metrika yandex

CORONANIN BİZDEN ALDIKLARI , BİZE KATTIKLARI

04.12.2020
Vedat KAHYALAR

Neredeyse 1 yıl oldu corona illeti ile tanışalı. Çin'in Vuhan kentinde doğdu veya oluşturuldu.
 
Önce sokaklarda düşüp ölen insanlar gösterildi ekranlarda sık sık. Sonra İtalya'da kucaklaşma günü etkinliklerinde ırkçılığa maruz kalan Çinli'lerin  kucaklanmasıyla. Avrupa'da hızla yayıldı.
 
Nihayet 11 Mart'ta Tutkiye'ye giriş yaptı.
 
Bir, üç, beş derken sayı arttı. Halkımızın duyarsızlığı "bana bir şey olmaz " vurdumduymazlığı ile sayı günlük onbinlere dayandı.
 
Uslandık mı ? 
 
Ne gezer... Hâlâ mahalle aralarında kadınlar bol hamurlu,dedikodu partilerine devam ediyorlar. Otobüsler, dolmuşlar, AVM'ler tıklım  tıklım. 
 
Hastanelerde yer yok,mezarlıklar fazla mesai yapıyor.
 
Hükümetle belediyeler farklı rakamlar açıklıyor.
 
Malûm, mezarlıklar belediyelerin elinde.
 
Sağlık bakanlığı, moraller bozulmasın diye rakamları biraz iskontolu açıklarken belediyeler gümbür gümbür cenaze sayılarını açıklıyor.
 
Aslında halk gerçeği yaşayarak görüyor.
 
Neyi ,kimden saklıyoruz? 
 
Artık bu çelişkilerden vazgeçelim.
 
Ne Kurtuluş Savaşı'nda, ne de Çanakkale'de bu kadar sağlıkçı kaybetmedik !
 
Halk hükümetle belediyelerin birlikte çalışmasını istiyor.
 
İnsanlar hayatını kaybediyor,çekişmenin zamanı mı?
 
Bir takım önlemler alınmaya başladı nihayet.Etkili olur mu? 
 
Zaman gösterecek.
 
Çözümü herkes biliyor aslında : 
 
15 gün kesin sokağa çıkma yasağı, işletmelere, çalışanlara,işsizlere ekonomik destek. 
 
Coronaya kötü bir zamanda yakalandık aslında.
 
Dövizi kontrol altına alacağım diye boşaltılan hazineye ilaveten, liyakatsiz atamalar ve geliri çok uzun vadelerde yansıyabilecek dev inşaatlar, insanımızın mutluluğu önündeki en büyük engeller oluyor maalesef. 
 
Buna insan hakları ve hukuk uygulamalarındaki yanlışlıkları ilave edin.
 
Hele özgürlüklerin kısıtlanması, muhalefetin ve farklı düşünen medya mensupları ile bilim insanlarının korkuları,endişeleri,kısıtlanmaları yabancı yatırımcıların gözünden kaçmıyor.
 
Dünya bizi zannettiğimizden daha yakından takip ediyor.
 
Haklarında hâlâ;  delilli, ispatlı evrensel hukuk ilkelerine uygun iddianame hazırlayamadıgımız  Osman Kavala ,Ahmet Altan ve Selahattin Demirtaş nerdeyse hergün  BM koridorlarında, Avrupa Parlementosunda, ABD medyasında, uluslararası insan hakları örgütlerinde anılıyor.
 
AB hedefi olan,yüzünü batıya çevirmiş,demokrasi ilkelerine, hukukun üstünlüğüne inanmış  bir ülkeyiz dediğimizde sizce inandırıcı oluyor muyuz ?
 
Öyle çok parlak cümlelerle hukuk reformu, ekonomik önlemler paketlerine geren yok.
 
Hukuk insanlarımızın üzerindeki gölgeyi kaldırın.
 
Mevcut yasalarla,vicdanlarına uygun kararlar alsınlar yeter.
 
Artık atamalarda liyakata uygun davranılsın. Çok birikimli ve kıymetli insanlarımız bir bir kaçıyor yurt dışına.
 
İsraf, artık fena halde tepki topluyor. Her yerde,Watsap gruplarında konuşuluyor.Allah aşkına biraz tevazu.. 
 
Medya ve üniversiteler farklı düşünebilmeli. Arge ve inovasyon içerisinden geçtiğimiz yılların en bariz 2 kavramı.
 
Sanayi devrimlerini bir bir atladık. Robot çağını yaşarken görüş farklılıklarını ölüm-kalım savaşlarına çevirmeyelim.
 
Üretimin en önemli gelişme aracı olduğu gerçeğini anlamamakta bu ısrar niye ?
 
Üretim için komplike olmayan kolay teşvikler hemen başlamalı.
 
Milyonlarca işsize iş kapısını yolu üretimin ve girişimciliğin  desteklenmesinden geçiyor.
 
Üretimin miktar ve kalitesi arttıkça, işsizliği azaltacağı gibi,halkımızın zenginleştiğini, ihtiyaç arzeden meslek mensuplarını yetiştirecek meslek liseleri ve  üniversitelerin teknik bölümlerini geliştireceği gün gibi aşikâr.
 
Turistik tesislerde çalışacak gençler için,üniversite gençliği için yabancı dil öğretebilmenin yolunu bir şekilde öğrenebilmeliyiz artık.  
 
Sonuç itibariyle Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın her şeyle ilgilenme zarureti bu ülkeye çok vakit kaybettiriyor. Görev tanımları ve yetkiler yeniden gözden geçirilmeli ve delege edilmeli.
 
Başka Türkiye yok. Hamaset  ve husumetten bu ülkeye hayır yok.
Yorum Ekle
Yorumlar (2)
ali marsil | 05.12.2020 16:55
yasin börü nün katili haksız yeremi ceza evinde, el insaf bu yaklaşım yasin börü katili ile kardeş yapar insanı
Kadir Öztürk | 05.12.2020 11:22
Yapıcı bir eleştirel tahlil devamını bekliyoruz inşallah