metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Dünya

Piskopos Strickland: Gazze ve Lübnan'daki katliamlar İsa'ya ihanettir!

31.03.2026

ABD merkezli Siyonist lobinin, Ortadoğu'daki işgal ve soykırım politikalarını Batı kamuoyuna "dini bir hak" gibi pazarlama stratejisine tepkiler artıyor. ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın programında konuşan Piskopos Joseph Strickland, Siyonizmin teolojik bir sapkınlık olduğunu ve emperyalist şiddetin tahrif edilmemiş İbrahimi gelenekte hiçbir karşılığı bulunmadığını gözler önüne serdi.

"Siyasi Siyonizm Hristiyanlığın Bir Parçası Değildir"

ABD Başkanı'nın Dini Özgürlükler Görev Gücü'nde (Religious Liberty Task Force) yer alan Carrie Prejean Bowler "Gazze'deki masumların hayatı herkesinki kadar değerlidir" dediği ve Siyasi Siyonizm'i reddettiği için sözde Hristiyan liderlerin de onayıyla görevinden kovulmuştu. Bowler'a açıkça destek veren Piskopos Strickland, Siyonizmin Hristiyanlara dayatılan sahte bir ajanda olduğunu şu sözlerle ortaya koydu:

"Carrie o komiteden kovuldu çünkü güç sahiplerinin duymak istemediği 'Hakikati' (Truth) konuşuyordu. Gazze'deki masumların yıkıcı bir şekilde ölmesi tam anlamıyla çağımızın gerçek Holokost'udur. Carrie, 'Siyasi Siyonizm, Hristiyanların kucaklaması gereken bir şeydir' diyen o sahte ajandayı reddettiği için hedefe kondu. Siyasi Siyonizm Hristiyanlığın bir parçası değildir ve Katolik Kilisesi bu konuda çok nettir."

Eski Ahit'in Çarpıtılması ve Siyonist Vahşetin Aklanması

Tucker Carlson, günümüzde bazı sözde Hristiyan liderlerin (Evanjelikler), İsrail'in masumlara yönelik şiddetini savunmak için İncil'i (Eski Ahit) kullandığını ve şiddeti sorgulayan herkesi aforoz ettiğini belirtti.

Konuyla ilgili olarak Piskopos Strickland, şu ifadeleri dile getirdi:

"Buna cevabım oldukça basit: İsa Mesih. İsa'nın mesajında bunu (şiddeti) bana göstersinler; bulamayacaklar. Hristiyanlığı ve İncil'i, masumları yok etmek için bir silah olarak kullanmak Mesih'in mesajını suistimal etmektir. İsa 'Göze göz, dişe diş dönemi bitti' diyerek yeni bir ahit getirmiştir. Sivilleri şiddetle yok edip sonra da 'Biz Hristiyanız, bu ahlakidir' demek safsatadır ve Mesih'in kendisine yapılabilecek en büyük hakarettir."

"Adil Savaş" Doktrininin İflası ve "Tali Hasar" Yalanı

İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yürüttüğü katliamların "nefsi müdafaa" veya "tali hasar" kılıfıyla pazarlanmasına isyan eden Strickland, "Savaş, hayali veya gelecekteki bir tehdide karşı önleyici olamaz; gerçek bir tehdide karşı ve mutlaka 'orantılı' olmalıdır. Bir komşunuz delice konuşuyor diye gidip onun ön bahçesine bomba koyamazsınız. Sivil yaşamın kitlesel çapta yok edilmesi hiçbir ulus tarafından, hiçbir sebeple ahlaken meşru gösterilemez." dedi. Sözlerinin devamında Piskopos şunları ekledi:

"Masumların ölümünü soğukkanlılıkla 'tali hasar' olarak adlandırmak, kalplerimizin ne kadar katılaştığını gösterir. Masumların kasten öldürülmesini meşru gören bir zihniyet, insanlık için yıkıcı bir karanlığa sapmıştır."

Kudüs'teki Totaliter Kibir: "Bombalarımız Var, İstediğimizi Yaparız"

İsrail otoritelerinin Palmiye Pazarı'nda Hristiyanlar için büyük önem taşıyan Kutsal Kabir Kilisesi'ni kapatmasını değerlendiren Carlson, bu kilisenin Dünya Savaşlarında bile kapatılmadığına dikkat çekti.

Strickland, Siyonist rejimin kutsal mekanlara yönelik bu saygısızlığını, rejimin totaliter ve kaba kuvvete tapan karakteriyle açıkladı: "Bu bir güvenlik kararı değil, totaliter bir kibrin sonucudur. Diyorlar ki; 'Güç bizde, bombalar bizde, istediğimizi yaparız.' Ahlakı unutun, tarihi emsalleri unutun... Bu, gücü elinde bulunduranların hakikati ve inancı ezmeye çalışmasıdır."

"Suç Ortaklığı Kulübü" ve Şeytani İllüzyon

Yayının sonunda, liderlerin ve medyanın İsrail'in işlediği savaş suçlarını neden kasten görmezden geldiği masaya yatırıldı. Piskopos Strickland, bu suskunluğu doğrudan "Kötülüğün" dünyevi güçleri esir alması olarak yorumladı.

"İsrail adı verilen siyasi yapı, siyasi ajandalar veya içselleştirilmiş sahte dini fikirler nedeniyle hakikati gizliyor ve dünyadan tam bir 'dokunulmazlık' (free pass) alıyor. Gazze'de veya Lübnan'da masum sivillere karşı işlenen vahşeti görmezden geldiğimizde, karanlık bir yola girmiş oluruz. Bu, herkesin 'O hakikati görmezden gelelim, değil mi?' diyerek anlaştığı sinsi bir 'Suç Ortaklığı Kulübü'dür. Hakikati (İsrail'in katliamlarını) kasten yok saydığımızda, gerçekten Şeytani kötülüğün gücüne teslim olmuş oluruz."

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş