metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

İNSAN ve İSLAM - Cavit Okur

27.08.2019

Allah insanları yaratması ile birlikte yeryüzünde onu mutluluğa götürecek, adaleti tesis ve temin edecek tüm kuralları koymuş ve kendisine din olarak ta İslam’ı seçtiğini ilan etmiştir. Bu dinin esasını da sağlam bir inanç ve İMAN teşkil eder. Bu inancın sağlam olabilmesi, Allah’ın  Rab’liğinin kabul edilmesine bağlıdır. Bütün peygamberlerin ilk tebliği Allah’tan başka İLAH olmadığı üzerinedir.

Konuyla ilgili ayetlere bakacak olursak;

 Andolsun, Nûh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.(araf s)

Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.(Araf s)

Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur(Araf s)

Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur.(araf s)

Mûsâ dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."(Araf s)

Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."(araf s)

Bütün bu ayetler bize gösterir ki; insanlığın probleminin çözümü önce tek ilahı tanımak, Allah’tan başka hiçbir şeyi İlahlaştırmamakta yatmaktadır. Allah’ın gönderdiği din mükemmeldir ve bütün insanlığın problemini çözmek için gönderilmiştir ve ona uyulur ve uygulanırsa ancak sorunlar çözülür.

Ben bir Müslüman olarak böyle iman ediyorum.

Son günlerde özellikle kadın cinayetleri sebebiyle sosyal medyada  İslam’ın kadınlara yönelik koruyucu emirleri paylaşılıyor. Bir tanesinde diyor ki; “Mekke’den yükselen ses “KADINLAR ALLAHIN EMANETİDİR.’’

Bu söze diyeceğimiz bir şey yok , ancak Mekke’den yükselen o kutlu ses önce Allah’ı tanımayı , tüm ilahları reddedip bir olan ALLAH’a ve Peygamberine ve onun getirdiklerine  eksiksiz imana davet ediyor. Müslümanlığın temel şartı olarak bunu koyuyor. Allah hiçbir şeyi eksik bırakmadığını bize peygamberi ile iletiyor. İman sokağa böyle çıkıyor; vahiy ve adaletle!

Öyle ise önce problemi tespit etmek ve sonra çözüm aramak gerekir. Peşinen söyleyeyim çözümün Müslüman’ca ve İslam’da aranması gerektiğine inanıyorum. Çünkü İslam’ın bütün emirleri öldürmek üzere değil yaşatmak üzeredir. Haksız yere bir kişiyi öldürmeyi bile bütün insanlığı öldürmekle bir tutulmuştur.

Bu ülkede birileri tarafından (hemen hemen)  iki yüz yıla yakındır Allah’a ve O’nun gönderdiği kurallara savaş ilan edilmiştir. Bu savaşla din ve dindarlar; gericilik, çağdışılıkla yaftalanarak aşağılanmış; içki, kumar, zina, açık - saçıklık  gibi her türlü ahlaksızlık ilericilik ve çağdaşlık kabul edilmiştir. Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanı Kur’an’a karşı savaş açmış, bir zaman Kur’an’ın okunması ve okutulması yasaklanmış, ezanlar yasaklanmış, batının kıyafetleri/örfü mecbur edilmişti. Kanunlarımız dahi Hıristiyan/Batı ülkelerinden kopya edilmişti. Müslüman halklara bunlar uygulanmış ve uyması için her türlü baskı yapılmıştır.

Demem odur ki; 150 yılı aşkın bu ülkenin insanlarının eğitiminde İSLAM kaide ve kuralları yoktur. Göstermelik kısmi İslam dinini ait öğretiler hiçbir zaman insan eğitiminde yer almamıştır.

Şimdi soralım; Canavarı canavar yapan hangi düzendir, hangi sistemdir?

Asalım, keselim, idam edelim söylemleri hiçbir zaman çözüm üretmez.

Denmiştir ki; bataklığı kurutmadan sivri sinekleri öldürmek bir çözüm değildir. Öyle ise önce suça giden yolları tıkamak gerekir. Bir şey yanlışsa, günahsa , haramsa, zulümse, ona götüren bütün yollar yanlış günah , haram ve zulümdür. Son olayda öldürülen Emine Bulutun ağabeyi; eniştesinin içkiden, uyuşturucudan kendini kurtaramadığı için böyle olduğunu söylüyor. İçkiyi nereden buluyor insanlar ; her yerden..

Dünya sağlık örgütünün geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 30 ülkede yaptığı, alkolün suçlar üzerindeki etkisi araştırmasında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Alkol bağımlılarında suç işleme oranı yüzde 68 iken, alkol bağımlısı olmayanlarda bu oranın yüzde 37 olduğunun vurgulandığı araştırmaya göre, cinayetlerin yüzde 85’i, ırza tecavüzlerin yüzde 50’si, şiddet olaylarının yüzde 50’si, trafik kazalarının yüzde 60’ı ile hırsızlık ve yankesiciliğin yüzde 71’i alkollü iken yapıldı.
 

İNTİHAR EDENLERİN YÜZDE 90’I ALKOLİK.

Mala yönelik suç işleyenlerin yüzde 77’sinin, eşine şiddet uygulayanların yüzde 70’inin, akıl hastalarının yüzde 60’ının, boşananların yüzde 80’inin, tutuklu olanların yüzde 78’inin ve işe gitmeyenlerin yüzde 60’ının alkol kullandığı saptandı. 

Şimdi suç kimde ve çözüm nedir?

Devletler kendi elleri ile içki üretip vergi toplarken çözüm mümkün mü?

Suç işleyeni idamda etseniz bu adalet olur mu?

Suç işlemeyi azaltır mı? Kanunlar nereye kadar;

Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, Ne vicdandır.

Fâzilet hissi insanlar da Allah korkusundandır...

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdan'ın.

Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın.(M.Akif)

İşte bütün mesele bu.  

Allah korkusu yoksa ne irfan ne de vicdan iş görür.

Batının öğretim sistemi ile bazı şeyleri elde edebilirsiniz, ancak batını eğitim sistemi ile hiçbir suçu önleyemezsiniz. Herkesin başına poliste dikemezsiniz. Yüzyılı aşkındır, Laiklik, modernizm, çağdaşlık gibi terimlerle kalbinden Allah korkusu, gönlünden imanı silinmeye çalışılan bu milletten daha ne bekliyoruz, ayrıca her türlü toplumsal cinsel ahlaksızlığı sanat ve özgürlük olarak sunar insanlardan edep, haya, sevgi ve saygıyı kaldırırsanız gelinen nokta yadırganacak bir şey değildir.

Çözümü de İstanbul sözleşmesi gibi sözleşmelerle çözebileceğinizi  zannedip,’’sevişirim,evlenmem, hamile kalırım doğurmam’’ “Namus mu kirletmeden duramam’’ “ben …..’’ “Aile birliği kusmuğa benzer’’ pankartlarla yürünürken bu yozlaşmanın özgürlük adına algılanması , Ailelerde ki  şikayetlerin mahkeme kararıyla  uzaklaştırılıp çözülebileceği  anlayışı çözümü değil sürekli çözümsüzlüğü körüklemektir. Batı taklidi bir yaptırımın çözüm olamayacağını görmesi gönüllere, Akif’in deyimi ile vicdanlara Allah korkusunu yerleştirilmesi düşüncesi ve uygulaması ertelendiği müddetçe bunu önlemek mümkün değildir.

1987 de birleşmiş milletlerin yayınladığı rapora bir bakın, batı getirdiği önlemlerle  öldürülmeleri önleyebilseydi önce kendi önlerdi..

Denir ya kelin ilacı olsa önce kendi başına sürer.

BM’nin son raporuna göre dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor.

2017 yılında 87 bin kadın kasten öldürüldü; bunlar arasında 30 bin kadın sevgilisi ya da eşinin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. BM raporuna göre bu durum kadınların öldürülmelerinin en muhtemel olan yerin yine kendi evleri olduğunu ortaya koyuyor.

Mesele sadece kadın ölümleri de değil. Yine haberlerde vardı, bir kadında kocasını öldürüp parçalamış. Mesele insanın insanı haksız yere sudan sebeplerle ve hiçbir korku hissetmeden ,hiçbir pişmanlık duymadan öldürmesidir.

Ben tali tedbirlerle bunların çözüleceğine inanmıyorum. Başta da belirttiğim gibi, bunu çözümü bütün insanlığın problemini çözmek için gönderilen İslam’dır. Ancak onu sağlam bir iman olarak kalplere yerleştirmek, ahlak anlayışı ile, ibadet anlayışı ile ,helal ve haramları ile ,edep, haya, namus anlayışı ile ve gönüllerde taht kurdurma eğitiminin kazandırılması gerekir. Unutulmamalıdır ki en başta Allah’ın insanlardan istediği ve Allah Resulünün nerede ise 13 yılını harcadığı TEVHİDİ İnanç sisteminin İMAN’ın, Allah’ın iktidarının gönüllere yerleştirilmesi gerekir. Başka yerlerde çözüm arayanlar ancak çözümsüzlük üretirler. Ahla vahla vakit geçirirler, ölümler ve öldürmelerde gittikçe artar.

Her türlü Dünyevi gaileyi bir kenara bırakıp biz buna varız diyorsak, Allah’ın değişmez ve değiştirilmez hükümleri ortadadır. Haramları, günahları serbest ve cezasız bırakarak neticesinde ceza  verme anlayışıyla da bir yere varamazsınız.

Çözüm islami öğretilerde; Nasıl mı fırsat ve niyet ortaya konulsun gerisi gelir. Üstad Necip Fazıl reis piyesinde diyor ya ‘’sökün su borularını ev ev merhamet boruları döşeyin’’.

O MERHAMET inançla İslam’la mümkündür..

Allah fıtrata(yaratılışa) uygun sadece İslam’ı göndermiş insanlık tarihi boyunca…

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Engin

28.08.2019

Duyun bu Kur'ana
y karakan

27.08.2019

siz ne yazdınız böyle allah aşkına.