metrika yandex

Dünyanın Yükselen Yıldızı: Şanghay İşbirliği Örgütü

Vedat KAHYALAR

18.09.2022

 
Kısa yazılışı ile, ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından Şanghay Beşlisi adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi.
 
Örgütün Hindistan, Pakistan ve İran'ı da içine alacak şekilde genişlemesi çoğu siyasi gözlemciye göre ABD'ne yönelik bir mesaj.
 
TÜRKİYE'NİN AB ÖYKÜSÜNÜ HATIRLAYALIM
 
Türkiye ile Avrupa Birliği'nin ilişkileri 31 Temmuz 1959'da Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yaptığı ortaklık başvurusu ile başlar. AET Bakanlar Konseyi'nin başvuruyu kabul etmesi sonrasında 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara Anlaşması imzalanmıştır. Ankara Anlaşması ortaklık yaratan bir anlaşmadır. Bunu 1970 yılında imzalanan Katma Protokol izlemiştir.
 
Türkiye'nin, sonradan Topluluk üyesi olan birçok ülkeden daha önce Topluluk ile ilişkilerini başlatmış olan bu iki önemli belge, o tarihlerden sonra ve 17 Aralık 2004 tarihli Avrupa Konseyi Sonuç Bildirgesi sonrasında hâlen devam etmekte olan süreçte Türkiye–AB ilişkilerinin hukuki dayanaklarındandır.
 
Tam üyelik müzakereleri 3 Ekim 2005'te başladı. İlerleme yavaştı ve katılım sürecini tamamlamak için gerekli olan 35 Fasıldan sadece 16'sı açılmış ve biri Mayıs 2016'ya kadar kapatılmıştı.Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki 2016 başlarında yapılan mülteci anlaşması, önceki durgunluktan sonra müzakereleri hızlandırmayı ve Türklerin Avrupa'da vizesiz seyahat etmesini sağlamayı amaçlıyordu.
 
2016'dan beri katılım müzakereleri durdu.AB, Türkiye'yi insan hakları ihlalleri ve hukukun üstünlüğü konusundaki eksikliklerle suçladı ve eleştirdi. Bu arada insan hakları şaibeci yüksek Güney kıbrıs Rum kesimi AB ye üye olarak kabul edildi.
 
TÜRKİYENİN ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜNE İLGİSİ
Türkiye'deki hukuk standartları, yaşanan ihlaller,yasal düzenleme ve uygulamaların  AB standartlarına uygun bulunmaması ve sürekli zorlukların çıkarılmasıyla başta Türk milleti olmak üzere siyaset dünyasının da sabırlarını zorlayacak düzeylere erişti. Bu iklimde Şanghay Işbirliği Örgütü alternatif olamaz mıydı ?
 
Aslında Şangay Beşlisi’ne üye olmak 2013 yılında ciddi ciddi Türkiye’nin gündemine girmişti.
 
AB tarafından bekletilmeye tepki gösteren Başbakan Erdoğan’ın şu meşhur sözleriyle:
 
“AB,bizi Oyalayacağına, açıklasın biz de işimize bakalım. Geçenlerde Sayın Putin'e 'Bizi Şangay Beşlisi içine alın' dedim. Biz de AB'ye 'allahaısmarladık' diyelim, ayrılalım oradan.
 
Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?”
 
Erdoğan, “İkisi birbirine alternatif mi?” diye soran gazeteciye;
 
“Şangay Beşlisi daha iyi, çok daha güçlü” diye cevap vermişti.
 
Bugün Şanghay İşbirliği örgütü bizim için çok önemli konuma gelmiş görünüyor.
 
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş sonrası Rusya ile ilişkilerimiz en parlak günlerini yaşıyor. Akkuyu nükleer santralının inşaası dalgalı bir seyir izlese de Türkiye için bir önemli bir enerji üstünlüğü olacak.Rusya'ya uygulanan ambargolar nedeniyle  artan ihracatımız, Rus üreticilerin ambargoya karşı, Türkiye ile sıkı işbirliğiyle artan ortak ticaretimiz,
yükselen turizm potansiyelimiz, Suriye'deki ortak çıkarlarımız gün geçtikçe yakınlaşma ve işbirlikleri lehine gelişiyor.
 
AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü: Avrasya Ekonomik Birliği (AEB),Türkiye için ilk düşünülebilecek bir seçenek olabilir mi ?
 
Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu, AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor.
 
Türkiye'nin çıkarlarına uygun alternatif çözümler ,örgütler neden denenmesin ?
 
Türkiye Şanghay İÖ'ye girse ne olur ?
 
NATO'dan çıkar.
 
AB ve batı ülkelerini karşısına alır.
 
S 400 aktive edilir.Sayısı arttırılır.
 
İran, Suriye yakınlığı ile İsrail, Suud, BAE  ile ilişkiler bozulabilir. Bütün bunlar iyi hesaplanmalı. Şanghay'a girmek ciddi bir değişim rüzgarına rol açar.
 
Ben şahsen Şanghay I.Ö yolculuğunda Cumhurbaskanı Erdoğan'ın politikasını, AB ye açık bir tepki olarak görüyor ve olumlu buluyorum.
 
Özel bir not: 2003 yılında AB nin aşağılayıcı bir kararından sonra bir salon konuşmamda AB ye girmek Allah'ın emri değil,pek âlâ Şanghay bizim için alternatif olabilir demiştim.O dönemde mensup olduğum partinin üst düzey görevlisine rapor edilmiş bu durum.Konuyla ilgili kesin bir dille konuşarak "biz yönümüzü batıya döndük, AB ve NATO her durumda bizim için stratejik ortaklarımızdır" demişti.Demekki büyük konuşmamak gerekiyormus. 64 yıldır kapı da bekletiliyoruz.Guney Kıbrıs Rum kesimi bile devlet sayılıp AB ye alındı.
Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Abdurrahman Yıldırım | 21.09.2022 10:56
AB ile müzakerelere hep batıyı suçlamaktansa, biraz da kendimize dönüp sormaliyiz: Bizim hiç mi suçumuz yok? AB'nin demokratik standartlarini karsilamayip, ic guvenlik gerekcesiyle istisna beklemek ne kadar doğru? Turkiye öncelikle demokratik standartları sağlayıp, ondan sonra AB yi sıkıştırması daha doğru bir strateji olur. ŞİÖ'ye gelince; bu ulkelerim ramamj anyidemoktayik ve zenginligi tabana yayamamis ulkeler. Bu örgüte uye olmak, bizi ne demokrasi, ne de refahin tabana yayilmasi konusunda ileriye tasimaz.