ENES KARA'YI KİM ÖLDÜRDÜ? BİR ÖZELEŞTİRİ DENEMESİ
Tıp fakültesi 2. sınıf öğrencisi gencecik bir insan canına kıydı. Bu işin fıkhını tartışanlar var; "o bir cana kıydı, Allah indinde katildir" diyenler var. Babası ateizmi suçladı, cemaati ve İslamı akladı ! Sekülerler keyifle müslüman aileler ve geleneksel İslamın açmazlarını tartışıyorlar.
Dinlediğinizde zaman zaman yakıcı (ama isabetli) tespitler yapsalar da, İslama ve müslüman ailelerin sosyolojisine dair ne kadar da cahil ve önyargılı olduklarını görüyorsunuz. Tıpkı bizlerin seküler dünyaya ve seküler ailelerin sosyolojisine karşı olduğumuz gibi...
Birileri epey konuşuyor, tartışıyor da, "bizim mahalle"nin suskunluğu ve kafasını kuma gömme konforu aynen devam ediyor. Tek tük, münferid vicdanlı çıkışlar da olmuyor değil. Ama o kadar cılız kalıyorlar ki var olan kahredici sessizliğin karanlığında....
Geçenlerde emekli vaize Fatma Bayram Hanım bir instagram paylaşımı yaptı. Sorulması gerekip te sorma cesareti gösterilemeyen epey noktaya değinmiş; vicdanlı bir insanın kahrını taşıyarak. Şunları söylüyor Fatma Hoca :
"Kalbime binlerce kaktüs batmış gibiyim. Üzüntü, utanç, kızgınlık birbirine karıştı. Susmak lazım, susamıyorum. Affet bizi çocuğum. Umarım aşağıdaki sorular da beynimize kıymık gibi batar. (tamamında muhtap bizzat kendimdir, kimseyi ima ya da kast etmiyorum)
*Yetişkin bir insana dini pratikler zorla yaptırılır mı?
*Yetişkin bir insan 'şurada yaşayacaksın" diye zorlanır mı?
*İntihara teşebbüs değil, intihar etmiş bir insan, arkasında bu davranışının sebebini açıklayan bir not bırakmışsa "yok o iş öyle değil, onlar değil şunlar suçlu" gibilerinden laflar edenler, giderek saygınlıklarını kaybettiklerini düşünmezler mi?
*Yetişkin bir insan neye inanacağına, nerede yaşayacağına kendi karar verip, sonuçlarını göze alacak cesareti gösteremiyorsa nasıl yetiştirilmiş olabilir? (bu noktada Talebe romanı bir kez daha tavsiye edilir)
*Ana babalar, hocalar, idareciler, yurt yöneticileri, tarikat ve cemaat liderleri, vaizler vs bunaltmadan, boğmadan, kararını kaçırmadan, özünü de bozmadan bu dini nasıl anlar, anlatır, yaşarız diye düşünmez mi?
*Sevgisiz, muhabbetsiz dindarlık olur mu?
* Her şeyine karıştığımız/biz karışmazsak yanlış yapacağını düşündüğümüz bir genç yetiştirdiğimizde başarılı bir ebeveyn olmuş olur muyuz?
* Yetişkin olmuş bir genç din değiştirmek isteğinde din ona ne der?
* İntihara sadece sosyal ve psikolojik sorunlar mı yol açar? (çok yakını intihar etmiş biri olarak soruyorum)
* Sessizce üzülmek yerine "siz yaptınız, yok asıl siz yaptınız" diye çığrışanlar aslında neye üzülüyor/seviniyor? (şaşkınlık ve bir miktar tiksintiyle karşılıyorum bu durumu)
* Her şeyden sürekli yakındığımızda toplumda bezginlik duygusu oluşturduğumuzu, bunu da herkesin kaldıramadığını hiç aklımıza getiriyor muyuz?
* Zor bir okulun kötü bir öğrencisi olmaktansa, nispeten daha kolay bir okulun iyi bir öğrencisi olmanın her anlamda daha sağlıklı olduğunu ebeveynler olarak hiç düşündük mü?
* SON OLARAK Gençler, sizi korkutan büyüklerinizin, bunu - belki de gereksiz yere- kendileri çok korktuklarından yapıyor olabileceğini hiç düşündünüz mü?"
Fatma Hoca'nın bu soruları sorulması gereken cesur ve vicdanlı sorular. Ben biraz daha geliştirmek istiyorum.
* Deizm, agnostisizm, ateizm sarmalında bulunan gençlerin bu durumlarında, sorgulanmamış bir sürü saçma sapan hurafenin İslam diye yaşanıyor ve sunuluyor olmasının rolü ne düzeydedir ?
* Tarihselcilikten mealciliğe, sufilikten selefiliğe, sünnilikten şiiliğe.... yüzlerce farklı "İslam budur !" iddiası gençlerin kafasını ne kadar bulandırmakta ve onları ne oranda (en azından bir kısmını) "Allah'ım senden başka her şey bulanık !" demeye ve "hanifliğe" (siz deizm de diyebilirsiniz) sığınmaya itmektedir ?
* Biraz okuyan ve düşünenlerin yakından takip ettikleri üzere, bütün dünyayı etkileyen siyasi, sosyo-kültürel ve ekonomik gelişmelerin ve bu gelişmelerle iç içe ortaya çıkan Batı düşünce dünyasındaki devinimlerin (modernizm, post modernizm gibi düşünsel zeminler veya neo-liberalizm, post truth vb. rejimler) zerresinin İslam dünyasında tartışılmıyor olması; Batı'daki bu süreçlere bırakın alternatifler üretmeyi, takip dahi edilmiyor, haberdar dahi olunmuyor olması onları ne oranda kendi kültürlerinden ümidi kesmeye zorlamaktadır ?
* Müslüman hatta islamcı bildikleri büyüklerinin ticaret yapışları, iktidar pratikleri, "öteki"ne karşı tavırları, adalet(sizlik) tercihleri, zulüm karşısındaki tutumları.... Onları ne oranda "zulüm bizdense ben bizden değilim" demeye yöneltmektedir ?
* İktidar ve yandaşlarının iktidarlarını korumak üzere toplumu birbirine düşürecek saçma sapan kasıtlı iddialarla insanları kışkırtmasından, ya da en basit muhalefet hareketlerinin (mesela barınamayanlar hareketi) büyük bir pervasızlık, acımasızlık ve vicdansızlıkla kriminalize edilmesinden, terörist, vatan haini vs ilan edilmesinden, sokağa çıkanların kovalanacağının söylenmesinden...vs, artık bıkmış ve yorulmuş olmamız ve bu kutuplaşmaların özellikle gençlerde ümitsizlik oluşturması gençlerin ümitsizliğini ne oranda beslemektedir ?
*Bu ülkenin genç insanlarında on yıllardır haklı olarak var olan gelecek kaygısının, namazlı niyazlı insanların iktidarında daha da derinleşmiş olması onları ne oranda hamasi İslam nutuklarından soğutmuş ve başka yerlere savurmuştur ?
Ben şimdilik bu sorularla yetiniyorum. Belki sonra yenilerini de eklerim. İnşallah bu sorular başkaları tarafından da önemsenir ve zenginleştirilir.
Bilvesile, Enes Kara'ya hiç bir suçlama yöneltmiyor, onun yaşadığı çaresizlik ve ızdırabı yüreğimde hissediyor olarak Rabbim'den rahmetiyle muamele etmesini niyaz ediyorum.
Yorumlar
0