metrika yandex
  • $44.73
  • €51.42
  • GA51500

AK Parti Ölüm Ayetini Yanlış Anlamış Olabilir Mi?

Şakir ÇALIŞKAN
11.10.2026 20:24• Son Güncelleme: 11.10.2026 20:24

Şakir ÇALIŞKAN/AK Parti Ölüm Ayetini Yanlış Anlamış Olabilir Mi?

 

Aranızda hatırlayanlar vardır mutlaka, bir zamanlar kimliği meçhul şahıslar köprü altlarına

“Dünya Türk Olsun” diye yazıyorlardı. İçeriği ve maksadından bağımsız olarak bozuk bir Türkçeydi şüphesiz “Dünya Türk Olsun” cümlesi. Doğrusu temenni edilen coğrafi olarak bütün dünyanın Türklere ait olması ise “Dünyalılar Türk Olsun” olmalı, yok murat edilen o değil de etnik gurup olarak bütün dünyaya Türklerin hükmetmesi ise “Dünya Türklerin Olsun” Denmeliydi. Bütün dünyayı işgal edip yönetmeyi arzulayan ve Türk olduğu anlaşılan bu insanların bırakın dünyaya hükmetmeyi daha doğru dürüst kendi dillerine hükmedememeleri de ayrı bir ironiydi tabi.

Neyse bugünkü konumuz bu değil, konumuz insan hayvan ve bitki, bütün canlılar için geçerli olan tüm dünyaya yayılma ve işgal arzusu. Tabiatı yakından gözleyenler, başta sarmaşıklar ve yabani otlar olmak üzere bitkilerdeki tüm tarlayı işgal arzusunu görmüşlerdir. O yüzden insan hayvan ve bitkilerdeki bu işgal iştahı ve hırsı diğer canlılar tarafından durdurulur ve sınırlandırılır. Herkes haddini bilmeli bu dünyada, kendini durduramayanı ya halk durdurur ya da HAK.

Sözü döndürüp dolaştırıp nihayet başlığa getirebildik. Çok da uzun olmayan bir zamandır Ak Parti’de nevzuhur bir Mevlana siyaseti türedi. Açtılar partinin kapısını ve kim olursan ol yine de gel dediler. İlk bakışta ne var bunda her parti büyüyüp gelişmek ister, geleni geri mi kovacaklardı, tabi ki alacaklar denebilir. Ama kazın ayağının hiç de öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Gelenler Ak Parti ile gönül bağı olan, bu partinin ilke ve değerlerini benimseyip savunan insanlardan ziyade pek de temiz olmadığı anlaşılan sicilini gerekirse adalet önünde yargılanarak temizlemeyi göze alamayıp kestirmeden aklanmak isteyenler. CHP’den seçilmiş koca koca belediye başkanları Ak Parti ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında evcil hayvanlar duyduğunda kuduracak kadar ağır laflar ettikten sonra kelepçe korkusuyla Ak Parti rozetine sarılan eyyamcı takımı.

Gözümüzün önünde cereyan eden bu ibretlik transferlerin hepsinin üzerine tüy diken şüphesiz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın alayı vala ile düzenlenen törende bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taktığı rozetle Ak Partiye geçmesi oldu. Başkanın eşi de kürsüye çağrıldı zira Cemil Bey daha önce Ak Parti’ye geçecek misiniz sorularına “milyonda bir bile böyle bir ihtimal yok, ben eğer Ak Parti’ye geçersem eşim beni boşar” demişti. Erdoğan eşini de kürsüye çağırarak hem tüm kamuoyunun önünde ettiği bu büyük lafı yutturdu, hem de bir nevi nikâh tazeledi. Siyasette olur böyle şeyler, parti değiştirdi diye hiç insan eşini boşar mı? Denmiş oldu. Bu arada Allah rahmet eylesin Bursa Barosu avukatlarından Şenay Özeray da ANAP’a geçti diye Erkan Abiyi boşamaya kalkmıştı da araya giren dostları vazgeçirmişti. Şenay Hanım çok sıkı bir CHP’liydi, CHP’den Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına da aday olmuştu. Her neyse sonuçta eş değiştirmek parti değiştirmek kadar kolay değil.

Cemil Tugay’ı anlarım; Karşıyaka ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemlerine ait hakkında açılabilecek ve hesabının verilmesi kolay olmayan işleri var belli ki, tutuklanma korkusuyla Ak Parti saflarına geçmeyi pardon kaçmayı tercih etti. Kaçmak diyorum çünkü ya “Ak”lanacak ya haklanacaktı. O kendince akıllılık edip “Ak”lanmayı seçti. Ak Partiye geçerken biz avukatların mazeret dilekçelerinde kullandığımız “gördüğüm lüzum üzerine” kalıbını kullanması yeterli olurdu ama o işi “kimsesizlerin kimsesi”ne kadar götürdü, sahneye vıcık vıcık yağ döktü. Ben rezilliğin üzerinde tepindi diyeyim siz önce etti sonra iyice sıvadı anlayın.

Benim anlamakta, halen ve her nedense kabullenmekte zorlandığım Ak Parti’nin daha doğrusu Erdoğan’ın buralara kadar tenezzül etmesi. Çok açık farkla kaybettiği ve 27 yıldır hiçbir sağ partiye teslim olmamış İzmir’i böylesi bir katakulli ile ele geçirmeyi nasıl içlerine sindirebilirler? Üstüne trol hesaplardan “Gâvur İzmir’i fethetme “destanlarını döşenmesini nasıl kabullenebilirler? Ana muhalefetin kazandığı bütün şehirleri kelepçe ve rozet arasına sıkıştırdıkları ilkesiz siyasetle zorla ele geçirmeyi nasıl marifet bilebilirler? Nerde kaldı demokrasi, Ak Parti’nin kutsadığı sandık demokrasisi, nerde kaldı seçmen iradesi?

Birileri bu sakil durumu biz hala çekim merkeziyiz, hala istediğimiz transferleri yapabiliyoruz diye satmaya ya da kendini avutmaya çalışabilir ama bu durum bir güç gösterisinden ziyade buralara kadar inmeyi göze almış bir tenezzül acziyetidir.

Bu acayip transfer furyasının bir maksadı da seçimi seçmen nezdinde anlamsız hale getirmek, kime oy versek de bir şey fark etmiyor duygusuna getirmekse; buradan açıkça ve dostane uyaralım ki bu politika da tutmaz. Bu millet kendi iradesini yok sayan siyaseti sandığa gömmeye alışkın ve azimlidir. Ak Parti’nin çeyrek asırlık siyasi hayatı bunun Ak Parti lehine örnekleri ile doludur.

Bazen düşünüyorum acaba Ak Parti daha doğrusu Erdoğan ne olursa olsun her halükarda iktidarda kalmayı dini bir vecibe olarak mı görüyor? Bildiğim kadarıyla imanın şartları arasında ne iktidar olmak ne de iktidarda kalmak var.

Kuruluş ilke ve felsefesini hiçe sayarak, sabıka kaydına ve suç doyasına da bakmadan herkesi partiye almaları bana acaba Ak Parti “her nefis ölümü tadacaktır” ölüm ayetini “herkes bir gün Ak Partili olacaktır” diye mi anladı diye düşünmüyor değilim. Öyle ya ölüm var.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş