KUR’AN’A GÖRE HZ. PEYGAMBER

Sağlıklı bir peygamber tasavvuru, Kur’an’da peygamberin nasıl anlatıldığı ile doğrudan bağlantılıdır. Peygamberin Kur’an’da nasıl anlatıldığı sağlıklı bir peygamber tasavvuru için hayati önem taşımaktadır.

Ulu Önderin, liderin, şefin, şeyhin, yüce zatın, parti liderinin her yaptığında bir hikmet arama ve yaptıklarının doğruluğundan asla kuşku duymama otoriter anlayışın kökenlidir. Türkiye'de dini ya da seküler olsun lideri efsaneleştirme ve insanüstü nitelikler giydirme her toplumsal kesimde yaygındır. Ölümsüzlük, geleceği görme, bütün zamanlar için yol göstericilik, üstün nitelikler yükleme oldukça işlevseldir.

Oysa Allah tarafından korunmuş ve ismet sıfatı olan peygamberi Kur'an şöyle tanımlamaktadır: (Habibim, ya Muhammed!) De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım; (şu var ki) bana İlahınızın ancak tek bir İlâh olduğu vahyediliyor; öyle ise O'na (iman ve itaat etmekte)dosdoğru olun ve O'ndan mağfiret dileyin!” (O'na) ortak koşanların ise, vay hâline!" (Fussilet 6)

Ancak o sıradan bir insan değildir. Onun diğer insanlardan farkı vahiy almasıdır. Vahyin dışında o, diğer insanlar gibi bir insandır. Bu anlamda Hz. Peygamberin iki yönü ortaya çıkar

1- Vahiy elçisi olarak Hz. Muhammed. "Şüphesiz biz seni bir şahid bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik." (48/8)

2- Bir insan olarak Hz. Muhammed. "De ki: "Şüphesiz ben ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın." (18/110)

Ne yazık ki, günümüzde liderlere yüklenen özellikler Allah tarafından korunmuş olma özelliğine sahip peygamberi gölgede bırakmıştır. Bu ayırım insan Muhammed ile Peygamber Muhammed'i birbirinden ayıran en önemli noktadır. Nitekim Peygamberin seçkin arkadaşları olan sahabeler bu ayırımın farkında oldukları için, bir sosyal konuyu tartışırken ona, bunun kendi görüşü mü yoksa vahiy ürünü mü olduğunu soruyorlardı. Kendi görüşü ise ona karşı farklı düşünceler üretiyorlardı. Esasen şura da budur.

Sağlıklı bir Hz. Peygamber tasavvuru geliştirmek için Kur'an'da Hz. Peygamberin özelliklerinden söz eden ayetleri bütün halinde incelemek gerekir. Aslında bu yöntem incelenen her konu için gereklidir. Konu ile ilgili öteki ayetleri göz önüne almadan, tek bir ayetten yola çıkarak yapılan açıklamalar yetersiz, hatta yanlış olacaktır.

1- Kur’an’a göre Hz. Muhammed, Allah tarafından gönderilen son Peygamberdir; peygamberler kuşağının son hakasıdır. “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kur'an ve hak din ile gönderen Allah’tır. Şahit olarak Allah yeter. Muhammed, Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine ise merhametlidirler.” (48/29) “Muhammed, içinizden herhangi bir adamın babası değildir. O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.” (33/40) “De ki: Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (7/158) “Benden sonra artık gelecek olan peygamber yoktur.” (Müslim, fedâilü’s-sahâbe, 30)

2- Kur’an, insanları uyarmak üzere Hz. Peygambere indirilmiştir. Temel amacı doğruyu bulamamış insanlara rehberlik etmektir. “ Ya, Sin. Kur'an’a andolsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah’ın indirdiği Kur'an’dır.” (36/1-4)

 3- Hz. Muhammed tüm insanlığa uyarıcı olarak gönderilmiştir. Dolayısıyla mesajın hedefi bütün insanlıktır. “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bilmez.” (34/28) "Öyle ki Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizi O'nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim." (11/2)

 4- Allah’a ve Peygamberine inanmayanlar, onunla mücadele edenler ve ona karşı çıkanlar cezalandırılacaktır. Çünkü insanın yaptığı hiçbir eylem gizli kalmayacaktır. “Allah’a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkârcılar için çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır.” (48/13) “Öyleyse Allah’a, Peygamberine ve indirdiğimiz nura, Kur'an’a inanın; Allah işlediklerinizden haberdardır.” (64/8);

5- Allah, Peygamberi uyarıcı ve rahmet olarak göndermiştir. “Doğrusu bu Kur'an’da, kulluk eden kimselere bildiri vardır. Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” (21/106-7) "Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder dilerse sizi cezalandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik." (17/54)

6- Hz. Peygamberin en önemli yönlerinden biri insanlık için örnek bir ahlaka sahip olmasıdır. “Şüphesiz sen, büyük bir ahlaka sahipsindir.” (68/4) “Ey inananlar! Andolsun ki, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlara ve Allah’ı çok anan kimselere Resulullah (Allah’ın Elçisi) en güzel örnektir.”(33/21)

7- Hz. Peygamber insanlık için uyarıcı ve müjdeci olarak gönderilmiştir. "Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın." (2/119)

8- Peygamber aracılığı ile gönderilen vahiy, haktır. Kur’an adaletle hükmetmek için gönderilmiştir. "İşte bunlar Allah'ın ayetleridir; onları sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilen elçilerdensin." (2/252) "Şüphesiz Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma." (4/105)

9- Hz. Peygamber kendisine verilen vahyi tebliği etmekle görevlidir. Bundan dolayı dini konularda ona itaat etmek gerekmektedir. Zaten seçkin insanlar olan sahabeler, bir konu tartışılırken Hz. Peygamberin dile getirdiği önerilerin vahiy ürünü olup olmadığını söyledikten sonra görüşlerinin dillendiriyorlardı. Bu onların Hz. Peygamberi ne kadar doğru anladıklarını göstermektedir. "Ey peygamber Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz Allah kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez." (5/67) "De ki "Ey insanlar ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz." (7/158)

10- Bütün peygamberler insanları doğru yola getirmek için gönderilmiştir. Dolayısıyla insanlar inanmaya veya inanmamaya zorlanamazlar. Temel ilke dinde zorlamanın olmadığı ilkesidir. "Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve (davranışlarını) düzeltirse artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır." (6/48)

11- Hz. Peygamber, insanları Allah’a ibadet etmeye çağırır. "De ki: "O gökleri ve yeri yaratırken ve O (hep) besleyen (hiç) beslenmezken ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.)" (6/14)

12- Hz. Peygamberden mucize isteyenler müşriklerdir. Çünkü inananlar için en büyük mucize Kur’an’dır; inanmak için başka bir mucize arayışına gerek yoktur. "İnkar edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." Sen yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderisin." (13/7)

13- Kur’an hidayet ve rahmet kaynağıdır. Dolayısıyla Hz. Peygamberin çağrısının temel amacı insanları Kur’an’la buluşturmaktır. "Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana her şeyin açıklayıcısı Müslümanlara bir hidayet bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik." (16/89)

14- Hz. Peygamber insanları zorlayan değil, uyarandır. Çünkü zorlamak özgürlüğü ortadan kaldırır. Oysa insanların sorumlu olabilmeleri için kendi özgür iradeleriyle seçim yapmaları gerekir. Özgürlük ortadan kaldırıldığında sorumluluktan söz edemeyiz. "De ki: "Ey insanlar gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım." (22/49) "Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik." (25/56) "(De ki) "Ben ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki O burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Her şey O'nundur. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum. Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa de ki: "Ben yalnızca uyarıcılardanım." (27/91-92) Hz. Peygamber, müjde verici, şahid ve uyarıcıdır. "Ey Peygamber gerçekten biz seni bir şahid bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik). Müminlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır." (33/45-47) "Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar." (34/28) "Şüphesiz biz seni hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın." (35/24) "De ki: "Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah'tan başka bir ilah yoktur." "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır." De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir." Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz. "Mele-i Ala (yüce topluluk) tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur." "Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır." (38/65-70)

15- Hz. Peygamber insanlara doğru yolu öğretmek için gönderilmiştir. "Andolsun hikmetli Kur'an'a, Gerçekten sen gönderilen (elçi)lerdensin. Dosdoğru bir yol üzerinde(sin). (Kur'an) Güçlü ve üstün olan esirgeyen (Allah')ın indirmesidir. Babaları uyarılmamış böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin)." (36/2-6)

16- Hz. Peygamberin öğrettiği vahye hiçbir farklı bir bilgi karışmamıştır. "Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap) yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır." (36/69)

17- Allah’ın dışında yol arayanlar, kendi seçtikleri yol üzere yaşayacaklardır. Bu yol kendi seçimleri sonucu gerçekleştiği için sonuçlarına da katlanacaklardır. "Allah'ın dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin." (42/6)

18- Hz. Peygamber gaybı bilmez. Bu yüzden gelecekle ilgili hadisler büyük ölçüde sorunludur. "De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim." (46/9)

19- Hz. Peygamberin gönderiliş amaçlarından biri de Allah’ı tesbih etmektir. "Ki Allah'a ve Resul’üne iman etmeniz O'nu savunup-desteklemeniz O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için." (48/9)

Her konuda olduğu gibi sağlıklı bir peygamber tasavvuruna ulaşmak için;

1-Hz. Peygamber’den söz eden bütün ayetleri bir araya getirmek;

2- Hz. Peygamber’den söz eden ayetler arasındaki bağlantıları kurmak;

3- Ayetleri içinde geçtiği sure bütünlüğü içinde değerlendirmek;

4- Tüm ayetleri Kur’an bütünlüğü içinde değerlendirmek;

5- Hz. Peygamber’in hayatını izlemek, gerekmektedir.

Kuşkusuz Hz. Peygamberi izlemek ve örnek almak için sağlıklı bir peygamber tasavvuruna ihtiyaç vardır. Bunun için öncelikle Kur’an’ın Hz. Peygamberi nasıl tanıttığını ortaya koymak, sonra da Hz. Peygamberin hayatını incelemek gerekir. Bu yüzden Hz. Peygamber sıradan bir insan olmadığı gibi, aşırı yüceltilen bir nurani varlık da değildir. O içimizde yaşayan bir dini önder, siyasal bir lider, eşleri ve çocukları olan bir aile babasıdır. Tüm hayatımızda örnek alacağımız seçkin bir ahlaka sahiptir.

Öte yandan özellikle alimler, peygamberlerin varisleridir. Onlar içinde yaşadıkları toplumda, peygamberin olmadığı zamanlarda,  peygamberin toplumu uyarıcı ve uyandırıcı görevini üstlenirler.  

Paylaş