Gazze: İslâm Dünyasının Turnusolü
Direnişten dirilişe uzanan kutlu mücadelenin verdiği mesaj
Gazze öyle bir turnusol oldu ki İslâm dünyasının bütün maskelerini düşürdü. Kimin neye inandığını, neye değer verdiğini, hangi safta durduğunu gözler önüne serdi.
Gazze üzerinden siyaset, din ve ticaret rantı devşirenleri de gördük; yüreği gerçekten yanan, imkânlarını seferber ederek yardıma koşanları da…
Siyonizmi destekleyen ürünleri boykot edenleri de gördük, üç kuruşluk kazancından vazgeçemeyip satış rekorları kıranları da…
İsrail'e petrol göndermekle övünenleri de gördük, bu utanç karşısında başını öne eğenleri de…
Gazze için gözyaşı dökenleri de gördük; gemilerini başka limanlarda doldurarak İsrail'e can simidi olanları, dünyanın öbür ucunda servetlerine servet katanları da…
Kimi Gazze'yi kürsülerde istismar etti, kimi sessiz sedasız elini taşın altına koydu. Kimi mazlumların acısından itibar devşirdi, kimi hiçbir karşılık beklemeden bedel ödedi.
●Gazze bize acı bir gerçeği gösterdi: "Aynı kıbleye yönelmek, aynı istikamette yürümek anlamına gelmiyormuş."
Bir tarafta dünya menfaati uğruna mazlumların kanına sessiz kalanlar, diğer tarafta inandığı değerler uğruna bedel ödemeyi göze alanlar vardı. Bir tarafta makamını, servetini ve konforunu korumaya çalışanlar; diğer tarafta Kerbelâ'nın ruhuyla zulme karşı dimdik duranlar…
Oysa tarihin bütün büyük kırılmalarında insanın önünde hep aynı tercih belirir: Görmek ya da görmezden gelmek, duymak ya da susmak, şahit olmak ya da seyirci kalmak…
Filistin bize seyirci kalmanın da bir tutum olduğunu öğretti. Çünkü bazen hiçbir şey yapmamak da bir tercihtir. Bazen susmak da bir tavırdır. Bazen “Bana ne?” demek, insanın kendi vicdanına sırt çevirmesidir.
Bu yüzden Filistin'e şahitlik etmek, yalnızca Filistinlilerin hakkını savunmak değildir. Aynı zamanda kendi insanlığımızı, ahlâkımızı ve vicdanımızı koruma mücadelesidir.
Biz Filistin'e yardım ederken aslında kendimizi de yeniden inşa ettik.
-Yardım toplarken dayanışmayı, -Dua ederken kardeşliği,
-Zulme itiraz ederken adaleti, -Susmayarak şahitliği öğrendik.
Belki de Gazze'nin insanlığa bıraktığı en büyük miras bunlardır:
Mazlumun yanında durmak, yalnızca mazluma yapılan bir iyilik değil; insanın kendi insanlığına karşı taşıdığı sorumluluktur.
Gazze, yalnızca bir soykırımın değil, aynı zamanda büyük bir ahlâk, vicdan ve insanlık sınavının adı oldu.
Bu sınavda kimlerin nerede durduğunu ne nutuklar değiştirebilir ne de zaman silebilir.
Çünkü tarih, kimin ne söylediğinden çok, zulüm karşısında ne yaptığını yazacaktır.
Ve Gazze'nin turnusolü, yalnızca bugünün maskelerini düşürmedi; yarının tarihine de kimin hangi safta durduğunu kaydetti.
●Unutmayalım:
Mazlumun çığlığı karşısında tarafsızlık yoktur.
-Ya hakkın/vicdanın yanındasınızdır,
-Ya da zulmün karşısında durmayarak onun ekmeğine yağ sürersiniz.
En ağırı da tarafsızlık, sessizlik, ilgisizliktir. Siz buna ister namussuzluk deyin ister münafıklık, isterseniz de korkaklık.
Yorumlar
0