metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

BEN RİTANE NAHUR / 6. BÖLÜM / EBÖRK

27.12.2021

Yanel: “2956, bugünden itibaren Yapılandırma ve Geliştirme Başkan’ı olarak hem üretim süreçleri hem de personel konusunda tam yetkilisin.” diyerek görevimi bildirmişti. Yanel ile görüşme sonrası, bir süre idari ve mali işlerinden sorumlu olan Pakinar Bey ile uzunca sohbet ettik. Yetki alanı oldukça genişti ve hızlı konuşan, neşeli, işine hâkim biriydi.

Sorütnam için verilen görev doğrusu beni şaşırtmıştı. Daha önce yöneticilik yapmadığım gibi diğer insanlardan daha farklı olduğumu geç de olsa öğrenmiştim. Elektronik eğitimi alıp bu alanda bir süre çalıştıktan sonra özel ilgim nedeni ile psikoloji eğitimine yöneldim, üst eğitime de devam edip çeşitli makaleler yayınladım. Yıllar önce Fargo İrendes’in kurduğu teknoloji merkezi henüz tasarım aşamasında iken bir toplantıda kurum ve iş psikolojisi konusunda yaptığım araştırmalardan birinin sonuçları sunmuştum. Özel ve dışarı kapalı kurumlarda psikososyal ihtiyaç ve dinamiklerin göz önüne alınarak bu sürecin etkili yönetilmesini önermiştim. Her bireyin kişilik, mizaç ve karakter özelliklerinin farklı olduğunu, yardımseverlik, fedakârlık, kıskançlık, yarışçı olmak, yetenekleri ortaya çıkarmak, flört etmek, aşk yaşamak, egosunu beslemek, kavga etmek, beğeni ve takdir toplamak, dedikodu yapmak, büyüklenmek gibi ayrı yönleri olduğunu, bunlara uygun planlama yapılmasını önermiş; aksi halde kurumların uzun vadede olumsuz etkileneceğini iddia etmiş, çeşitli örneklerle konuyu desteklemiştim. O dönemdeki çalışma grubunun başkanlığını yürüten Yanel yüzüne yayılan bir gülümseme ile:

“Ritane Nahur, bu sunuma göre planlama yapmamızı öneriyorsun öyle mi? Burada birbirinden zeki ve başarılı insanlar çalışacak, hepsi yetişkin, gayet aklı başında, ne istediklerini bilen, kendileri tanıyan, üstün niteliklere ve karaktere sahip kişiler; yeni buluşları, projeleri konuşmak varken bunlarla nasıl uğraşacağız? Böyle şeyler olsa olsa kreşlerde yapılacak bir uygulamadır” demişti. Yıllar sonra iddialarımı kabul etmiş olması aslında biraz üzücü idi.

Görevime başladığım ilk gün üst düzey güvenlik önlemleri alınmış odamda Sorütnam’ın son iki yıllık analizlerini inceleyerek geçirdim. Ertesi gün Teröpatik alandaki büyük salonda üst düzey ve yetkili kişilerin katıldığı bir toplantıda görevim açıklanacaktı. Yanel, toplantı öncesi adı Tolyaz olan kişiye öncelikli olarak odaklanmamı istemişti.

Toplantıda Ben, Yanel ve Pakinar birlikte oturduk. Yanel, yönetim görevinin önemli bir kısmını bana devrettiğini ve kendisinin araştırma alanına daha çok zaman ayıracağını açıkladı.

Ön sıralarda 70 yaş civarındaki 8-10 kişi hariç geri kalan yaklaşık 150 kişilik grubun yaşları genellikle 25-50 yaş arasındaydı ve kadın, erkek oranı hemen hemen eşitti. Bir konuşma yapmam gerekiyordu ve bu en beceremediğim işlerden biri idi. Başladım:

“Sorütnam’ın saygıdeğer ekibine merhaba demekten onur duyuyorum!” dedikten sonra bir süre bekledim. Herkesin pür dikkat bana bakması her zaman olduğu gibi yine çok rahatsız etmişti. Tekrar kısa cümlelerle başladım:

“Ben 2956, 37 yaşındayım, elektronik mühendisliği ve psikoloji eğitimi aldım. Her iki alanda da üst eğitimim sonrası çeşitli çalışmalar yaptım.” dedim ve yine bir süre bekledim.

“Ben de sizler gibi sevgili ülkemiz Simedlam ve Sorütnam’ın başarılı olması için çalışacağım. Uzun cümleler söyleyecek değilim, her birimi ziyaret edip herkesle tek tek tanışacağım, teşekkür ederim.” dedim.

Yanel “ Sayın 2956, Mavi ve Yeşil saha üst yöneticilerini sizinle tanıştırmak isterim.” dedi. İki ayrı koltuğun kol bölgelerinde ışık yandı. Yanel:

“Buyurun Tolyaz Bey” dedi.

“Ben -Mavi Bölge Yöneticisi 4174, Tolyaz Eskane, Sayın 2956, hoş geldiniz, başarılar diliyorum. Üretim sahamızı ziyaretinizden onur duyarız. Öncelikli ziyaret talebimi bildirmek istiyorum.” dedi.

Yumuşak ve etkileyici bir ses tonu ile duraklayarak konuşan Tolyaz Eskane, 35-40 yaşlarında, yakışıklı ve aynı zamanda masum bir yüz ifadesine sahipti. Oldukça özgüvenli biri olduğu anlaşılıyordu. -Bildirmek istiyorum- dediğinde sağındaki ve solundaki kişilere gülümseyerek bakmış ve sonra -teşekkür ederim- diyerek bitirmişti. Kendi ismini de benim numaramdan önce söylemesi dikkatimi çekmişti. Etrafındaki genç grup pür dikkat onu izliyordu ve yakışıklılığı, yumuşak duruşu ile kızları, başarısı ile de erkekleri etkilediği anlaşılıyordu. Salondan ayrılırken de etrafında 15-20 kişilik bir kalabalık ile çıkması dikkatimi çekti. Birlikte hareket ettiği bir grubu olduğu aşikârdı. Tolyaz’ın öncelikli olarak görüşmek isteme nedeni, etkin olduğu alanını ve grubunu korumak istemesi olmalıydı.

Diğer koltukta oturan genç ve esmer Bayan “ Sayın 2956 Sorutnam’a hoş geldiniz, ben Eruna Elnabay, Yeşil Bölge Üst Yöneticisiyim, sizinle çalışmaktan onur duyarız.” dedi. Sesi heyecanlı idi.

8-10 kişilik yaşlı grupla ilgilenen Pakinar, onlar gittikten sonra yaklaştı ve neşeli bir şekilde,

“Sayın 2956 ekibi nasıl buldunuz.” dedi.

“Oldukça genç bir grup!” dedim.

Pakinar kahkaha attı.

“Enerjileri yüksek hem de çok yüksek!” dedi. Sonra öfkeli bir tonda “Kontrolü zor hem de çok zor!” dedi.

“ Kontrol edemiyor musunuz?” dedim

“Dengeler” dedi durdu ve usanmış bir ifade ile “Karışık dengeler” diye ekledi.

Yanel’in uyarısından direk soru sormak yerine “Tolyaz ?” dedim ve yüzüne baktım. Pakinar, kaşlarını yukarı kaldırdı ve birkaç saniye öylece baktı:

“Tolyaz? Onu bu kadar çabuk fark etmenize sevindim. Şu anda ürettiğimiz tıbbi cihazlar konusunda fevkalade yetkin ve başarılı biri, bu alanda onun üzerine hemen hemen başka kimse yok. En son üzerinde çalıştığı CPR cihazı o kadar ince ve hafif ki hasta göğsünde taşıyabiliyor ve kalp durduğunda kendi kendine müdahale yapabildiği gibi, kılcal kandan analiz yapabiliyor ve acil ilaç dozlarını söylüyor.”

Hızlı bir konuşma şekli olan Pakinar derin bir nefes alarak devam etti:

“25 yıllık yakın dostum ve sermayedarımız Sayın Mihadu Arpotar O’nu buraya getirmişti. Kuruluştan beri burada, çok vatansever, üretken ve verimli birisi, ne yazık ki şu anda komşu ülke Narsukar’ın adamları ile yakınlaştı. Sayın Yanel de Tolyaz’a çok değer verir hatta birkaç kez başka merkezlere geçişini engelledi. Çok iyi teklifler almıştı. Gerçekten işinde en iyilerden birisi ve Sorütnam için de çok önemli. Şu an Mavi Bölge’de tasarım ve üretimimiz devam ediyor ve kritik konular anında çözülüyor ise bu O’nun sayesindedir. Dediğim gibi Tolyaz çok belli etmemeye çalışıyor ama şu anda maalesef Narsukar’ın adamları ile hareket ediyor.”

Ülkenin sayılı işadamlarından Mihadu Arpotar ile yakın dost olduklarını üstüne basarak söyleyen Pakinar’a:

“Teşekkür ederim, tekrar görüşmek üzere!” dediğimde sohbetin ani bitmesine önce şaşırdı ve sonra başı ile hızlıca selamlayarak salondan ayrıldı. Pakinar belli ki sermayedar Mihadu Arpotar’a bağlı idi ve içerde birlikte hareket ettiği başkaları da olmalıydı. Yerli ve sevilen bir işadamına bağlı olması şimdilik beni kaygılandırmadı. Sorütnam’ın mali sürecini çok dikkatli yönettiği analizlerden anlaşılıyordu. Bir zamanlar birlikte hareket ettikleri Tolyaz’ın, Narsukar Grubuna yaklaşması Pakinar’ın elini zayıflatmış olmalı ki bu nedenle ona öfke duyuyordu.

İnsan denen canlı; kemikler, lifler, tendonlar kaslardan oluşan katı bir varlık gibi görünse de herkes bilir ki % 75’ i sıvıdır. Bu sıvı sürekli ve çok güçlü bir devinim ve değişim içindedir ve basit bir pompa olan kalbin gücü ile çalıştığı, hareket ettiği sanılır. Oysa sözler, kelimeler, görüntüler, algılar, düşünceler, renkler, sesler, kokular kısaca tüm algılar bu sıvının akışkanlığını, yönünü, berraklığını, hızını ve dalgasını etkiler. Kimyası, içeriği, niteliği çok farklı olan bu sıvının içinde insanın ruhu, kalbi, beyni kısaca tüm varlığı bir gemi gibi yüzüp gider. Bu gemiyi fırtınalardan, varılmaz limanlardan, çarpabileceği kayalıklardan, dipsiz boşluklardan korumak için hem dümenini iyi tutmak hem de yüzdüğü suları iyi bilmek gerekiyor. Pakinar ilk görüşmemizde de vereceğim kararlar konusunda bilerek ya da bilmeyerek yönlendirici bir üslupla konuşmuştu. Bundan hoşlanmamıştım. Geminin dümenini iyi tutmak gerekiyordu ve bu nedenle sohbeti kısa kesmiş ve bu konuyu enine boyuna ele almaya karar vermiştim.

Gerekli gördüğüm durumlarda yaptığım üzere toplantıdaki ipuçlarını incelemek için kayıt çipini monitöre takıp tekrar çok boyutlu olarak izlemeye karar vermiştim ki salon girişinde Yeşil Alan Yöneticisi Eruna Elnabay ve onun içeri girişini engelleyen biri belirdi. Onlara doğru dönmek durumunda kaldım, yeşil alan yöneticisi Eruna gözlerini bana dikmiş gülümsüyor ve onunla iletişime geçmemi bekliyordu. Görüntüyü durdurdum. ‘Merhaba’ der gibi başımı salladım ve elimle ‘Buyurun!’ dedim. Yaklaştı, onu durdurmaya çalışan pembe kıyafetli genç kız bekliyordu. Eruna onun salondan ayrılmasını bekler gibi görevliye doğru dik dik bakıyordu. Pembeli olan kıza ‘Gidebilirsin!’ anlamında başımı salladım ve ayrıldı.

Eruna: “Sayın 2956 çok özür dilerim rahatsız ettim.” dedi. Eruna heyecanlı gibiydi, sanki içi içine sığmıyordu ve bir yandan da tepkimi bekliyordu.

“Buyurun! ” dedim

“Yeşil alana yapacağınız ziyaretinizi heyecanla bekliyoruz, sizden özel bir istekte bulunmaya geldim, sahamıza geliş tarih ve saatinizi bize önceden iletmeniz mümkün olur mu?” dedi.

“Önceden mi?” dedim ve hayret gösteren ifade ile yüzüne baktım.

“Alan verilerimizi ve yeni araştırmalarımızı tüm ekibimiz ile birlikte size sunmak istiyoruz.” dedi.

“Elbette!” dedim. Başı ile selamlayıp teşekkür ederek ayrıldı.

Mevcutta mavi ve yeşil olmak üzere iki alanda üretim vardı ve bu alanların üst yöneticileri Eruna ve Tolyaz arasında rekabet ya da başka bir durum olmalıydı. Sanırım Eruna son anda karar verip tekrar toplantı salonuna dönmüş ve Tolyaz’ın öncelikli görüşme hamlesine karşılık böyle bir girişimde bulunmuştu ve sanırım Tolyaz kadar güçlü değildi.

Eruna ayrılınca, salon ve monitör güvenlik sistemini devreye alıp çipi taktım ve çok boyutlu izleme modunu seçtim. Toplantıyı tekrar izlediğimde 8-10 kişilik yaşlı grup sessiz ve dikkatliydi. Yaşlı grubun arkasında diğer yetkili ve sorumlu kişiler ise daha çok merak içinde beni izliyordu. Orta sıranın gerisinde kıpırdanıp duran 35-40 yaş arası biri iri yarı diğeri daha zayıf ve esmer iki adam salonun değişik bölgelerine doğru dönüp bakıyor ve değişik mimikler aralarında fısıldaşıp gülümsüyorlardı. Oldukça rahat tavırları olması dikkatimi çekmişti. Görüntüyü Tolyaz’a odakladığımda yanındaki oldukça güzel, kumral, genç bayan ile kollarının sık sık temas ettiğini, kızın gurur içinde etrafındaki gruba baktığını fark ettim ve mavi kıyafetindeki numarasından kimlik bilgilerine ulaştım. İsmi Subena olan 28 yaşındaki genç hanımın, zeki, yardımsever, dinamik, girişken ve üretken biri olduğu kaydedilmişti. Simedlam’ın Batı bölgesindendi, bir çocuğu vardı ve boşanmıştı. Subena’nın salondan çıkışını ve salon dışındaki gidişini detaylı olarak incelediğimde, derin ve süzgün bakan gözleri, ayak parmaklarının ucunda dans eder gibi narin bir yürüyüşü, kendine özgü bir havası vardı. Salondan çıkarken arka taraftaki esmer iki genç adamla birkaç kez göz teması kurmaya çalışması dikkatimi çekmişti. Bu iki adamın kayıtlarına baktığımda ikisinin de Sorütnam’da kullanılan her türlü hammaddenin alım ve takibi ile ilgili kişiler olduğunu gördüm. Daha zayıf ve adı Yanter olan Narsukar, iriyarı ve adı Anin olan ise Simedlam doğumlu idi. Merkezin dışı ile en sık bağlantısı olan bu adamları da yakın takibime almaya karar verdim. Tolyaz’ın bilgilerine ulaştığımda ise evli ve 3 çocuğu olduğunu görünce önce şaşırsam da durum netleşmişti. Subena muhtemel başka bir grubun kontrolünde idi ve başarılı ve vatansever Tolyaz’ı kendi taraflarına çekmek için kullanılıyordu.

Odama geçip Dehliz görevlisi ile konuşmaya karar verdim. Dehliz görevlisi beni algılayınca bir süre bekledi ve ikimizin arasında oluşturduğu dil şifreli konuşmaya başladık.

“Sınırımıza sömürgeci Aisonaliz tarafından kurulan askeri üssün tehdidi altındayız. Tabii bunlar, Simedlam’ı kontrollerinde tuttukları sürece bir saldırı olmayacak ve bizi esaret altına sömürmeye devam edecekler. Fargo ve Yanel özel bir silah üzerinde çalışıyor. Mavi alan yöneticisi Tolyaz Eskane’de bu silah üretiminde görevli idi ancak onu geri çektik. O şu anda silah üretiminin durduğumuzu sanıyor. Subena çok tehlikeli bir kadın ve şu anda Tolyaz onun kontrolünde ve bir an önce Subena’dan kurtulmamız gerekiyor. Ancak Subena’yı hem Aisonaliz hem de Narsukar destekliyor. Çok iyi bir plan yapman gerekli. Tolyaz’a acil ihtiyacımız var. Ayrıca Yanel silah üzerinde senin ne yapacağını anlatacak. Yanel’e “EBÖRK” demen yeterlidir”.

Sürekli medyanın dilinde olan adı bir efsane gibi büyüyen silah üretimin gerçek olduğunu duymak beni heyecanlandırmıştı. Gece konutumun salonundaki dolabın arakasından asansör benzeri ulaşım aracı ile yerin altına nakil edildiğimde beni bekleyen Yanel de çok heyecanlı idi. Beni gördüğü anda söze başladı:

“Havada asılı olan silahımızı görüyor musun?” dedi. Görmüyordum. Gülümsedi “Çıplak gözle ya da başka bir görüntüleme aracı ile görünmeyecek!” dedi ve tüm aydınlatma sistemini kapatıp mor renkli bir ışık açtı.

“Aman Allah’ım” diyebildim. Havada yoğun bir bulut gibi görünen ve yukarıya asılı kocaman bir cisim vardı. Şaşkınlık ve hayranlıkla ona dokunabilmek için yürürken sanki birisi duyabilirmiş gibi kısık bir sesle:

“Bu gerçekten yapıldı mı!” diyebildim.

“Bu EBÖRK! Henüz çok az kişi biliyor. Bu silah için çalışan herkesin yaptığı iş gizleniyor, farklı işlerde çalışıyor görünüyorlar ve kendileri de her şekilde korunuyor. Biliyorsun bu sahada yetişmek çok zor ve biz, iyi yetişmiş pek çok çalışanımızı anlamsız kazalarda kaybettik!’ deyip hüzünle karışmış bir mutlulukla gülümsedi.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Tuğba Saygılı Yalın | 29.12.2021 16:18
Ellerine yüreğine sağlık abla
Gulistan kandemir | 29.12.2021 15:16
Kurgu ama gerçeğin kurgusu. Aisonaliz ve simedlam'in gizli savası . Bakalım neler olacak
Yıldız Dağlı | 27.12.2021 15:14
Kaleminize sağlık, bir an kendimi, acaba ne kadarı kurgu ne kadarı gerçek derken buluyorum. Bu da aslında anlatım gücünüzden kaynaklanıyor. Merakla bekliyorum:)