metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

Kültür, Turizm ve Kalkınma / Harun AYKAÇ

10.06.2021

Özet

Herhangi bir ülkenin veya beldenin kalkınması için onun birkaç yönden kendi iç veya dış dinamikleri ile harekete geçerek bir arayış içinde olması ile mümkündür.

Bu arayışlar içinde sanayi, ticaret ve turizm başta gelir. Sanayi açısından belli bir düzeye gelebilmek için o ülkenin sanayi faaliyetleri noktasında ya hammadde üreticisi ya da üretilen hammaddenden bir takım şeyler üreterek yurt içi veya yurtdışına satması ile mümkündür. Eğer bu imkânı yok ise de bunların alım satımında aracılık yapması icap eder.

Bacasız SanayiŞayet bir ülke sanayi atılımı için üst ve alt yapılardan yoksunsa ve de doğal kaynakları ve tarihi alanları varsa bir hizmet sektörü anlayışı ile bunların yerli ve yabancılara tanıtılarak insanların buralara gelmesi temin edilerek kazanç yolları arayışına girilmeli.

Dünyanın birçok yerinde sanayi devrimini gerçekleştiremeyen ülkeler gelir kaynaklarını artırmak  amacıyla bacasız sanayi dediğimiz turizm sektöründe varlık göstermek için çaba sarf etmeye başlamışlardır. Bu şu manaya gelmemeli sanayi devrimini gerçekleştiren ülkeler ve beldeler bu işle ilgilenmiyor, bu gelir getiren faaliyetleri kulak ardı etmişlerdir.

Avrupa ve Amerika kıtası bu bağlamda çok ciddi çalışmalar içerisine girerek müzeler kurmuş, turizm alanları oluşturarak insanların kendi kıtalarını ve ülkelerini ziyaret etmelerini sağlamıştır.

Bunu yapmakla da hazinelerine çok ciddi gelir sağlayarak halklarının da bundan yararlanmasını temin ederek onların hissedar olmalarını da temin etmişlerdir. Bu temin de hiç kuşkusuz birçok insanın bu nimetlerden istifade etme yollarının kolaylaştırılması hususu da dikkat çekmektedir. Emma Barker’in dediği gibi: “Müzenin temel işlevinin, sanat eserlerini ticarî dolaşımından çıkarmak ve onları satın alma gücü olmayan insanlar için ulaşılır kılmak olduğunu göz önünde bulundurursak, “meta fetişizmi” kavramının buradaki değerlendirmeleriyle ilgisi olmadığı düşünülebilir. Ne var ki, bir sanat eserinin, piyasada dolaşıma girmesi halinde kaça satılacağını bilmek, teşhir deneyimini derinden etkiler. Örneğin 1987’de Van Gogh’un İrisler’i bir müzayedede yaklaşık 54 milyon dolara alıcı buldu ve (geçici olarak) dünyanın en pahalı tablosu unvanını kazandı. (Gerçi sonunda tabloya talip olan Avusturyalı işadamının bu bedeli ödeyemeyeceği anlaşıldı.) Şimdiyse bu tablo (başka bir müzenin gücü yetmediğinden) dünyanın en yüksek gelirli müzesinde bulunuyor (Ali Artun, Sanat Müzeleri, s: 246). Görüldüğü gibi birlerinin satın alma gücü yoksa da bunu görmek isteyen herkese teşhir edilmesi de bir gelir kaynağı temin etmesi açısından o ülke ve belde halkı için bir değerdir. Bu değer sadece müze şeklinde ve dört duvar içinde sergilenen bu eserler için düşünülmemeli. Eğer bir ülkenin kendine ait tarihi, turistik ve doğal alanları varsa bunlar da adeta bir açık hava müzesi gibi düşünülerek ulusal ve uluslararası arenaya arz edilerek gelir yolu değerlendirilmelidir. Özellikle dünyanın birçok yerinde takip edilen bu metodun ülkemizde de takip edilmesi bu alanda ülkemize umduğumuzun fevkinde kazanç sağlayacaktır.

Bacasız SanayiTabii ki, bu bağlamda ülkemizde hem müzecilik anlayışı hem de turizm anlayışı yeniden masaya yatırılarak gelir artırıcı fikirler üretilmelidir. Aslında bu fikirlerin üretilmediğini söylemek de haksızlık olur, fakat bu üretilen fikirlerin yaygınlaştırılması lazım. Nebi Özdemir tespiti ile: “Kültür ekonomisi ve endüstrileri, ülkelerin sürdürülebilir ekonomik kalkınmalarının sağlanmasına önemli katkılar sağlamaktadır. UNESCO’nun somut ve somut olmayan kültürel miras ile kültürel ifadelerin çeşitliliğinin korunmasına yönelik sözleşmelerinin özellikle gelişmekte olan ülkelerin kendilerine ait kültürel hazineleriyle sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma hamlesi yapmalarına yönelik olduğu açıktır. Bu nedenle Türk Dünyası somut olmayan kültürel miras Platformunun ekonomik kalkınmaya da önemli faydaları olacaktır. Bilgi paylaşımı ve ortak çalışmalar ve gerçekleştirilecek projeler, Türk dünyasının kültürel belleğinin verimli bir şekilde değerlendirilmesine hizmet edecektir. AB’nin bu konudaki çalışmalarından belirtilen sürecin işletilmesinde yararlanılabilir. Bu açıdan özellikle gelecekte AB’ye üye olacak bir Türkiye’nin Türk dünyasına katkıları daha da önemli olacaktır. Böylelikle Avrupa’nın sahip olduğu deneyimin Türk Dünyası’na aktarımı kolaylıkla gerçekleştirilebilecektir. Diğer yandan Türkiye, AB ile Türk dünyası arasında önemli bir köprü görevi üstlenerek verimli işbirliği olanakların yaratılmasını mümkün hale getirecektir. Aynı şekilde zengin kültürel belleğe ve kültür turizmi çekiciliklerine sahip Türkiye’nin üyesi olduğu bir AB, küresel kültür ekonomisi piyasasında, sanıldığından daha da güçlü hale gelecektir (Nebi Özdemir, Kültürel Miras Yönetimi, s: 19).

Bacasız SanayiSonuç

İster Türkiye’de ister dünyanın herhangi bir yerinde kültür, turizm ve bunlarla bağlantılı olarak kalkınma alanında belli bir yere gelmek için alanlarında uzman ve bu işleri severek yapabilecek etkin insanlara ihtiyaç var. Yetiştirilen bu insanlar analitik düşünceye sahip olup ülkeleri ve beldelerinin her alanına yerli ve yabancı turistleri çekerek onların kendi toplumları ile birebir karşılaşmalarını sağlayarak kendi ürettikleri somut olan ve olmayan kültürel ürünlerden yararlanarak girdi çıktı sağlayacak kazançlar sağlanmaları gerekmektedir. Özellikle de toplu tur ve otellerde konaklamalarından ziyade bizatihi turistlerin halkın yaşadığı doğal mekanlara girmesi sağlanarak o toplumla maddi-manevi alışverişlerin yapılmasına zemin hazırlamaları icap etmektedir. Tabii ki, bu hizmeti sunacak insanların da doğal ve kendilerine has özellikleri aks ettirmesi şarttır. Yoksa dünyanın öbür ucundaki insan yapma ve her yerde görülebilen mekanlar, kaynaklar ve sanayi ürünleri için herhangi bir ülke veya beldeye gelmez.

Yukarıda saydığımız özelliklere haiz ve bu nitelikleri kazanmış bir ülke ve topluk hiç kuşkusuz turizm yoluyla kültürünü pazarlayarak kalkınma alanındaki problemlerini hal edip halkını bu metodla müreffeh hale getirebilir.

Kaynaklar:
1. Artun, Ali, (2017) tarih Sanat Müzeleri 2, Müze ve Eleştirel Düşünce, İletişim Yayıncılık, İstanbul
2.Özdemir Nebi, Adem Ömer, (2019), Kültürel Miras Yönetimi, Grafiker Yayınları, Ankara

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş