Futbol Üzerinden Manipülasyon

 

Çağımızın önemli filozoflarından olan Althusser'e göre devletin ideolojik aygıtları kendi içerisinde çeşitli türlere ayrılır. Devletin İdeolojik Aygıtları, din, eğitim, hukuk, siyasi sendika, iletişim kültürel, aile gibi alt dallara ayrılır. Althusser kuşkusuz haklıdır. Ancak devletin ideolojik aygıtlarından unuttuğu bir tür var: Futbol. Futbolun kitleler üzerindeki yaygınlığı ve etkisi, manipülasyon yapmak isteyen güçlere, bu alanı kullanmaya sevk ediyor.

Şimdiye kadar istismar söz konusu olduğunda karşımıza üç alan çıkar: Din, Kemalizm ve futbol. Toplumda bu kadar fazla din ve Atatürk istismarcılığı varken, toplumun makul bir düşünce etrafında ortaklaşması zor görülüyor. İstismarcılığın yaygın olduğu ve iş gördüğü yerde sürekli tekrar edilmesi kaçınılmazdır.

 Son yaşadığımız manipülasyonun gösterdiği gerçek şu: Bu ülkede sadece din istismarı yok. Onu gölgede bırakacak bir Atatürk istismarcılığı da var. Din ve Atatürk istismarcılığı reddedilmelidir.

Toplumda istenen anacı gerçekleştirmek ve kamuoyunu yönlendirmek için belirli adımları izlemek gerekiyor. Ali Koç’un başrol oynadığı ve futbol özelinde yürüyen manipülasyonun bu ilkelere adın adım uyulduğunu gösteriyor. Kaldı ki, kupa finalinin Arabistan’da oynamasının Ali Koç tarafından istenmesi ve maçta yapılacak törenlerin 15 gün öncesinden UEFA veya ilgili futbol federasyonlarına bildirilmesi gerektiği açıktır. Bu durum olayın her aşamasının düşünüldüğünü gösteriyor.

Eğer maçta böyle bir girişiminiz olacak ise şimdiye kadar dillendirmeyip, anlaşmaya yazmayıp, şimdi ısrar etmek mantıklı değildir. Türkiye liginde ve Avrupa kupa maçlarda ısınırken Atatürk tişörtleri kullanmayıp, Arabistan'da ısrar etmek bana hiç mantıklı gelmiyor. Başka bir hesaplaşmanın sonucudur bu. Tüm yaşananlar futbol üzerinden ideoloji üretimine işaret ediyor.

Konu üzerinde çalışan Mücahit Gültekin’e göre, manipülasyon yapan her aşamayı düşünerek hareket etmektedir:

"1-Amacın gizlenmesi: “Niçin” sorusunun sorulmasına izin vermemek

2- Gerçeğe yaslanmak: Yalanın en iyi koruyucusu doğrulardır.

3- Uzmanlık, güvenilirlik ve saygınlık: Akredite edilmiş bilgi.

4-Etkili bir taşıyıcı bulmak: Satışın damarları

5- Ön satış: Tarlayı sürmek

6-Bütünden koparmak: Derde boğmak.

7-Tekrar: Sürekli tekrar.

8-Bilgiyi işlemden geçirmek: Ekleme-gizleme- vurgulama

9- Akla uygun duygulara hitap etme: Korku, öfke, şehvet.

10- Tekasür kuralı: Bütün dünya bunu kabul ediyor!

11-Değerlere yaslanmak: Sizden biriyim.

12- Uyanmanın bedeli ağır olmalı: Ya uyu ya da uyuyormuş gibi yap!" ((Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon, s: 22-109)

Ali Koç, futbolda süren yılların başarısızlığını açıklamak için arkasına gizleneceği söylemi buldu. Hiç kuşkusuz Ali Koç, futboldaki başarısızlık üzerine kendine yönelecek tepkiyi, Kemalizm'in arkasına sığınarak karşılıyor. Fenerbahçe kupayı kazanamaz ve şampiyonluğu kaybederse açıklama hazırdır.

Bu ülkede her türlü değer istismar edilebilir. Çünkü istismara açık bir toplumsal zemin var. Daha da kötüsü her istismarın arkasında destekleyici bir kitleyi bulmanın hiç zor olmadığı gerçeğinin ortaya çıkmasıdır.

Din ve Kemalizm, siyasetten futbola kadar, her tür başarısızlığı rasyonelleştiren araca dönüşmüştür. Bu noktada sağlıklı düşünmenin imkanı yoktur. Her yaşadığımız olay toplumsal kamplaşmayı daha da derinleştirmektedir. Buradan çıkış istismarcıların amaçlarına hizmet etmemek, yapmak istedikleri şeyi gerçekleştirmenin aracı olmamaktır.

Aslına bakılırsa olay açık ve nettir. Başından sonuna planlanmış, hiçbir detay ihmal edilmemiş, her aşaması ustalıkla oynanmış, belli bir sonuca da ulaşılmış. Ancak her provokasyon gibi başarılı olması mümkün olmayan bir mizansen. Çünkü olay tartışıldıkça gerçek ortaya çıkacak.           

Son tartışmaların gösterdiği gerçek: İdeolojik zihinlerin gerçeği bulmak gibi bir derdi yoktur. Bundan dolayı görüş bildirirken bilgiye ihtiyaç duymazlar. Onlara bir resim ve birkaç slogan yeter. Bir tartışmada slogan egemen oldukça akıl devre dışı kalır. Bu son tartışmanın bize gösterdiği gerçek bu olmalı.

Hiç kuşkusuz Ali Koç olası bir Galatasaray şampiyonluğunu açıklayabilmenin alt yapısını oluşturuyor. "Kemalist olduğumuz için şampiyon yapılmadık" iddiasını dillendirerek, arkasına sığınacağı bir mazereti olacak. Sanıldığının aksine Ali Koç düne değil, geleceğe yatırım yapıyor. "Kamuoyunun algılılarını yönetebilmek ve kitleleri manipüle edebilmek için fikirlerin pazarlanacağı etkili taşıyıcılar bulmak algı yönetiminin bir diğer kuralıdır" (Mücahit Gültekin, Algı Yönetimi ve Manipülasyon, Pınar yayınları, s: 52)

Manipülasyonlar olmaya devam edecek; çünkü, "Demokratik rejimlerde algı operasyonu otoriter rejimlere göre daha kolaydır."(Algı Yönetimi ve Manipülasyon,  Mücahit Gültekin, Pınar yayınları, s: 18)

Bir manipülasyon yaparak algı yönetimi yaratmaya çalışan grup, devlet ve kişiler, manipülasyon için uygun anı beklerler. Bunun için kullanacakları en büyük araçlar din ve ideolojidir. Son futbol olayında din değil, ideoloji ön plandadır. Bu durumda ilk yapılması gereken, manipülasyonu yapanın hedeflediği noktaya bakmayı reddetmektir. Aydınların görevi toplumu ideoloji ve din üzerinden kutuplaştırmaya çalışanların söylemine teslim olmamaktır.

Karşılaştığımız her olay, Hz. Peygamberin Medine Vesikası modeliyle çerçevesini çizdiği, değişik toplumsal kesimleri bir araya getiren müzakereci siyaset anlayışına ne kadar ihtiyacımız olduğunu açıkça gösteriyor. Türkiye'nin özgürlük, müzakere ve katılımı esas alan bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğu ortadadır. Çağrımız hukukun üstünlüğü, adalet ve özgürlükleri(din ve vicdan özgürlüğü) korumak olmalıdır. Manipülasyonları etkisiz kılmanın en önemli etkeni açık toplum yaratmaktır.

Düşünen insan, görüntü ile tatmin olmaz. Görüntünün derinindeki gerçeğe ulaşma arzusu onun tüm benliğini sarar. Bu yüzden düşünen insan hiçbir partinin, mezhebin, grubun militanı olamaz. Militan, taraftarıdır; yüzeysel düşünür. Düşüncelerinde derinlikten eser yoktur. Militanın en etkin olduğu alan ise futboldur. Orada düşünce değil, duygular egemendir.

Akla, mantığa, sağduyuya ne kadar ihtiyacımızın olduğu her karşılaştığımız olayda karşımıza çıkıyor. Hermetik atıl akıl dini ve seküler düşünce ve ideolojilerimizi sarmalamış durumdadır. Bu ortamda sağlıklı düşünce üretmenin imkanı tükenmiştir.

Aslında bizim için gerçek gündem hiç kuşku yok ki, Gazze'dir. Bu insanlık dramını gölgede bırakacak her gündem sahtedir. Bir anlamda Suudi Arabistan'da ki kupa krizi de sahte bir krizdir. Bu sahte krizin nedenleri tartışılmalı elbette ama bu dünyanın adaletsizliğin göz önüne serildiği Gazze katliamını gözden uzak tutmaya yol açmamalı. Gündemimiz zulme karşı durmaktır, mazlumların yanında yer almaktır. Gazze, asla gündemden düşmemeli. Çünkü Gazze, Yahudi milliyetçiliğine karşı soylu bir direniştir. Futbol üzerinden yürütülen diğer tartışmanın yapaylığına, sıradanlığına, bunun üzerinden körüklenen ilkel milliyetçiliğin yüzeyselliğine teslim olmamak gerekir. Gazze, insan olmakla insan olmamak arasına kalın bir çizgi çekti. Bu çizgi Hz. Peygamberin Hendek Savaşında kazdığı hendeğin çizgisidir. Hendeğin bir tarafında adalet, diğer tarafında zulüm vardır. Benim birinci meselem Gazze'dir. İmanınım bana yüklediği sorumluluktur bu.

 

Paylaş