metrika yandex

Tedbirli Cuma Çağrısı

28.03.2020
Ahmet GÜRBÜZ

Ülke gündeminin buhranlı zamanlarında kritik müdahaleleriyle bilinen Mahmud Es’ad Coşan Vakfı onursal başkanı Muharrem Nureddin Coşan, 27 Mart Cuma günü saat 16’da Akra FM'de yayınladığı basın bildirisinde “devlet tarafından tedbirler alındıktan sonra Cuma namazına müsaade edilmesi” hususunda Cumhurbaşkanına çağrıda bulundu.

Çağrıda; Cuma Namaz'ının inancımızın vazgeçilmez bir ögesi olduğunu, koronavirüs için alınan tedbirler kapsamında, bir araya gelen insanların toplanma sebeplerinin gerekli ve gereksiz diye değerlendirmeye tabi tutulduğu, gereksiz toplanmaların yasaklandığı, gereklilere ise belirli sınırlamalarla müsaade edildiği vurgulandıktan sonra, ülkemizin nüfusunun %99’nun Müslüman olduğu ve Cuma Namaz'ının gereklilik olarak değerlendirilmesi ve belli tedbirler alındıktan sonra kılınmasına müsaade edilmesi talep edildi.

Hukukun “ölçülülük” ilkesine atıfta bulunarak; “Dinimiz İslam, ibadetleri zor şartlarda kolaylaştırmakta ancak savaşta dahi iptal etmemektedir. Cuma Namaz'ının uluslararası standartlara ve devlet yetkililerimizin almış olduğu tüm tedbirlere fazlasıyla uyularak kılınması mümkündür.” denilen çağrıda aşağıdaki öneriler teklif olarak sunuldu.

“Cuma Namaz'ı kılmak için açık hava alanları seçilebilir, kullanılacak alan namaz öncesinde ve sonrasında dezenfekte edilebilir, sadece sağlıklı bireylerin katılımını sağlamak amacıyla girişte ateş kontrolü yapılabilir, katılımcı sayısına sınır getirilebilir, tüm katılımcıların maske takması ve tek kullanımlık kağıt seccade kullanması sağlanabilir, saf tutarken kişiler arasında 1,5 metreden de fazla sosyal mesafe korunabilir, Cuma namazının edası 2 rekat farz ve çok kısa bir hutbeyle toplamı azami 10 dakika sürecek şekilde ayarlanabilir.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün tarifine göre sağlık; insanın biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak iyi olma halidir. Cuma Namaz'ının bu şekilde yüksek tedbir standartları altında eda edilmesi, psikolojik ve sosyal iyilik halini artırarak yapılan mücadeleye olumlu katkı sağlayacağı da bildiride yer aldı.

Aynı gün Millet Camii’nde Diyanet İşleri Başkanı’nın ma’dut ve mahdut bir cemaate Cuma namazı kıldırmış olması çağrıyı enteresan bir noktaya taşıdı. Haber sitelerinde, sosyal medyada olumlu tepkilerin yanında, istismar ve kaos için pusuda bekleyen odaklar işi mecrasından çıkarmak için hızlı bir kampanyaya giriştiler.

İskenderpaşa dergâhının geçmişini ve genç lideri Muharrem Nureddin Coşan’ın daha önceki kritik çıkışlarını hatırlayanlar bunun pek yadırganacak bir durum olmadığını bilirler.

Muharrem Nureddin Coşan Bey’in göreve gelmesiyle Ak Parti’nin kuruluşu hemen hemen aynı tarihlere tesadüf eder.

27.08.2001 tarihinde yaptığı ilk yazılı açıklama; yeni dönemde hareket tarzı, ‘özgür ve özgün çizgisi’ ile ilgili ipuçları vermektedir.
“Son zamanlarda birtakım yazılı ve görsel medya kuruluşlarında yer alan haber ve yorumlarda, 04.02.2001 tarihinde Avustralya'da vefat eden babam Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan’ın ismi zikredilerek; fikir ve felsefelerinin bazı siyasi oluşumlarla irtibatlandırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir.
….
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN'ın, herhangi bir siyasi parti tarafından oy toplamak uğruna malzeme edilmesi veya istismarı, bu doğrultuda hareket edenlerin samimiyetleri ile ilgili ciddi şüphe ve endişelere yol açacağı gibi hiçbir zaman müsamaha ile karşılamayacağımız hususlardır.”

Çiçeği burnunda Ak Parti hükümetinin Başbakanı Sayın Gül ve Genel Başkanı Sayın Erdoğan müttefiklerle beraber Irak’a asker göndermeyi de içeren 1 Mart Tezkeresi’nin Meclisten geçmesi için canhıraş gayret etmektedirler.

Meclis aritmetiği Ak Parti lehine olsa da, kritik bir oylama. Muhalefet tasarıya tümden karşıdır. Muharrem Nureddin Bey 25.02.2003 tarihinde milletvekillerine yönelik bir mektup kaleme alır ve teker teker her birine iletir. Sonraki dönem hepsi tırpanlanacak olan bazı Ak Partili vekiller, bir kısmı çekinser kalarak, bir kısmı oylamaya katılmayarak tezkerenin reddini sağlarlar. Türkiye’yi ve Ak Parti’yi büyük bir uçurumun kenarından alırlar.

 O bildiriden kısa bir pasaj.
“Güçlü olmamız lazım! Biz inançlıyız! Biz Güçlüyüz!
Güç silahta, parada değil, adalet, doğruluk ve Hak’ tadır.

Dolayısıyla,
Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekilleri;
Fayda uzun vadeli, ilaç acı olabilir.
Ama duygusal olmayın! Bu tezkere oylaması bir inanç işidir.

Sağduyulu olun! İnsaflı olun! Yakın tarihimizdeki basiretsiz idarecilerimizin düştüğü gaflete, yanlışa düşmeyin.
Sorumluluğunuzun gereği, doğru olanı yapın, tezkereye "HAYIR" deyin.”

Önemli dönemeçlerden biri de 2011 seçimleri. Fetönün Türk siyasetine karabasan gibi ‘çökme’ operasyonları. Yerli ve milli duruşa sahip Deniz Baykal’ın bir kasetle CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldığı, MHP genel merkez yöneticileri hakkında her gün bir kasetin ulusal kanallara servis edildiği, o günlerde  Başbakan olan Erdoğan ve arkadaşlarının, Bahçeli’yi barajın altına ve dolaysıyla sistem dışına itmek için meydan meydan dolaştıkları o tarihi seçim.

Yine İskenderpaşa’nın genç lideri tarihi bir misyon yüklenip, seçimden bir hafta önce, herkesin anlamakta zorlandığı, direk Fetöyü işaret eden ve ‘bozkurtlara destek’ isteyen bir bildiri kaleme alır. Alır almasına da, MHP’lilerin bile inanamadığı bu destek, bildiride yer alan bazı ifadelerden dolayı dost düşman herkesin tepkisini çeker. Cemaate 90 depreminden daha çok kayıp yaşatır.  

‘Aklını kullan!’ diye başlayan o bildiriden birkaç satır.

“Nereye gidildiğini, yarın ne olacağını, canından çok sevip tercih edip büyüttüğün çocuklarını, istikbalini düşün, emekliliğinin, sonrasının, hayatının istemediğin, tasvip etmediğin bir düzeneğin içinde geçtiğini, heba edildiğini fark et, bu duruma müdahale et, itiraz et, boş verme!

Anlamaya, görmeye çalış, doğruyla yanlışı ayır, duruşunu özünle birleştir.

Maneviyat bahçemize dadanmış domuz sürülerini, sırtlanları, hain köpekleri, kurnaz tilkileri, leş kargalarını, kanımızı, canımızı, değerlerimizi, zenginliklerimizi emmeğe yeltenen sülükleri, asalakları silkele, sırtından at, kamburunu düzelt, el ele ver, gücünü topla, maneviyatını düzelt, iyileri bul, onlarla birleş, işbirliği yap, yanlışı düzelt!

Şimdi silkin, şimdi uyan, dengeleri boz. "Bozkurtlara" fırsat ver, yol ver, OY ver. Çeki düzen versin, destek olsun dostlara, fayda versin, tek yürek olsun iyiler.

Birleşsin güçler def etsin akbabaları, şanımız yürüsün cihanda.
Sefillere uşak olmayalım.
Çünkü, kölesiyiz, Razı olsun âlemlerin Efendisi bizden.”

Bu kadarı kifayet eder herhalde meramımın ve yukarıdaki çağrının asıl amacının anlaşılması için. İnsaf ve vicdan sahibi her birey bu makul çağrıya sessiz kalmamalıdır.

Aklıselim sahibi, sağduyulu, münevver, gazeteci, siyasetçi, din adamı ve bürokratların her zamankinden daha çok kenetlenmeye ihtiyacımız olduğu şu günlerde, toplumun yaralarını saracak, kardeşlik ve dayanışmayı pekiştirecek, maneviyatımızı yüceltecek her eli tutmaya, her çağrıyı duymaya, her kapıyı çalmaya mecbur olduğumuzun umarım farkındadırlar.

Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle,

#EvdeKalTürkiye.

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Enes

08.04.2020

Ufkum açıldı resmen tüme vardım. Çok guzel özetlemişsiniz. Kaleminize Sağlık.
Halil Hoca

28.03.2020

Çok güzel, birbiriyle kuvvetli bağlantılı, tarihi olayları güncel cuma açıklamasıyla birlikte profosyonelce vuzuha kavuşturmuşunuz. Tebrikler.
Mehmet Aldemir

28.03.2020

Inşallah yakın zamanda Allahın izniyle cuma namazımızı kılmayı nasip eder eline sağlık müdürüm
Ilhan yıldız

28.03.2020

Bende aynı fikirdeyim aklımdan geçenler çok güzel yazıya dökülmüş allah razı olsun