Toplumsal hayatın yöneten ve yönetilenler için bir olması gerektiğine göre, hayatı şekillendiren davranış, tutum ve tavırlara dönüştüren ilke ve kuralların da bir olması gerekir.
Bir başka deyişle toplumun dayandığı fikir demeti veya felsefenin bir olması icap eder. Müştereklerini kaybeden, farklı ilke ve kurallara göre hayatını tanzim eden toplumların uzun vadede iflahı söz konusu olamaz.
İçine düştüğümüz sıkıntıların kaynağında yöneten- yönetilen bağlamında müştereklerimizin azalması veya olanların yok edilmesi bulunmaktadır denilse mübalağa olmaz. Üzülerek belirtmeliyiz ki, toplumu oluşturan bireylerin davranış kalıplarının temelini teşkil eden ilkeler demeti yok edilmiştir.
Yöneten- yönetilen bağlamında veya bireysel anlamda herkesin kendine göre ilkesi söz konusu olmaya başlamış bu durum toplumun müşterek değerlerini ortadan kaldırmıştır.
Bu duruma düşmemizin nedeni müşterek değerlerimizi oluşturan felsefenin sistematik bir şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Geçmiş ve bugün bağlamında toplumsal hayatımıza bu zaviyeden baktığımızda geçmişimizde ortak paydamızın “fıkıh”ın olduğunu görürüz.
Fıkıh en geniş tanımıyla bireylerin tutum, tavır ve davranışlarla alakalı dinî meselelerin bilgisidir. Birey hayatının bütününü kapsayan tutum, tavır ve davranışları benimsediği veya kendisine benimsetilen “ilke ve değerler manzumesi” ne göre şekillendirir. Dünyanın neresinde olursak olalım birey niteliklerini aynı şekilde kazanır.
Yazılarımı paylaşabilirsiniz
Yazının tamamını okumak istiyorsanız tıklayınız
İspanya, Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı
16.04.2026
Slovenya, NATO'dan çıkmayı tartışıyor
16.04.2026
PKK'lılar 4 kategoriye ayrılacak
23.03.2026
İHA pilotluğu için 54 bin kişi başvurdu
23.03.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026