MÜLTECİ MESELESİNE VİCDANİ BAKIŞ
Geçtiğimiz günlerde, şarkıcı Haluk Levent'in başkanlığını yaptığı "ahbap" isimli kuruluş, Yunanistan sınırında bekleyen mülteci bebeklere süt ve bez yardımında bulundu.Son derece insani olan bu hareketin ardından, ardı arkası kesilmeyen eleştiriler gelmeye başladı.
-Şehit ailelerine yardım etsenize!
-Bizim kendi vatandaşlarımızın ihtiyacı yok mu?
-Doğurmasalarmış!
Hayır yani utanmasalar " doğmasalarmış" diyecekler ya da üç yaşındaki, altı bezli bebeği, savaşmak için Suriye'ye gönderecekler.
Tamam, ülkemizin geçirdiği bu zor günlerde, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var.
Tamam, farklı görüşlerde olsak da, bu ülkede yaşayan herkesle, ortak bir paydada buluşmak lazım.Buna da pekiyi.
İnancımıza, yaşam tarzımıza, dünya görüşümüze ne kadar ters olsa da, ülkemizin içerisinde bulunduğu bu kritik zamanlarda ayrı gayrı olmayacağız, milli dayanışmaya zarar verecek tutumlarda bulunmayacağız.Bu da tamam.
Hatta yetmeyecek kan kussak, "kızılcık şerbeti içtik" diyeceğiz, tahammül sınırlarımız zorlansa da, idare edeceğiz, fevriliğe fırsat vermeyeceğiz.
Pekala diyelim, buna da tamam!
Yahu her şeyi idare ederiz ama, Yunanistan sınırlarında zulüm gören çocukların geçirdiği travmalarla ilgilenmeyen, o gariban günahsızların ağlamaları karşısında yüreği titremeyen, sokakta gördükleri mültecileri "siz niye gitmiyorsunuz" diyerek döven, gelen mülteci gayrimüslim olunca sempatik gören ama din kardeşlerine tahammül edemeyen, vicdanı körelmiş, aklı fukara, tavrı ukala insanlarla anlaşacağız?
Suriye meselesini ne kadar anlatırsan anlat, dönüp dolaşıp "bizim Suriye'de ne işimiz var" diyen, "bizi ilgilendirmez" denilen o topraklar Osmanlı döneminde bize ait olduğu halde, Türklerin şu an orada olmasını garipseyen ama Ruslara iki çift laf edemeyen insan topluluğuyla ne konuşacağız.
Tek bildikleri cümle "ülkelerinde kalıp savaşsalarmış" olan bu güruhun 15 Temmuz gecesinde bankamatik ve makarna kuyruklarında nasıl çalıştıklarını gördük.
Evet, tevazu sahibi olacağız ama kimse de kusura bakmasın, bu kadim medeniyetin temsilciliğini bunlara bırakmayacağız.
Bu topraklar, İslam boyasıyla boyanmış ve bu uğurda şehitlerin kanıyla sulanmıştır.
Bu memlekette, "Allah" adının anılması için, nice yiğitler, canlarıyla ve mallarıyla savaşmıştır.
Merhametin bile misafir olmadığı kalplere sahip olanlar, elbette kinlerini kusacaklar, dilleri döndüğünce konuşacaklar, vicdansız cümleler kuracaklar.
Ama Allah'ın izniyle, bu topraklar üzerinde hüküm ve söz sahibi olmayacaklar.
Olmamalılar.
Yorumlar
0