metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Kültür - Sanat

Yaban Düşünce, Levi Claude Strauss, Yapı Kredi Yayınları

29.01.2022

Yaban Düşünce,

Lévi Claude Strauss,

Yapı Kredi Yayınları, İstanbul (2020),

(Çevirmen Tahsin Yücel), 

Hazırlayan: Harun Aykaç

Claude Lévi Strauus: (1908, Brüksel- 2009, Paris), Paris Üniversitesi’nde hukuk ve felsefe eğitimi gördükten sonra, bir süre lise öğretmenliği yaptı. 1934-1937 yılları arasında Brezilya’da Sao Paulo Üniversitesi’nde toplumbilim dersleri verdi. 1939’a değin bulunduğu Brezilya’da yaptığı alan çalışmaları doğrultusunda, ilk antropoloji çalışmasını 1936’da yayımladı. Daha sonra bir süre Fransa’da bulundu. 1941-1945 arası New York’ta The New School For Social Research’te ders verdi. Aynı dönemde burada ders veren ünlü dilbilimci Roman Jakobson’la dostluk kurdu, onun dilbilim derslerini izledi.

1950-1979 yılları arasında Paris Üniversitesi Uygulamalı Yüksek Araştırmalar Okulu’nda toplumsal antropoloji çalışmaları yöneticisi olarak görev aldı. 1959’da Collége de France’te toplumsal antropoloji kürsüsü profersörlüğüne getirildi.

Yapısalcılığın kurucularından biri olan Lévi-Strauss, Brezilya’nın yanı sıra, bugünkü Bangladeş’te de alan çalışmaları yaptı. 1973’te Académie Française üyeliğine seçildi.

Başlıca Yapıtları: Les structures élémentaires de la parenté (1949; Akrabalığın Temel Yapıları). Race et Historie (1952; Irk ve Tarih, 1985), Tristes Tropques (1995; Hüzünlü Dönenceler,2000), Antropologie structurale (I. Cilt 1958; II: Cilt 1973; Yapısal Antropoloji), La pensée sauvage (1962; Yaban Düşünce, 1984), Mythologiques I.Cilt: Le cru et le cuit (1964; Çiğ ve Pişmiş), II: Cilt: Du miel aux cenders (1967; Baldan Küle), III. Cilt: L’oringine des maniéres de table (1968; Sofra Adabının Kökenleri), IV. Cilt: L’homme nu (1971; Çıplak İnsan). Le Regard éloiné (1982; Uzak Bakış). La Parole donnée (1984; Verilmiş Söz). Regarder, écouter, lire (1993; Bakmak, Dinlemek, Okumak,2016).

Yukarıda isimlerini saydığımız Claude Lévi Strauss’un eserlerinden Yaban Düşünce’ye baktığımızda kitabın Claude Lévi  Strauss ve Yaban Düşünce, önsöz ve dokuz bölümden meydana geldiğini görürüz:
Birinci Bölüm: Somutun Bilimi
İkinci Bölüm: Totemsel Sınıflandırmanın Mantığı
Üçüncü Bölüm: Dönüşüm Dizgeleri
Dördüncü Bölüm: Totem ve Kast
Beşinci Bölüm: Ulamlar, Ögeler, Türler, Sayılar
Altıncı Bölüm: Evrenselleştirme ve Özgürleştirme
Yedinci Bölüm: Tür Olarak Birey
Sekizinci Bölüm: Yeniden Bulunan Zaman
Dokuzuncu Bölüm: Tarih ve Eytişim

Bu eserde Lévi Strauus tarihe, topluma ve sosyal olaylara yapısalcı bir bakış açısıyla yaklaşarak problemleri ortaya koyar ve yine açık bir şekilde bu olaylara eleştirilerini getirerek bunları yorumlar. Lévi Strauus, yabanıllar denilen ilkel olarak adlandırılan insanların düşünce yapılarını, insana ve tabiata yaklaşımlarını ciddi bir titizlikle irdeleyerek onların hiç de yabana atılacak yönlerinin olmadığını kendi sistematikleri içinde çok tutarlı olduklarını ayrıntıları ile gözler önüne serer. Onların doğayı bir kültüre dönüştürdüklerini yaşamlarındaki tabiat ile iç içe oluşlarını verirken de onların her birinin bu maharetlerini yaşamlarını zenginleştirmek için kullandığını ve bunda da başarılı olduklarını vurgular.

Lévi Strauus da bu Yaban Düşünce adlı eserinde bu düşünceleri şu şekilde ifade eder: “Gerçekte, kavram kesitlemesi dilden dile değişir; Encylopédie’nin (1) “ad” maddesi yazarının, XVIII. yüzyılda, çok güzel belirttiği gibi, az ya da çok soyut terimler kullanmak, zekâ yeteneğine değil, ulusal toplum içinde özel toplulukların belirginlik ve ayrıntıları eşit olmayan ilgilerine bağlıdır: “Gözlemevine çıkın: her Yıldız yalnızca bir yıldız değildir artık burada, şu yıldız oğlak burcunun beta yıldızı, şu öteki boğa burcunun y, şu da büyük ayının £’sidir. vb., bir at eğitim yerine giren, her atın kendi özel adı vardır, parlak, yaramaz, atılgan, vb.” Öte yandan, ilkel denilen diller konusunda bu bölümüm başında anılan görüş olduğu gibi benimsense bile, genel düşüncelerin yokluğu sonucu çıkarılamaz bundan: meşe, gürgen, kayın vb. sözcükleri soyutlukta ağaç sözcüğünden geri kalmaz.

Bu açıdan bakılınca, biri yalnızca bu sonuncu terimi içeren, öbürü bundan yoksun olan, ama türleri ve alt türleri kapsayan onlarca, yüzlerce terim içeren iki dilden ikincisi kavramca daha zengindir, birincisi değil.

Meslek dillerinde de görüldüğü gibi, kavramların çoğalması gerçeğin özelliklerine karşı daha sürekli bir dikkatin, bunlar arasında yapılabilecek ayrımlara karşı daha canlı bir ilginin varlığına tanıklık eder. Bu nedenle bilgi düşkünlüğü “ilkel”diye adlandırdıklarımızın düşüncesinin en çok unutulan yönlerinden biridir. Çağdaş bilimin yöneldiği gerçekler ender olarak yönelse bile, onunkine benzer gözlem yöntemleri içerir. Her iki durumda da düşüncenin konusu evrendir, en azından gereksinimleri karışlama yolu olarak.

Her uygarlık kendi düşüncesinin nesnel yönelimini fazlasıyla üstün tutma eğilimindedir, bu da ondan hiçbir zaman yoksun bulunmadığını gösterir. “Yabanıl”ı yalnızca bedensel ya da ekonomik gereksinimlerinin yönlendirdiğine inanma yanlışına düşerken, onun da bize aynı eleştiriyi yönelttiğini, kendi bilme isteğini bizimkinden üstün tuttuğunu gözden kaçırıyoruz:

“Hawaii yerlileri ellerinde bulunan doğal kaynaklardan neredeyse eksiksiz biçimde yararlanıyorlardı; bu konuda, bugünkü tecim çağında, şimdiki durum para getiren birkaç ürünü amansızca sömürüp de çoğu kez geride kalan her şeyi küçümseyip yok edenlerden çok daha ileriydiler…” (Handy ve Pukui, s. 213). (s: 26-27)

Sonuç olarak dünyayı sadece kendi pencerelerinden sunmak isteyen Batı dünyasıyla, Yabanıl diye nitelenen insanlar arasında kıyaslamalar yaparak onların tabiatta olan varlık ve nesnelerden binlerce yıllık deneyimlerden yararlanarak gelen bir mirasın temsilcileri olduklarını, bu deneyimlerinin birçok derde derman olduğunu ve yaşamlarını tabiattan esinlenerek rahatlıkla sürdürdüklerini ve Batı’nın bu küçük gördükleri insanlardan da çok şey öğrenebileceklerini dile getirir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş