İSRAİL VE KATLETTİKLERİ
İsrail 14 Mayıs 1948’de kuruldu. İsrail meşruiyetini BM. Genel Kurulunun 29 Kasım1947’de aldığı 181 sayılı karardan değil, bölgenin önemli ülkesi, Osmanlı bakiyesi TC.’in 26 Mart 1949’da İsrail’i devlet olarak tanımasıyla elde etti. İsrail’in gerek kuruluş aşamasında ve gerekse kurulduktan sonra iki işlevi oldu, katillik ve işgal. İsrail’i devlet olarak tanımasak da uluslararası odaklar nezdinde o bir devlettir. İngilizlerin 1917’den itibaren alt yapısını oluşturduğu İsrail, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte Amerika’nın oluru ve katkıları ile İslam coğrafyasını bağrına saplanan bir hançerdir. Bu hançeri bağrımıza saplayan İngiltere’nin ve Amerika’nın sicilleri de peydah ettikleri veledden farklı değil. Ve hatta dünyadaki katillik sıralamasında Amerika birinci sırada yer alır. Uzağa gitmeye gerek yok, sadece Irak, Afganistan ve Suriye’de yaptıklarını hatırlamak yeter ve artar bile. Herhalde İsrail, işgal ve katletmeyi sahibinden öğrenmiştir. Eh ne de olsa armut dibine düşer.. İsrail’in Ortadoğu’da, Filistin’de katlettikleri saymakla bitmeyecek kadardır.
Bu makalemde üç kimlikten bahsedeceğim.
Birincisi Amerikan vatandaşı insan hakları aktivisti yürekli Rachel Corria (10 Nisan 1979-16 Mart 2003).
İkincisi Mavi Marmara şehitlerinden dokuz şehidimizin en küçüğü ve yine Amerikan vatandaşı olan Furkan Doğan (20 Ekim 1991-31 Mayıs 2010).
Üçüncüsü ise gazeteci El-Cezire muhabiri Şirin Ebu Akile(3 Ocak 1971-11 Mayıs 2022).
“Filistin kızı” olarak da bilinen aktivist Rachel Corria kısacık ömrünün son aylarını, son günlerini Filistin topraklarında, Cenin’de, Refah’da, Ramallah’da geçirdi. İşgal altındaki topraklarda olup bitenleri takip etti, tavır koydu. Nihayet Refah’ta bir doktorun evini yıkmaya gelen İsrail buldozerinin önüne bir duvar gibi dikildi ve o buldozer sürücüsü Rachel’i başındaki kaska, giysilerindeki aktivist olduğunu gösteren alâmetlere rağmen Rachel’i ezmekte bir beis görmedi. Rachel ölünceye kadar işgal altındaki topraklarda işlenen cinayetlere canlı tanıklık etti. Çektiği videoları ulaşabildiği tüm kişi ve kuruluşlarla paylaştı. O, annesinin tüm ısrarlarına rağmen Filistin’i-Filistinlileri terketmedi. O, aslında bir barış elçisiydi, zulme, katliama, işgale karşıydı. Hatta onun şu sözleri tüm Filistinlilerin diline pelesenk oldu: “Zulüm bizdense ben bizden değilim.” Rachel ölümünden kısa bir süre önce annesine yazdığı bir mektupta; “Buradaki çocukların pek çoğu hiç evlerinin duvarlarındaki tank mermisi delikleri ve işgal kuvvetlerinin onları yakın civarlarda sürekli izleyen kuleleri olmadığı bir gün yaşamış mıdır, bilmiyorum. Anneciğim; şu anda İsrail ordusu Gazze’ye giden yolu kazdı ve ana kontrol noktalarının ikisi de kapandı. Burada bana bakmakta olan bir sürü ve çok iyi Filistinli olduğunu bilin. Anneciğim; seni seviyorum, inan seni çok özlüyorum, rüyalarımda siz ve ben içeride, dışarıda tanklar ve buldozerler evimizi kuşatmış görüyorum. Anneciğim; buraya Filistin’e gelmek, bugüne kadar taptığım en iyi işlerden biriydi. Ben eve dönersem buradaki yaşadıklarım ve gördüklerim nedeniyle uyuyamam, hafakanlar basar….”
Rachel annesine yazdığı bir başka mektupta şöyle diyordu; “Dünyada böyle bir zulmün kıyamet kopmazdan önce gerçekleşeceğine inanmıyorum. Dünyanın böyle korkunç bir hale gelmesine göz yumuşumuza tanıklık etmek canımı yakıyor, geçmişte de yaktığı gibi..” Rachel annesine yazdığı son mektupta ise Filistin halkının gördüğü zulmü, katliamı, yıkımı özetledikten sonra; Filistin’i terkedemeyeceğini, terketmesi halinde gördükleri ve yaşadıkları nedeniyle kabuslar göreceğini ifadeden sonra; “Herhangi bir akademik çalışma, okuma, konferans, bölge hakkında izlediğim belgesel, hikaye veya duyumlarım bana buradaki durumları anlatamamıştı. Buradaki yaşananları gözlerinle görmedinse yaşananları hayal etmen mümkün değildir. Sonra, uzun süre yaşadığın tecrübelerin, gerçeği yansıtıp yansıtmadığını düşünürsün.” diyor. Ve son olarak annesinin yine eve dön çağrısını reddediyor. Sonrasında da İsrail buldozerinin altında can veriyor..
İkinci portre Furkan Doğan
Furkan Doğan’da Rachel Coriea gibi Amerikan vatandaşı. Babasının yüksek lisans için Amerika’da bulunduğu bir zamanda New York’da doğdu.31 Mayıs2010’da Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara Gemisi uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güçlerinin yardım filosuna saldırması sonucu dokuz kardeşimizle birlikte şehit oldu. Furkan’da diğer şehit olan kardeşlerimiz gibi İHH yardım gönüllüsü idi.BM. İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin hazırladığı rapora göre 45 cm mesafeden başına defalarca sıkılan kurşunlarla şehadet mertebesine ulaşmıştır. Şehadetinden kısa bir süre önce not defterine şu satırları kaydetmiştir; “Şehadet şerbetine son saatler. Var mı daha güzel şey? Varsa o da sadece annemdir, ama ondan emin değilim. İkisinin kıyası çok zor. Şehadet mi, annem mi? Salon boşaldı ve şu ana kadar olmayan bir ciddiyet bir anda herkesi kapladı..”
Furkan’ın katledilmesine Amerika hariç birçok yerlerden tepkiler geldi. Ama Amerika tepki gösteremezdi. Zira Katil İsrail, Kendisine asaleten, Amerika’ya vekaleten katliamlar yapmakta. Tek bir Amerikalı gazeteci Roger Cohen New York TIMES gazetesindeki köşe yazısında Amerika’nın, Furkan’ın katledilmesine ilgisizliğini ‘UNUTULAN AMERİKALI’ Başlıklı makalesinde Furkan Doğan’ın; ‘kulağa yabancı gelen Müslüman isme sahip olması’na bağladı. Ama işin aslı odur ki; gerçekte Amerika’nın, İsrail’in ve hatta top yekûn Batının kendilerinin dışındaki insanların özgürlükleri, can ve mal güvenlikleri konusunda hiçbir dertleri yok. Aslında onların demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi bir dertleri de yok. Bu kavramlar ve bunların hayata geçirilmesi sadece kendi insanları içindir. Furkan’ın okul arkadaşlarının anlattığına göre okulun açıldığı ilk gün ya da günlerde öğretmenleri çocuklara ne olmak istediklerini soruyor. Sıra Fukan’a geldiğinde, Furkan; ‘şehit olmak istiyorum.’ der. Allah şehadetini, şehadetlerini kabul buyursun. Bu vesileyle Mavi Marmara şehitlerimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Şirin Ebu Akile
Siyonist İsrail’in son katliam kurbanlarından birisi de El-Cezire muhabiri gazeteci, aktivist Şirin Ebu Akile oldu. Şirin, Batı Şeria’nın Cenin kentinde üzerinde tüm gazeteci-muhabir alâmetleri olduğu halde İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu katledildi. Yetmedi, İsrail güçleri cenazesini de rahat bırakmadılar. Cenaze merasiminde gerek katılımcılar ve gerekse cenazeye yapmadıkları eziyet kalmadı. Ebu Akile evet Filistinli Hıristiyan bir gazeteci idi. Kendisini önce doğduğu yer olan Kudüs’e ve Filistin’e adamıştı, ardından da mesleği gelmekteydi. Lübnan’da bitmeyen iç savaşlardan intifadaya, Cenin katliamından Gazze kuşatma ve katliamlarına varıncaya kadar işgal altında işlenen neredeyse tüm cinayet ve yıkımlara tanıklık etmiş bir gazeteci, bir aktivisti. Şirin tanıklıklarını yalnızca kendi toplumu ile paylaşmıyordu, tüm tanıklıklarını yerel, bölgesel ve küresel olarak paylaşıyordu. Onun hayatında Cenin’in ayrı bir yeri vardı. Kendi kaleminden O, bunu şöyle dile getiriyordu: “Cenin benim kariyerimde, hatta kişisel hayatımda gelip geçici bir hikaye değil. Benim moralimi yükselten ve uçmama yardım eden şehir bu. Burası arada bir tökezlese de, tüm beklentilerin ötesine geçip rüyalarının ardına düşen Filistin ruhunu cisimleştiren yer..”
(Gazete Duvar Yenal Bilgici 15 Mayıs 2022)
Evet. Şirin Ebu Akile Filistin ruhunun mücessem hale geldiği ve çok sevdiği Cenin’de 11 Mayıs 2022’de Siyonist İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu katledildi. Bu, ilk değil son da olmayacak. Filistin’de akan her kanın vebali yalnızca Siyonist rejim ve onların hamilerinin omuzlarında da olmayacak, Başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlık bu vebalin altında kacaktır. Aslında bu konunun Müslümanı-Hıristiyan’ı da yok. Üç portreden bahsettim, dikkat ederseniz bunlardan ikisi Hıristiyan. Yani Siyonist rejim ve onlara destek olanlar insanlık suçu işlemektedirler.
Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir canlanma var. Devletin dış politikasını tahlil edecek değilim. Ama içimdeki bir sancıyı da paylaşmadan geçemeyeceğim. Siyonistler 1917 Balfour Deklarasyonu’ndan bu yana sürekli kan dökmektedirler. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Davos’ta Şimon Perez’e; “siz katilsiniz..” sözleri ve devamında söylenenlerden ricat mı ettik?
Sayın Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun mevkidaşım dediği İsrail Dışişleri Bakanı olan Siyonist Lapid”in kirli ve kanlı elini sıkarken ne hissetti acaba?
27 Mayıs2022
Yorumlar
2