AV. NESİP YILDIRIM FETÖCÜLÜK SUÇLAMASIYLA GÖZALTINA ALINDIYSA!

Herkes korksun demektir!

Kendisi yıllardır Mazlumder çatısı altında insan hakları savunuculuğu yapan bir güzel, bir samimi, bir vicdanlı insan...

"Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana" düsturunu iliklerine kadar yaşayan, insan hakları savunuculuğunu Allah rızası için günün 24 saati dert edinen Diyarbakır'lı bir avukat.

Bir kaç gün önce "fetöcülük" suçlamasıyla evinde sabaha karşı 06.40'ta göz altına alındı.

1 gün sonra serbest bırakılmış olması içimde köpüren kızgınlığı söndüremiyor. "Yanlış hesap Bağdat'tan döndü" diyemiyorum. Bağdat'tan dönmeyen binlerce yanlış hesap olduğu için, Nesip Yıldırım gibi bir insanın özgürlüğünü böyle haksız, mesnetsiz bir suçlamayla değil 1 gün, 10 dakika bile kısıtlamayı büyük bir hakaret kabul ettiğim için...

Mesnetsiz diyorum; klişe bir savunma sözcüğü sanabilirsiniz... değil!

Dosya/ifade tutanaklarını okudum. Dosyadaki tek "anlamlı" iddia ne biliyor musunuz?

Çok anlamlı, öylesine güçlü bir anlamı var ki...

O anlamı birazdan kendi zaviyemden analiz edeceğim.

Ne biliyor musunuz o güçlü mesnet ?...

Hazır olun söylüyorum...

2013 ve 2014 yıllarında, adları daha sonra fetö soruşturmalarında geçmiş olan 2 şahısla, biri toplam 37 sn süren 2 kez, diğeri de toplam "0" sn süren 1 kez telefon irtibatı olması!

Tarih 2013 ve 2014, 2 şahısla toplam 37 sn ( + 0 sn ) süren 3 telefon görüşmesi.

Buna istinaden yapılan suçlama: FETÖ / PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLMAK, ÖRGÜT ADINA EYLEM VE FAALİYETLERDE BULUNMAK !

Aklı mantığı zorlayan bu trajikomik suçlama, aslında yıllardır devam eden bir zulmün son örneği.

Herkes biliyor ki bugüne kadar binlerce insan buna benzer ipe sapa gelmez şeylerle suçlandı, mağdur edildi, cezaevlerinde yattı, işini gücünü kaybetti. İçlerinden kendini aklamayı başarabilenler oldu, başaramayanlar oldu. Başarabilenler de çoğu zaman sonraki hayatlarında pek çok maddi manevi bedeller ödemek zorunda kaldı.

Bu şartlar altında konuya çokça getirilen "aslında bu haksızlıklar da "Fetö"nün bir oyunu; onlar yapıyor bunları ve sonra mağdur edebiyatı yapmak için kullanıyorlar" yorumu beni kesmiyor.

Ben tam tersine diyorum ki, evet birileri bu mağduriyetleri tepe tepe kullanıyorlar belki.

Ama devlet bu mağduriyetleri üretir, zulüm yaparsa bunu kötü niyetle kullananlar da benim gibi buna isyan edenler de çok olur.

Diğer yandan bu yorum gereği böyle saçma iddianameler hazırlayan ya da bunun gereği süreçlerde sorgusuz sualsiz yer alan emniyet  ve yargı mensupları da aslında pekala fetöcülükle suçlanabilir.

Yani eğer bu tablo bir devlet paranoyası sonucu oluşan bir devlet / iktidar yanlışı değilse, bunun en doğal sonucu olarak " o zaman kim köpürtüyor bu saçmalıkları arkadaş" sorusunun muhatabı Emniyet, MİT ve Yargı'dan başka neresi olabilir ?...

TC Devleti, emniyetiyle, istihbaratıyla, yargısıyla, iktidar tutmuyla büyük bir yanlışın içinde. Defalarca söylendi, ben de söylüyorum. Bir darbe girişimiyle mücadelenin yolu bu olamaz !

Hani biz içinde 1 masum olabilme ihtimali var diye yüzlerce suçluyla dolu gemiyi batırmaktan vazgeçen bir anlayışın temsilcileriydik?! Saçma sapan suçlama ve hatta mesnetsiz iftiralarla binlerce insanı hapislere doldurmak mıdır gerçek suçluları tespit etmenin tek yolu ?

Sözlerimi kendimi de ihbar ederek tamamlayayım. Ben de "Fetö şüphelisi" güzel insan, ihlaslı insan, samimi insan...Avukat Nesip Yıldırım ile defalarca telefonda da, yüz yüze de görüştüm. Beraber yemek yedim. Memleketteki hak ihlallerini zulümleri konuştum. Hatta hak ihlallerine dair raporlamalarda beraber mesai harcadım. Öyle 10 sene önceki 37 saniyelik bir telefon görüşmesinden bahsetmiyorum. Hala devam eden, gurur duyduğum, lezzet aldığım yakın bir dostluktan bahsediyorum.

Suçsa alın beni de !

Paylaş