metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

İran Rejimi

DERVİŞ ARGUN
24.04.2026

 

Haber kanalları, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atan, Meksika’dan Afganistan ve Pakistan’a, Yemen’den Panama’ya ve Kamboçya’ya kadar en az 22 ülkeye saldırı düzenleyen, Gazze’nin yok edilişine eşlik eden, şimdilerde İran’ı yerle bir etmekle meşgul olan ülkeye ABD yönetimi derken, İran’a, İran rejimi diyor.

Ne demek İran rejimi?

İran’a yönelik kullanılan “rejim” ifadesi, uluslararası siyasetin dilinde tesadüfi bir tercih değildir. İstisgal etmenin, suçlayıcı bir dille dışlamanın en bürokratik halidir. Bu dilin sözlüğünü Siyonist aklın ürettiğinden hiç şüphe yok. Bu kavram, çoğu zaman bir ülkenin yalnızca yönetim biçimini tanımlamakla kalmaz, aynı zamanda o yönetimi meşruiyet tartışmasının içine çekerek, onu “öteki” olarak konumlandırır. “Devlet” ya da “hükümet” yerine “rejim” denildiğinde, söz konusu yapının halktan kopuk, baskıcı ve geçici olduğu ima edilir. Böylece siyasi bir tanımlama, ideolojik bir çerçeveye dönüşür.

Bu dilin özellikle Batı merkezli medya ve siyaset çevrelerinde sistematik biçimde kullanılması dikkat çekici ve önemlidir. Aynı aktörler, kendileriyle müttefik olan ülkeler için çoğunlukla “hükümet” ya da “yönetim” gibi nötr kavramları tercih ederken, karşıt gördükleri ülkeleri “rejim” kavramıyla anmayı alışkanlık haline getirmiştir. Bu durum, uluslararası ilişkilerde dilin ne denli güçlü bir araç olduğunu göstermesi açısından da manidardır. Çünkü kullanılan her kelime, okuyucunun zihninde bir algı, o ülke ile ilgili de bir duruş inşa eder.

“İran rejimi” ifadesi de tam olarak bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu söylem, İran’ı yalnızca politik bir rakip olarak değil, aynı zamanda sorunlu ve dönüştürülmesi gereken bir yapı olarak sunar. Böylelikle askeri, ekonomik ya da diplomatik müdahaleler için zemin hazırlanır. Dil, burada sadece bir anlatım aracı değil, aynı zamanda yapılması muhtemel müdahale için bir meşrulaştırma mekanizmasıdır.

Benzer bir dilin zaman zaman Türkiye için de devreye sokulmaya çalışıldığını biliyoruz. Özellikle bazı uluslararası medya organlarında ve FETÖ temaslı siyasi analizlerde “Erdoğan rejimi” ifadesinin kullanılması, Türkiye’yi de aynı kategoride değerlendirme çabasının bir yansımasıdır. Bu kullanım, Türkiye’de hükümetin meşruiyetini ve siyasal yapısını tartışmaya açmanın ötesinde, ülkeyi belirli bir algı çerçevesine hapsetme amacı taşır. Çünkü bu hapsetmenin zihinlerde oluşturduğu duruş, zamanla taşlaşır ve olası şu veya bu tip müdahaleler için zemin olarak kullanılır. Böylece Türkiye, tıpkı İran örneğinde olduğu gibi, “normal” devlet kategorisinin dışına itilmiş olur.

Daha da önemlisi, bu söylem yalnızca dışarıdan değil, zaman zaman içeriden de tekrar edilerek güç kazanır. İç politik tartışmalarda kullanılan bu dil, uluslararası söylemle örtüştüğünde, ülkenin dışarıdaki algısını doğrudan etkileyebilir. Bu algı, o ülke dışındaki toplumları aslında hiç de malumat sahibi olmadığı, haritada yerini bile bilmediği bir ülke ve o ülkenin meşru hükümeti ile ilgili, siyasi bir yanılgının tarafı kılar. Bu da dilin, sadece bir ifade biçimi değil, aynı zamanda jeopolitik çatışmaların bir aracı olduğunu bir kez daha ortaya koyar.

Öte yandan, var olduğu iddia edilen uluslararası hukuk açısından bakıldığında her devlet, egemenlik hakkına sahiptir ve bu egemenlik, dış müdahalelere karşı korunur. Ancak söylem düzeyinde bir ülkenin sürekli olarak “rejim” şeklinde etiketlenmesi, bu egemenliğin tartışmaya açılmasına neden olur. Bu da zamanla küresel kamuoyunda, o ülkeye yönelik yaptırımların ya da müdahalelerin daha kabul edilebilir hale gelmesini sağlar. Artık o ülke ile ilgili sosyal medya tarafından geliştirilen ve algoritması da o ülkenin aleyhine olan haberler şeklinde tasarlanan tüm süreçler, insanlar tarafından inşa edilen alt yapı üzerinden kabul görmeye ve herhangi bir tetkike ihtiyaç duymadan onaylanmaya başlar.

Sonuç olarak, “İran rejimi” ifadesi basit bir tanımlama değil, politik, ideolojik ve stratejik anlamlar taşıyan bir söylemdir. Bu söylemi doğru anlamak, yalnızca İran özelinde değil, küresel siyasetin nasıl işlediğini kavramak açısından da önemlidir. Çünkü bugün bir ülke için kullanılan dil, alınan verim ve görülen lüzum üzerine yarın başka bir ülke için de aynı şekilde devreye sokulabilir.

Bu nedenle, kavramların arkasındaki niyeti sorgulamak, ülkeleri kendi formel tanımlamaları ile kabul etmek en başta o ülkenin halkına karşı ahlaki bir ödevdir. İran, kendisini “İran İslam Cumhuriyeti” diye tanımlıyorsa, Siyonist medya İran için ne derse desin, bizim bu dile eşlik etmeden onların kendilerini tanımladıkları isimle tanımamız gerekiyor.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş