metrika yandex
  • $44.07
  • 51.27
  • GA52300

Haberler / Yorum - Analiz

İran neden ateşkes istemiyor?/ Prof. Dr. Salih Yılmaz

03.03.2026

ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşta ABD'nin hedefi kısa sürede İran'ın ateşkes isteyip gerekli şartları kabul etmesiydi.

Ancak İran, bu savaş başlamadan önce eğer kendisine yönelik savaş başlatılırsa ateşkes olmayacağını talebin savaşı başlatandan gelmesi gerektiğini duyurmuştu.

İran, uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle finansal açıdan ağır bir bedel ödüyor. Bu bedel nedeniyle ekonomi temelli ülkede gösteriler düzenlenmişti. İran'ın dini lideri Hamaney ve birçok üst düzey komutanın öldürülmesinden sonra şimdi İran aynı bedeli başta Körfez ülkeleri olmak üzere ABD ve İsrail'in de ödemesini istiyor. Bu sayede bundan sonra yapılacak bir anlaşmanın kolay kolay bozulmayacağını düşünüyor.

Aslında İran'ın Körfez ülkelerinden Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn gibi ülkelerin petrol ve gaz tesislerine sınırlı saldırısı bir bakıma bu ülkelerin finans sistemine yönelik bir uyarıdır. Bu bozulmanın ABD ve AB'yi de olumsuz etkileyip bir şekilde onların adaletli bir barış isteyeceğini düşünüyorlar.

ABD, İsrail'in de önerisiyle başta Hamaney olmak üzere birçok komutanı öldürerek yönetimin dağılacağını düşündü. Ancak İran zaten böyle bir senaryoya uzun süredir hazırlandığından ölenlerin yerine geçecek 2-3 sıra kişileri belirlemiş durumdadır. Mossad'ın çalışmasıyla birçok komutan öldürüldükten sonra yenileri için istihbarat çalışması zaman alacaktır.

İran'a kara operasyonu başarısızlıkla sonuçlanır.

İran'ın Amerikan üslerine ve stratejik hedeflere yönelik saldırılar, bu çatışmanın sembolik olmadığını gösteriyor. ABD ve İsrail, sadece hava saldırılarıyla İran'da bir rejim değişimi yapamaz. Eğer kara saldırısı düzenlerse büyük bir yenilgiyi de beklemek zorundadır. Çünkü kara saldırısında Şiiliğin ne kadar şehitlik üzerinden İran'da etkili olduğunu da görecektir. Kuzey Irak'taki Kürtler vb. ile İran'da karadan bir hakimiyet kurmak da mümkün değildir. Böyle bir girişim Irak'taki Şiileri de harekete geçirecektir. İran'da kadınların liderlik ettiği sokak gösterilerini tüm İran'da rejim değişikliği isteniyor olarak algılamak büyük bir yanılgıdır.

ABD Başkanı Donald Trump, bir medya röportajında ​​İran'a kara harekatı için asker gönderme olasılığını dışlamadığını söyledi. Bu sadece bir tırmanma değil, tam bir paradigma değişikliğidir. İran'a kara kuvvetleri gönderme girişimi, Körfez'deki üsler ve lojistik rotaları üzerinde daha yoğun hava desteği gerektirecek ve uçaksavar füzelerinin tüketimini daha da artıracaktır. İran'ın yaklaşık 2.000 orta menzilli balistik füze ve çok sayıda insansız hava aracından oluşan cephaneliğiyle birleştiğinde, operasyonun bu şekilde genişletilmesi, bölgedeki ABD kuvvetleri ve altyapısı için çok daha büyük kayıplar getirir.

İran, dağ sıraları, çöller ve büyük şehirleri olan, 90 milyondan fazla nüfusa sahip, güçlü bir ulusal geleneğe ve Irak'la savaş sırasında seferberlik deneyimine sahip büyük bir ülkedir. Ayrıca, İran Irak'tan 3,7 kat daha büyüktür. ABD, kara harekatında arkadan da Irak'taki Şiiler tarafından çevrili olacaktır.

İran, ABD'nin finans piyasasını da test ediyor.

İran'a savaş hem Körfez ülkeleri hem İsrail hem de ABD için dayanıklılık yarışına evriliyor. Hangi ülkenin cephaneliği ve finans sitemi buna ne kadar dayanabilecek? İran zaten finans olarak olumsuzluğu sıfıra indirmiştir. Ancak Körfez ülkeleri ve ABD için bu durum yıkıcı olabilir.

Tahran, küresel ekonominin en kritik damarlarından birisi petrol-gaz krizi üzerinden baskı uyguluyor. Bu durum Avrupa ve Asya'da enflasyonu zirvelere taşıyabilir.

ABD'nin İran'a saldırısı hem Rusya'nın hem de Çin'in elini daha da güçlendirebilir. Çin, Tayvan konusunda adım atarken Rusya da Ukrayna'da barış konusunda acele etmeyecektir. Körfez'de özellikle Irak ve Bahreyn'de Şii çoğunluk bölgeyi derin bir krize sokup Körfez ülkelerinde krize bağlı halk ayaklanmalarını da tetikleyebilir. Kaldı ki Dubai'de finans krizi, emirliğin parçalanmasıyla sonuçlanacaktır. İran'a savaş ve Körfez ülkelerinin korunmaması bu ülkelerin gelecekte ABD ile olan stratejik işbirliğinde de güven sorunu oluşturacaktır. Körfez ülkeleri sadece ABD'ye bağımlı değil Türkiye, Çin ve Rusya ile işbirliklerini artırarak Asya'ya da yönelebilirler.

Amerika, yıllardır enerji koridorlarını güvende tutarak milyarlarca dolar para kazanıyor. Eğer bu yollar güvensizleşirse ABD'ye ödenen paralar da Körfez'de başka yöne çevrilebilir. Amerikan askeri varlığının istikrarsızlık kaynağı olması bölgede ABD'ye karşı bir isteksizliği de beraberinde getirebilir.

İslam Devrimi Muhafızları Ordusu'nda kıdemli bir komutan olan Tuğgeneral İbrahim Cebari, son dönemde topraklarına yönelik saldırılardan sonra İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma yönünde adımlar attığını ve güçlerinin bölgeden petrol ihracatının devamına izin vermek yerine, rakiplerine bağlı petrol tedarik hatlarını ve gemileri vurmaya hazır olduğunu belirtti. Bu, aslında ABD'ye ve Körfez ülkelerine bir uyarı niteliğinde açıklamadır.

İran'da etnik temelli değil Şiilik üzerine bir güç var.

İsrail'in savaşı başlatmasından sonra tüm çağrılara rağmen İran halkı sokaklara çıkmıyor. Çok cılız sesler var. Hele Rıza Pehlevi gibi halk tarafından tercih edilmeyen, İran'ı tanımayan birisiyle bir devrimin olma ihtimali sıfıra yakındır. İran'da temel güç Faslar ve Türklerdir. Güney Azerbaycan Türkleri, Şiiliğin en radikal kısmını temsil ediyorlar ve ülke yönetiminde etkinler. Burada Türklerin desteğini almadan veya onları ikna etmeden bir devrim olamaz. ABD, sadece muhalif Farslara yatırım yaparak devrim yapamaz. ABD, İran'da Şiiliğin ne kadar etkili olduğunu görmezden gelerek sadece etnik kimlik üzerinden operasyon yaparak kaybediyor.

İran direnmeye devam ediyor, ve devrimin yıkılmasına yönelik de bir sokak süreci yok. İranlılar, ABD'den İslam Cumhuriyeti'ni koruyacak şekilde bu çatışmayı sona erdirmeyi bekliyor. ABD, rejimi devirerek İran'la anlaşma yapmayı amaçlayarak hata yapıyor. Anlaşma ancak İran'a rejimin devam edeceğine dair bir süreç ile olacak gibi duruyor. İran'daki yetkililer, rejimin yıkılmasının amaçlandığını görürlerse o zaman kanlarının son damlasına kadar kendileri de milyonlarca Şii de savaşmaya devam eder. Çünkü rejim değişimi ile birlikte zaten her şeylerini kaybedecekler.

İran, rejim hedef olduğu sürece ateşkes istemeyecektir.

ABD, İsrail'in de telkiniyle rejimi devirmeyi hedef alarak zaten İran'daki yönetimin ateşkes ve barış istememesine neden oluyor. Amaç eğer nükleer elde etmemek veya "terörizmi desteklememek" ise zaten İran ile anlaşılabilir bir masa kurulabilir.

İran'da yöneticiler şu anda varoluşsal bir mücadele veriyorlar. Bu mücadele kişisel değil daha çok Şiilik üzerinden rejimin ayakta kalmasına yöneliktir. ABD, bu savaşı hızlı biçimde kazanamazsa maalesef Trump'ın siyasi iktidarı da kısa sürebilir. Çünkü yakında ara seçimlerde büyük yenilgi ABD'de her şeyi tersine çevirebilir.

İran karşı saldırıları hâlâ devam ediyor, mühimmat stoklarıyla ilgili büyük bir soru işareti var. Kimse ne kadar cephaneliğe sahip olduklarını bilmiyor. İran'ın İHA'ları bile Körfez'de savaşı uzun süre sürdürmesine yetecek gibi gözüküyor. İran, ABD'nin ateşleyebileceği tüm mühimmata dayanmaları gerektiğini biliyor. Onlara göre ABD'nin yakında ateşlenecek hiçbir şeyi kalmayacak.

İran'ın parçalanması Rusya ve Çin için yıkım olabilir.

İran'ın çöküşü ve Batı yanlısı bir rejimin yükselişi, Çin ve Rusya sınırında yeni güç oluşturacaktır. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi sekteye uğrayacak ve güneydeki ulaşım koridorları ABD kontrolüne geçecektir. Washington, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçireceği için Çin, enerji tedarikinde sıkıntı yaşayacaktır. Rusya açısından İran'ın kaybı, Hazar bölgesi ve Kafkasya'nın istikrarsızlaşması anlamına gelir.

Trump için şu anki en büyük iç risk, durumun İran'la uzun süreli bir çatışmaya dönüşmesidir.

ABD'nin burada yapması gereken tekrardan müzakere masasına İran'ı çekebilecek bir formül bulmaktır. İran'ın teklifleri kabul etmesinde kritik nokta ise ülkeye uygulanan yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasıdır. İsrail açısından dünya finans piyasasının çökmesi, İran'ın uzun süre savaşı sürdürmesi vb. dikkate alınmıyor. Onlar, olaya Talmud açısından bakıyorlar. İran ile ABD ne kadar krize girer de savaş sürerse İsrail'in o kadar rahat edeceğini düşünüyorlar.

İran, füzeleri ve dronları gizlemek için büyük bir ülkedir. ABD ve İsrail'in hava üstünlüğü bunları bitirmeye yetmez. kaldı ki İran, bunu engellemek için saldırılarını gece yapıyor. sabit fırlatma istasyonları kullanmıyor.

Trump ne yapmalı?

Trump, İran ile müzakere masasına geri dönüş için Rusya ve Türkiye'yi arabulucu olarak kullanıp bir barış çizelgesi oluşturmalıdır. Rusya'yı arabulucu olarak kullanması sayesinde Putin'i Ukrayna ile barış konusunda da ikna edebilme şansını yakalayıp, büyük bir başarısızlıktan başarıya dönüşen bir yol bulabilir.

 

Prof. Dr. Salih Yılmaz

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesidir.

Not: Bu makale Prof. Dr. Salih Yılmaz'ın sosyal medya hesabından iktibas edilmiştir. 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş