Boykot, Bana Dokunmadığı Sürece...
Yahudilerin başlarına taktıkları dini giysilerinin adını taşıyan bir süpermarket açılmıştı. Yaptığı çağrışım nedeniyle dini hassasiyeti olan insanlar gitmemeyi tercih ediyorlardı ama net bilgi sahibi de değillerdi.
Hakimlik yapan bir arkadaş ile konuştuğumuzda, o işletmenin kendi mahkemesinde davası bulunduğunu, şirket yetkililerinin yahudi olduklarını gördüğünü ve tereddüdü kalmadığını beyan etti. Ama asıl şaşırdığı, arkadaş grubu ile oturdukları bir ortamda, başka bir marketten temizlik malzemesi aldığını söylediğinde, grupta bulunan ve dini hassasiyeti en fazla olarak bilinen bir arkadaşının o ürünün bahse konu markette daha ucuz olduğunu ifade etmiş olmasıydı. “Ben, yolumun üzerinde olduğu, evime çok yakın olduğu halde oraya gitmemek için başka marketten almıştı oysa” demişti.
Bir genelleme yapmak niyetinde değilim. Her insanın kendine göre farklı gerekçeleri olabilir. Ama bu dönem yine yaygın olarak boykot gündem olunca ve boykottan dönemsel değil daimi olduğunda sonuç alınabileceğini düşününce olayı yeniden hatırladım.
Boykotlarımızın bir fiyatı olduğunda, bu fiyat kişilere göre değişkenlik gösterse de o fiyatı ödeyip bitirmek her zaman mümkün olabilmektedir/ olabilecektedir.
Boykot olayına en çok Hayber’in fethi sırasında kesilen hurma ağaçlarına atıflar yapılmaktadır. Evet, doğrudur, Hayber’de kesilen ağaçlar vardır ve Haşr Suresinin 5. Ayetinde konu belirtilmektedir.
Yalnız bu olay, günümüzde bahsettiğimiz boykot olayından bazı yönleriyle farklılık göstermektedir; Hayber’de kuşatan müslümanlar, kuşatılan yahudilerdir. Güç müslümanlardan yanadır, savunma durumunda olanlar ise yahudiler. Maddi güç ile gerekenin yapılmasından sonra, mallarının yok edilmesi ile teslim olmaya zorlanmışlar ve kendilerine canları, malları ve dinleri konusunda güvence verilerek kale teslim alınmıştır. Müslümanlar, yahudilerin hurmalarından daha kalitelilerini üretmekte olup, onların hurma ağaçlarına da ihtiyaç duymamaktadırlar.
Günümüze geldiğimizde; kuşattığımız yer yok, kuşatılan biziz. Mallarının üretimini engelleme yok, yok etme yok. Alternatif üretimler yok. Sadece dönemsel olarak ve fiyatı düşürülünceye kadar almama üzerine bir boykot ne kadar boykottur?
Dostlarımızın her şey bittiğinde hatırladıkları bizim sessizliğimiz olmaması için, tarafımızı gösteren niyet ve onu destekleyen amel olması için, her şeye rağmen boykot gündemde tutulmalı elbette.
Ama yaşam standardımız değişmeden, konforumuz hiç bozulmadan, bedeller ödemeden yapılmaya çalışılan bir boykot uzun soluklu olabilir mi? Uzun soluklu olmazsa sonuç alınabilir mi?
Mesela, bildiğim kadarıyla Türkiye’de üretilen sigaralarda yahudi menşeili. En yaygın kullanılan ve boykot edildiğine etkisi hemen görülecek bir sektör. Şu ana kadar ne kadar duyarlı insan sigaradan vaz geçti ve sigara satışları ne kadar düştü acaba?
Zaten almadığımız mallar, kullanmadığımız ürünler, gitmediğimiz mekanlar üzerinden boykot yapmış olur muyuz? Tamam, zaten almamamız, kullanmamamızda güzeldir. Ama tüketicisi olmadığımız malın, ürünün, mekanın boykotçusu olabilir miyiz?
“Zahmet olmadan rahmet olmaz” diye bir söz vardır. Boykotlarımızı yaygınlaştıralım ama aldığımız ürünlerden, tükettiğimiz mallardan, gittiğimiz mekanlardan vaz geçerek olsun, bedel ödemeyi göze alarak olsun, gerekirse bedel ödeyerek olsun ve devamlı olsun.
Yorumlar
3