BEYİN GÜCÜ MÜ, BEYİN GÖÇÜ MÜ?

 

Biz beyin göçünü değil beyin gücünü konuşmak, yazmak istiyoruz.

Ülkemizde uygulanan; başta ekonomi politikaları olmak üzere, egitim, endüstriyel ve tarımsal üretim, hukuk, sağlık politikaları. Bu alanlardaki uygulamalar ve  yetersiz teşvikler gençliğimizin geleceğe bakışını önemli ölçülerde etkiliyor.

Bu etkileşimin olumlu olduğunu söylemeyi çok isterdim. Ama üzgünum ki yapılan araştırmalarda, gençliğin %62.5'luk kesimi, geleceklerini yurt dışında kurma niyetlerini açıkça ortaya koyuyor.

Gençliğimizin siyasetle ilgisi sanılanın aksine çok fazla. Ülkenin gelecegi, yapılan yatırımlar, harcanan paralar, harcanış şekillleri ve yerleri, bunların uygunluğunu takip ediyorlar ve fikir yürütüyorlar. Çünkü biliyorlar ki siyaset dünyasının ufku, kalitesi onların gelecegini şekillendirecek. 2023 seçimlerinde, ilk kez oy kullanacak 6 milyona yakın gencimizin  oylarıyla şekillenecek. Bu oylar kimse için cepte değil.

Gençlerin umursamaz gibi görünen hallerine bakmayın. En ince detaylara hakim olan gençlerin sayısı hiç de az değil. Özellikle zeki, çalışkan, başarılı gençler.

Siyaset dünyasının, üniversite birincilerinin konuşmalarına bir göz atmalarını öneririm.

Sorunlar var ve gençler bundan rahatsız. Öncelikle bunu kabul etmek gerek.

Neden buraya geldik? Neden gençlerimiz gitmek için yabancı dil kurslarına gidiyorlar?

Belki en önemli cevap ekonomik tatmin olacak diye düşünenleri şaşırtacak şekilde; güvenlik, özgürlük, adalet, liyakatsiz atamalar seçenekleri ekonominin önünde yer alıyor.

Uzun bir eğitim sürecinden sonra bir de seçme sınavına hazırlanıp, yüksek not aldığı halde mülakat tiyatrosunda elenen bir gencin ve o gencin ailesinin yerine koyun kendinizi. O kırgınlığı ve kızgınlıği görmezden gelenlerin eseridir "beyin göçü". En az 16 yıllık eğitimden sonra bir de kpss sınavı için yapılan hazırlıklar, emekler, harcanan avuç dolusu paralar bir kartvizitle sıfirlanıp, yok sayılınca, onca yıl edinilen "değerler" bir anda yerlere saçılıyor.

Oysa ne hayallerle yetiştirilmişlerdi... Evladının mürüvvetini hayal eden ebeveynler, çocuklarına hasret hale geliyorlar yurt dışına çıkınca.

Okul öncesi eğitimle başlayan emekler zahmetler, ödemeler, servisler, ilkokul, ortaokul, lise, sınavlara hazırlıklar, üniversite, yurt, kitap, staj...

Sonuç beklenildiği gibi değil. İşsizler grubunun mahcup bir üyesi olan gencimizin başarmak için, iş bulmak için son seçeneği yurt dışına gitmek. Aslında gönülden gitmek isteyen yok gibi. Ancak beyin güçleri değersizleştirilince ilk akla beyin göçü geliyor. Başarma azmi, öğrendiklerini uygulama isteği ve de para kazanma arzusu gitmek için tetikleyici oluyor.

Aslında, ekonominin bozulması, enflasyonun yükselmesi, bu durumu değiştirecek güçlü politikaların uygulanamaması tüm vatandaşlarımızın sorunu. Ama adı üzerinde delikanlı, enerjik gençler "kaderimde bu varsa çekeyim bari " yerine, seçme hakkını başka ülkelerde çalışma seklinde kullanıyor.

Son söz: demokrasisi gelişmiş, insan hakları ve özgürluklere değer veren, hukuk standartları yüksek, endüstri ülkeleri göç alıyor. Bu ülkeler bu göçlerden büyük kârlar ve faydalar elde ediyor. Hem de sıfır yatırımla. Maalesef kaybeden hep biz oluyoruz. islam cografyasında yaşayanlar ittifakla bu tür ülkelere gidebilmek uğruna bazen canlarını bile tehlikeye atabiliyorlar.

Dilerim ki, önce kaybettiğimiz degerlerimizi geri getirebilelim, sonra da bizim ülkemizde kıymetli beyinlerin gelip yerleştiği çalıştığı bir huzur ve özgürlükler ülkesi olabilsin.

Paylaş