1979 Yılı, Yemen Krizi ve Kâbe Baskını - Mehmet Talha Kalkan
Dini olarak kendileri için haram alanlar olan bu topraklara hiçbir gayrimüslim ayak basamazdı. Bu sorun ise Mekke kadısından alınan bir cevaz ile halledildi; operasyona katılacak Fransız askerleri ellerine tutuşturulan, Kelime-i Şehadet ’in Arapçasının ve Fransızcasının yazılı olduğu kâğıtları okuyarak Müslüman yapıldı. Artık operasyon vakti gelmişti: Fransız birlikleri Kabe’nin halihazırda tadilatta olduğu alanlara ve dehlizlere tonlarca su bastı; ardından suya elektrik vererek Mekke’yi basanların cesetleri toplanmaya başlandı.
1979 YILI, YEMEN KRİZİ ve KABE BASKINI
BM’nin Yemen direktörü Lisa Grande, 16 Ekim’de BBC’ye şu açıklamada bulundu: “21. yüzyıla girdiğimizde çoğumuz, bir daha Etiyopya’daki, Bengal’deki, Sovyet Rusya’nın bazı kesimlerindeki gibi açlık çekilmesinin imkânsız olduğunu düşündük ve bunu kabul edilemez olarak gördük. Çoğumuz, böyle durumların bir daha asla yaşanmayacağına dair güven doluyduk. Ancak gerçek şu ki, bütün bu örneklerden daha kötüsü şu anda Yemen’de yaşanmaktadır. Burada, kendimizden utanmamız gerektiğine dair en ufak bir soru işareti yoktur. Kendimizden utanmalıyız ve her uyandığımızda acı çeken insanlara yardım etmek ve savaşı sonlandırmak için imkân dahilindeki bütün yollara başvurma kararlılığımızı yenilemeliyiz.” Bu açıklamaların yapılma nedeni ise aslında dünya gündeminde pek önemli bir yere sahip olmayan Yemen İç Savaşı. Bu iç savaş nedeniyle 13 milyon insanın ölümün kıyısında bulunduğu Yemen’de, son 100 yılın en büyük açlık krizi yaşanmakta.
Diğer taraftan, Yemen’de yaşanan bu insanlık dramının, Ortadoğu’da son olmayacağı aşikâr zira geçtiğimiz dönem içerisinde Filistin, Suriye ve Bahreyn’de benzer durumlarla karşılaşılsa da ne siyasi anlamda büyük bir bölünmüşlüğün hüküm sürdüğü Müslüman ülkeler ne de insan haklarının çok hassas bir mesele olarak kabul edildiği Batılı ülkeler, bu konuda herhangi bir somut adım atmayı başaramadı veya başarmayı istemedi. Ezcümle, Ortadoğu’da daha fazla canın yitip gitmesinin dışında değişen pek bir şey yok.
Müslümanlar için kırılmanın yaşandığı yıl: 1979

Tarih, 20 Kasım 1979. Kâbe İmamı Şeyh Muhammed es-Subayyil’in arkasında saf tutmaya başlayan Müslümanlar, bir anda kendilerini “Allahuekber” nidaları içerisinde buldular. Ardından ise ardı arkası kesilmeyen silah sesleri ile büyük bir şoka uğrayan Müslüman hacılar hoparlörden bir ses duydular. O ses, Cuheyman ibn Muhammed ibn Seyf el Oteybi’ye aitti.
Oteybi, Suudi rejimini Batı’nın kuklası olmakla suçladı ve kayınbiraderi Muhammed Abdullah el-Kahtani’nin “Mehdi” olduğunu ilan ederek herkesi ona itaat etmeye çağırdı. Kâbe işgal edilmişti.
El Oteybi rejim karşıtı eski bir askerdi ve uzun yıllar Suudi Arabistan ordusunda muhafız olarak görev yapmıştı. Askeri bilgisinin üst düzey olması nedeniyle bu baskının her türlü detayını düşünmüştü. Kabe’nin altında yer alan dehlizlere gıda ve silah istifinde bulunmuş, tüm yeraltı noktalarını bombalarla ve kendi adamlarıyla kuşatarak Kabe’ye dışarıdan bir müdahaleyi imkânsız hale getirmişti. Ayrıca, o dönemde Kabe’nin Usame bin Ladin’in ailesi tarafından yürütülen bir tadilatta olması bu gruba büyük bir avantaj sağlamış, inşaat halinde olan yerlerden sızıntılar çok planlı şekilde yapılmıştı.
Bu şok haber karşısında ne yapacağını bilemeyen Suud hükümeti ilk olarak dönemin en güçlü Müslüman ordularından birine sahip olan Pakistan’dan yardım istemiş ancak Pakistan ordusu bu konuda onlara yeterince yardımda bulunmamıştı. Bunun üzerine Suud hükümeti gönülsüz bir şekilde, son çare olarak, ünlü Fransız anti-terör birliği ‘Ulusal Jandarma Müdahale Grubu’ndan yardım almak zorunda kalmıştı. Ama bu durum beraberinde şöyle bir soruna neden oldu: Dini olarak kendileri için haram alanlar olan bu topraklara hiçbir gayrimüslim ayak basamazdı. Bu sorun ise Mekke kadısından alınan bir cevaz ile halledildi; operasyona katılacak Fransız askerleri ellerine tutuşturulan, Kelime-i Şehadet ’in Arapçasının ve Fransızcasının yazılı olduğu kâğıtları okuyarak Müslüman yapıldı. Artık operasyon vakti gelmişti: Fransız birlikleri Kabe’nin halihazırda tadilatta olduğu alanlara ve dehlizlere tonlarca su bastı; ardından suya elektrik vererek Mekke’yi basanların cesetleri toplanmaya başlandı.
Kısa bir süre sonra sağ olarak ele geçirilen El Oteybi ise birkaç adamı ile parçalara ayrılmak suretiyle idam edildi ve 2 haftalık bu büyük macera sona ermiş oldu ama sadece geçici bir süre…
Olayın nasıl planlandığı veya işbu grubun nasıl organize olduğuna dair hiçbir araştırma veya açıklama yapılmadı ama dönemin Suud Kralı Halid bin Abdülaziz işin içerisinde bulunduğunu düşündüğü birkaç hanedan üyesini sürgüne yolladı ama herhangi bir ceza vermedi. Olayın üstündeki sis perdesi ise hiçbir zaman aralanmadı.
Ya sonrası?
Aslında o dönemde birçok kişi bu yaşananları, Şubat 79’da Humeyni taraftarlarının İran’da yönetimi ele geçirmesinin sonucu olarak ortaya çıkan İslam Devrimi’nin dalgası olarak görüyordu ama İmam Humeyni tüm bu suçlamaları reddedecekti. Ama sadece 8 yıl sonra, 1987’de ağırlıklı olarak İranlı hacılardan teşekkül bir grup, Kabe’nin yanında İmam Humeyni lehine gösteriler yapacak ve Suud askerler tarafından hunharca katledileceklerdi.
Diğer taraftan, yaklaşık 3 hafta sonra SSCB Afganistan’ı işgal edecek ve Kâbe baskınında ismi geçen ve şiddet odaklı bir cihat felsefesini benimseyen Usame bin Ladin ilk kez ortaya çıkacaktı. Usame bin Ladin ise Afganistan’da SSCB’ye karşı ortaya koyduğu direnişle bir halk kahramanı olarak kabul edilecek ve Rusların 10 sene sonra Afganistan’ı terk etmesine neden olacaktı. İşin ironik kısmı ise uzun bir süre ABD tarafından Sovyetlere karşı mücadele etmesi adına desteklenen ve The Independent gazetesi tarafından Müslümanların yeni lideri olarak gösterilen Ladin’in, 2000’lerin başında ABD’nin bir numaralı düşmanı haline gelmesi idi. Aynı Ladin 2011 yılında uzun uğraşlar sonucunda ABD ordusu tarafından Pakistan’da öldürülecekti.
Ezcümle, bugün yaşanan Yemen krizinde, Suriye iç savaşında veya 2000’lerin başındaki Afganistan- ABD savaşında büyük rol oynayan 1979 yılı, Ortadoğu için büyük bir kırılmanın yaşandığı ama her şeyin odağında olan Kâbe baskını ile alakalı hiçbir şeyin açıklanmadığı bir yıl olurken hafızalardaki tazeliğini korumakta.
(Mehmet Talha Kalkan - Hertaraf Haber)
Yorumlar
1