KOYMA BU DARDA RABBİM!

Benim kulluğum sana, sen de benim Rabbimdin
Hani güçsüze Kâfi, mazluma Muntakim’din
Hani Rahman, Rahim’din, hani bize Kerim’din
    Zafer neden zalimden yanadır yine Rabbim?
    Peşin cezalar neden banadır yine Rabbim?

Boğulur mazlum kendi derdinin girdabında
Bir anlamı yok mudur kullarının katında 
Temizi ezer zulüm ayakları altında
    Zalime indirecek azabın yok mu Rabbim?
    Kökünü kurutacak gazabın yok mu Rabbim?

Kaç bin yıllık duaya âmin derken dudaklar
Neden gönüller suskun, neden sağır kulaklar?
Bunca azgın hırsızı beslemez bu topraklar
    Kostüm değişen zulüm çökmez mi dize Rabbim?
    O kutlu adaletin gelmez mi bize Rabbim?

Nasıl bir tufan aklar bunca kirlenmişliği?
Kimin eliyle açık milyon fare deliği?
Niçin yiğit çıkarmaz, yiğitlerin beşiği?
    ‘Çare ne?’ diye bize aratmadın mı Rabbim?
    Bin fareye bir tekir yaratmadın mı Rabbim?

Yine umutsuz kaldık, yine düştük kuyuya!
Yine gönüller hasret bir damla tatlı suya!
Bal diye yediğimiz nasıl döndü ağuya?
    Bir kez daha mı düştük onulmaz derde Rabbim?
    Kavruldu yüreğimiz Kevser’in nerde Rabbim?

Hani serdengeçtiler, nerede akıncımız?
Bir azgın ihanetle yoğunlaştı sancımız 
Kol kırıldı, sessizdir, öfkemizle hıncımız
    Tahammüller tükendi, çılgınlık serde Rabbim!
    Yolunu gözlediğim yiğitler nerde Rabbim?

Sanmasınlar muhtacız, tan vakti kör kandile 
Düşman çok diye sustuk, kan tükürdük mendile 
Saklanan tarihimiz susmasın gelsin dile
    Biz değil miydik dağdan gemiyi süren Rabbim?
    Zulmün hesap gördüğü defteri düren Rabbim!

Biz ki senin uğruna can verenler soyuyuz!
Düşte ‘kızıl elma’ya yâr diyenler boyuyuz
Biz ki gören mazlumun sevindiği toyuyuz! 
    Bu millet, ordu-millet, terk etme yarda Rabbim! 
    Bir daha merhamet et, koyma bu darda Rabbim!
    (Âmin, âmin, âmin)    

 

Paylaş