Hangisi bilimci, hangisi dinci?
Türkiye'de birileri, geleneğin ve dinin karanlıklarından kurtulmuş, “muasır mediniyet” seviyesine çıkmış oldukları zehabıyla kendilerine “ilerici”, geleneklerine ve dinlerine tabii olmak isteyenlere de “gerici” diyorlar. Ve bunlar, gerici dediklerine “dinci”, kendilerine ise bilime uyduklarını zannederek “bilimci” diyorlar.
Bu ilerici ve bilimci taife, Diyanet İşleri Başkanı’nın Müslümanlara hitaben okuduğu Cuma hutbesinde zinanın ve eşcinselliğin haram olduğunu dile getirmesinden büyük bir rahatsızlık duymuşlar. Hep bir ağızdan çağdışı, dini söylemin cezalandırılmasını talep ediyorlar.
Efendiler! Hani siz laiktiniz, yani devletin dine, dinin de devlete karışmasına itiraz ediyordunuz. Adam, dininin inanç ve düşüncesini kendi camisinde söyleyemesin mi? Hani siz düşünce hürriyetini savunuyordunuz, ne oldu?
Sizin biliminiz, insanın binlerce yıldır getirdiği fıtri özelliklerini bozmasını mı emrediyor? Canlı varlıkların en temel güdüsü, kendi türünü korumaktır. İnsan da var olduğu günden beri kendi türünü korumak için kadın ve erkek birlikteliğini muhafaza etmiştir. Binlerce yıldır bütün kültür ve medeniyetlerde zina ve eşcinsellik kötü görülmüştür. Aksini iddia eden varsa belgeleriyle beri gelsin.
Şimdi bir an sizin savunduğunuz eş cinselliğin bütün insanlar tarafından uygulandığını düşünelim. Üreme olmayacağı için insan türü, dünyadan kaç yılda yok olur? Hiç düşündünüzmü? Şimdi sizinki bilim, diyanet işleri başkanının söylediği dogma öylemi? Diyelim ki dogma, adam Müslümanlara “zina etmeyin” “eşcinsellikten uzak durun” diyor, size ne?
Bu bizim bilimcilerin zihniyetine ilişkin bir misal daha vereyim size. Ali Demirsoy isimli bir profesör, Halk Tv’ye çıkmış, salgın hastalığın önlenmesi ile ilgili olarak diyor ki: “Eğer bu salgının ilk çıktığı yerde, elli yada yüz kişi itlaf edilseydi hastalık yayılmazdı. Bana sorsalardı vereceğim cevap, hastaları itlaf edin, salgını önleyin olurdu. İşte buna da bilim derler.” Bilim adamına bakın, bilim adamına! Herifin gözünde insanın it kadar değeri yok.
Ama bunların gerici ve dinci dedikleri hükümet hastalık, daha ülkemize gelmeden “bilim kurulu” isimli bir kurum ihdas etmiş, bütün tedbirleri uzman doktorların yer aldığı bu kurulun kararları ile almıştır. Şimdi siz karar verin. Hangi zihin bilimci, hangi zihin dogmatik, ya da taş devrinden kalma?
Bu bizim ilerici bilimcilerimizin salgın dolayısı ile ekonomik bakımdan mağdur olan insanların mağduriyetinin giderilmesi için buldukları çare de çok bilimsel! İlericiliğin ve çağdaşlığın Türkiye’deki kurumsal temsilcisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin sözcüsü diyor ki: “Devlet para basıp halka dağıtsın” Şu bilimselliğe bakın, bilim aşkına! Gerici ve dinci yobazların bunu akıl etmesi ne mümkün!?
Türkiye’de kim dinci, kim bilimci anlaşılsın diye bir misal daha vereyim. Çağlar öncesinde bir çöl Arabı’nın (haşa) Allah’tan aldığını söylediği köhnemiş dinin resmi temsilcisi durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığı, okulları tatil eden Milli Eğitim Bakanlığı ile eş zamanlı olarak camileri ibadete kapatıyor. Cuma namazı dahil müminlerin namazlarını evlerinde kılmalarını kararlaştırıyor.
Buna mukabil 23 Nisan Bayramı’nda ilerici ve bilimcilerin öncülüğünde salgın hastalığa aldırış etmeden “Anıtkabir ziyareti” aksatılmadan yapılıyor. Şimdi siz söyleyin bunlardan hangisi bilime, hangisi dogmatik dine uyuyor? Acaba Kemalistler mi yoksa Müslümanlar mı daha kesin inançlı dersiniz?
Türkiye’de kendine ilerici ve bilimci diyen Kemalist, batıcı, solcu, laik ve seküler kesimden daha dogmatik ve kesin inançlı bir kesim yoktur. Cumhuriyet sonrası cahil bırakıldığı için hurafelere itibar eden halkı bir kenara bırakırsak (ki onlar da cahil bırakıldıkları için mazurdurlar) Müslümanlar tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de ilmin peşinden gitmektedirler. Çünkü bu dinin kitabı: “Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?” Diyor.
Yorumlar
2