancak meşru bir ahlaki zemin üzerine oturduğunda anlamlı olur. İsrail için çok daha tehlikeli olan ahlaki üstünlüğü tümüyle kaybetmesidir.

Filistin sorunu Kudüs ve Mekke gibi dini merkezler ile ilgili yeni kararlar alınması gerekiyor. Bu dini merkezler bir ulus devletin sınırları içinde olamaz. Çünkü bu merkezler bütün dindarların ortak mekanlardır. Bu merkezler tıpkı Vatikan yapısına göre yeniden düzenlenmelidir.

Filistin sorununda asıl suçlu, hiçbir çözüm önerisine yaklaşmaya ırkçı İsrail rejimidir. Hiçbir olumlu adıma cevap vermiyor. İki toplumu çözüm önerisi den başka çözüm yolu gözükmüyor.

Kriz zamanlarında insanların bastırılmış istekleri, ertelenmiş hesapları, doyurulmamış kinleri boşalır. Öyle bir dil kullanmaya başlar ki, insanlığınızdan utanırsınız.

Baş sorumlunun ırkçı İsrail rejiminin olduğu bir sorunu, yıllardır ezilen Filistinlilerin üzerine yıkma çabası ahlaki değildir.

Mazlumun , mağdurun, ezilenin yayında değil, egemenin, güçlünün, ezenin yanında duran kişide derin bir ahlaki bir sorun vardır.

İsrail'e destek verenler şunu söylemek istiyor aslında: Egemen ve güçlü bir devletin, ondan daha güçsüz bir halkı sömürmesi ve ona hayat hakkı tanımaması meşrudur.

İsrail'in yaptıklarını onaylamak bütün özgürlük isteyen direniş hareketlerini mahkum etmektir. Bundan dolayı, İsrail'in yaptıklarını onaylamak bir ahlak sorunudur.

İsteniyor ki, zalimlere, egemenlere, zulmedenlere kimse itiraz etmesin. Zalimi değil de mazlumu, işgalciyi değil de işgale uğrayanı suçlayan kişi insanlığını kaybetmiştir.

Paylaş