metrika yandex

Ermeni Çeteciliği

11.10.2020
Osman KAYAER

Azerbaycan, Ermenistan’ın saldırısı üzerine işgal altındaki Karabağ’ı kurtarmak için giriştiği savaşta büyük başarılar gösteriyordu ki Rusya’nın beklenen müdahalesi ile ateşkese rıza göstermek zorunda kaldı. Türkiye, haklı davasında Azerbaycan’ın yanında yer aldı. Azeri ordusunun başarısında bu desteğin moral ve motivasyon bakımından büyük bir katkısının olduğunda şüphe yoktur.

Ama benim asıl yazacağım Gürcistan’ın bazı köylerindeki Ermenilerden bir kısmının Türk kamyonlarına karşı giriştikleri çapulcu hareketi üzerinedir. İnternet gazetelerinde bu haberi okuyunca dedemin ve babamın anlattığı Ermeni Çeteleri hikayesi aklıma geldi.

Bizim köyümüz Samsun’un bir ilçesi olan Havza’ya 15-16 kilometre uzakta. İstanbul ve Anadolu’nun düşman tarafından işgal edildiği yıllarda Köyden Havza’ya giden yolda Ermeni Çeteleri kol gezer ve sivil ahaliyi bizar ederlermiş.

Bu çetelerden biri, bir gün bir toplantı yapıyor ve zaferden sonra bizim köyün evlerini ve arazisini kendi aralarında nasıl taksim edeceklerini konuşuyorlarmış. İçlerinde Sümüklü dedikleri aciz ve zayıf bir adam varmış. O bir köşede, sessiz sedasız konuşulanları dinliyormuş. Çete reisi: “Ulan Sümüklü, sen neden bir şey demiyorsun? Merak etme sana da “Çulsuz”un evini veririz demiş. (O zamanlar bizim köyde fakir bir adam varmış, harabe bir evde yaşarmış, lakabı da Çulsuz’muş) Hep birlikte gülüşmüşler.

Sümüklü, onlara demiş ki: “Size bir şey söyleyeceğim ama, beni döversiniz diye söyleyemiyorum” demiş. Çete reisi “Ulan Sümüklü, sana söz veriyorum kimse kılına dokundurmayacak. Ne söyleyeceksen söyle moralimi bozamazsın” demiş. Sümüklü bir şey yapmayacaklarına dair sözü teyit ettirdikten sonra onlara demiş ki: “Siz Hıllazlıların evlerini taksim etmeyi bırakın da kıymetli eşyalarınızı orada yaşayan Türk tanıdıklarınıza emanet edin. Bu işler bittikten sonra gidip alırsınız. Türkler emanete ihanet etmezler” demiş. Çete reisinin bütün neşesi kaçmış ve verdiği sözü unutup Sümüklüyü bir güzel dövdürmüş.

Gel zaman, git zaman, bizimkiler vaziyete hakim olmuşlar ve Ermeni çetelerini birer ikişer toplamışlar. En son yakalanıp getirilenlerden biri de çete reisiymiş. Onu nezarete getirince daha önceden yakalanıp içeri atılan Sümüklü, yanına varıp: “Sen niye geldin!?” diye sormuş. Çete reisi: “Niye olacak, Türkler yakalayıp getirdiler işte! ” diye cevap vermiş. Bizim Sümüklü kinayeli kinayeli: “Türklerin mallarını taksim ettiğiniz günü hatırladın mı, hani beni dövdürmüştün ya!” demiş ve eklemiş “İşte ben, o gün, size bu günü hatırlatmıştım ama siz kendinizi bir şey zannetmiştiniz” demiş.

Ermeni çeteleri ile ilgili hatırladığım şeylerden biri de ana tarafından dedem, Seyit Ahmet Usta’nın anlattıklarıdır. Dedem bir gün, tarladan köye dönerken bir Ermeni çetesinin yolu kestiğini fark ediyor. Bu esnada onlar da dedemi fark edip peşine düşüyorlar. O kaçıyor, Ermeniler kovalıyor. Dedemin bir macera filmi gibi anlattığı bu hadiseden aklımda kalan onlardan kurtulmak için ırmağa girdiği ve bir kamış ile suyun altında hava alarak bir kaç saat beklediği için ertesi gün hastalandığıdır.

Son anlatacağım ise Ermeni çetesi ilgili değil ama büyük bir Amerikan çetesi ile ilgili. Anam hayatta iken sık sık memlekete gider elini öperdim. Yine böyle gidişlerimden birinde akşam evde oturuyorduk. Bir yandan televizyona bakıyor, bir yandan da anam ile sohbet ediyorduk. Derken Fetullah Gülen çıktı televizyona. Televizyonun sesi kısıktı bu yüzden kolay duyulmuyordu. Anamın gözü bir ara televizyona ilişti bir süre baktıktan sonra bana: “Oğlum bu Ermeni suratlı adam ne diyor?” diye sordu. Anam engin tecrübesi ile adamın hain biri olduğunu anlamışçasına “Ermeni Suratlı” diye tasvir etmişti Gülen’i. Daha o zamanlar henüz foyası ortaya çıkmış değildi bu zat-ı muhteremin!. Ama bir süre sonra anlaşıldı ki anamın tasvir ettiği gibi “Ermeni suratlı bu adam” tıpkı Ermeniler gibi bu toprağın insanına kast etti. Çünkü o, bu topraklarda kurulan bir Amerikan Çetesinin reisi idi.

Bizim hiçbir kavme ve kişiye sırf tabiyetinden dolayı kem gözle bakmışlığımız yoktur. Çünkü biz, sırf insan olduğundan ötürü her kavme ve her ferde saygı duyarız. Ama hainliği de unutmak gibi bir adetimiz yoktur. Yüzlerce yıl birlikte yaşadıktan sonra Ermenilerin Anadolu’daki Türklere karşı giriştikleri kalkışma ve hainlik de unutulacak cinsten değildir. Nasıl unutalım ki hainliğe devam ediyorlar.

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Ankaralı

16.10.2020

Allah\'a çağıran, salih amel işleyen ve: \"Şüphesiz ben Müslümanlardanım\" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? (Fussilet 33. Ayet)
Aylin Birinci

11.10.2020

Biri de şu yazılanları bilsin anlasın da \'Hepimiz Ermeniyiz\' gibi hafızasızlıklardan uzak dursun ve bilsin ki bunu diyenler zaten gerçekte de öyledir. Ben Türküm. Hepimiz Müslümanız. BİZ, MÜSLÜMANIZ, hepsi bu. Basiret ve feraset gerekiyor. Örtülü veya saklı kimliklerin ihanetlerini bizden çok kim yaşadı? Hala da yaşamaktayız...