Türkiye Kadınlar Dayanışma Birliği, 12 Mayıs Anneler Günü'nü kutlamak ve annelerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekmek için bir basın açıklaması düzenledi.
Açıklamada, anneliğin modern çağın getirdiği yeni sorunlarla birlikte giderek zorlaştığı vurgulandı. Kadınlar, iş ve aile yaşamları arasındaki dengeyi kurmakta zorlanırken, doğurganlık oranlarının düşmesi ve anne olma yaşının yükselmesi gibi endişe verici veriler paylaşıldı.
Çalışan annelerin karşılaştığı ayrımcılık ve zorluklara da değinilen açıklamada, işyerlerinde annelere verilen hakların yetersiz olduğu ve engelli veya tek başına çocuk büyüten annelere daha fazla sosyal destek sağlanması gerektiği belirtildi. Ayrıca, Anneler Günü'nün ticarileşmesine ve asıl amacının gölgelenmesine dikkat çekilerek, bu özel günün Anna Jarvis'in özlediği saf ve saygı dolu anlamına geri dönmesi çağrısı yapıldı.

Türkiye Kadınlar Dayanışma Birliği, ülkedeki, Filistin'deki ve Doğu Türkistan'daki tüm annelere sevgi ve hürmetlerini sunarak, annelerin mutlu bir dünyada yaşamaları temennisinde bulundu. Bu açıklama, annelerin karşılaştığı zorluklara ve hak mücadelelerine daha fazla dikkat çekmek için bir adım olarak değerlendirildi.
Basın açıklamasına ilişkin metin aşağıda verilmiştir:
Türkiye Kadınlar Dayanışma Birliği tarafından 12 Mayıs Anneler Günü dolasıyla basın açıklaması yapıldı.
T KAD BİR tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Sevgi ve şefkat kahramanı tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyoruz. Altına cennetler serilen, yavrularına cennet misali yuvalar sunan kıymetli annelerimizin Anneler Günü’nü tebrik ediyoruz. Tarih ve medeniyet yapıcı özne insanı inşa eden ilk öğretmenimiz annelerimizi hürmetle selamlıyoruz.
Her dönemde zorlu bir görev olan anneliğin sorunlarına, modern dönemde kadının annelik ve iş yaşamı arasında sıkışmasının getirdiği yeni sorunlar eklenmiştir. Bu sorunların çözülmesi için aile bireylerine, kamu ve özel işyerlerinin yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarına ve en genelde devlete büyük görevler düşmektedir.
Türkiye’de anne olma (doğurganlık) hızı giderek düşerken, anne olma yaş ortalaması istikrarlı biçimde yükselmektedir. Doğurganlık hızının 2001’de 2,38 çocuk iken 2021’de 1,7 çocuğa düşmüş olması ve 2001’de yaşa özel en yüksek doğurganlık hızı binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2021 yılında binde 113 ile 25-29 yaş grubuna geçiş yapması bu tespitimizi teyit etmektedir. Bu durum, kadınların sağlığını ileri yaş gebelik açısından riskli hale getirmekte, doğacak çocukları niteliksel olarak olumsuz etkilemekte, çocuk sayısı azaldığından nüfus politikası açısından ülkemiz aleyhine endişe verici bir duruma sebebiyet vermektedir.
Aile ve iş yaşamının zorluklarını erkeklere göre daha derinden yaşayan kadınlar “süper anne” veya “zorlanmış anne” olarak bilinen sendrom ile boğuşmakta ve fiziksel ve psikolojik sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadınların eğitim ve kariyer yaşamında elde ettikleri altın bilezikler, kendilerinden her alanda yüksek performans talep edilmesi sonucu ne yazık ki birer prangaya dönüşmektedir.
Yapılan araştırmalar, diğer bütün nitelikler aynı olsa bile, anne çalışanların anne olmayan çalışan kadınlara göre daha az hırslı, daha az rekabetçi ve daha düşük motivasyona sahip görüldüğünü, bunun sonucunda daha düşük maaş ve daha az terfi imkânlarına sahip olduğunu, kısacası “işyeri nezâketsizliği”ne daha çok maruz kaldıklarını gösteriyor. Bu kabul edilebilir değildir.
Anneler içinde engelli ve özellikle zihinsel engelli çocuklara sahip anneler psikolojik ve ekonomik olarak daha büyük sorunlar yaşamaktadır. Boşanma veya ölüm nedeniyle tek başına ebeveyn sorumluluğunu üstlenmiş “yalnız annelerin” daha çok desteğe ihtiyacı bulunmaktadır.
Çalışan annelere doğum ve süt izinleri konusunda verilen hakları takdirle karşılamakla birlikte yeterli görmüyoruz. Anne ile bebeğinin özellikle ilk 4 yıl birlikte olabilmesine yönelik pozitif ayrımcılık uygulanarak verilen destekler artırılmalıdır. Yasal düzenlemelerin uygulamada devre dışı bırakılmasını sağlayacak uygulamalara yönelik gerekli denetlemelerin yapılması ve yaptırımların uygulanması gerekmektedir. Engelli annesi veya yalnız annelere ilave sosyal destek düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir.
Son olarak, şunu belirtmeliyiz ki Anneler Günü saf ve masum bir hatırlamanın ve saygı ifadesi niteliğinin önüne geçerek ticarileşmenin aracı haline gelmiştir. Anneler Günü kutlamasını başlatan Anna Jarvis’in, hayatının son döneminde yaşamını bu günün ticarileşmesini önlemeye adadığını hatırlatmak istiyor, amacından saptırılmadan devam ettirilmesini arzu ediyoruz.
Bu vesileyle, başta ülkemiz, Filistin ve Doğu Türkistan’daki anneler olmak üzere tüm annelerimize sevgi ve hürmetlerimizi sunuyoruz. Annelerin hep güldüğü mutlu bir dünyada yaşayabilmek dileğiyle…”
4 PKK'lı teslim oldu
11.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
A101, CarrefourSA’yı satın alıyor
20.04.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026