metrika yandex

Haberler / Sağlık

OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ-TAHSİN GÜLEN

23.05.2021

Her şeyden önce bu dünya bir imtihan yeridir ve geçicidir. Her canlı ölümü tadacaktır ve ebedi hayata doğru yol alacaktır. Mülk suresi 2.ayette “O hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölüm ve hayatı yaratmıştır” buyurmaktadır

Çin’in Vuhan eyaletinden dünyaya yayıldığı söylenen  bu grip hastalığı  bize bir daha gösterdi ki, temizliğine dikkat eden, sağlıklı ve doğal beslenen yediğine içtiğine dikkat eden kişilere ister genç olsun ister yaşlı ister 30 ister 60 ister 90 yaşında olsun sağlıklı besleniyorsa kronik bir rahatsızlığı yoksa virüsün bulaşsa bile Rabbimin izni ile bir zarar verme ihtimalinin düşük olduğunu  uzmanlar söylüyor.

Bakara Suresi 168.ayette Rabbimiz ”Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz olan şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır” buyurmaktadır.

Yine Araf suresi 31.ayette Rabbimiz “Ey Âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin, yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez” buyurmaktadır.

Peygamberimiz S.A.V “Biz hasta olmayız. Çünkü biz asla acıkmadan yemek yemeyiz, Yemek yediğimizde de sofradan doymadan kalkarız. Senede birde hacamat yaptırırız” buyurur.

Peygamberimiz S.A.V “İnsanoğlunun midesini doldurmasından daha zararlı bir şey yoktur. Kişiye belini doğrultacak kadar yemek yeter” buyurmuştur

Peygamberimiz S.A.V midemizi 3 e ayırmamızı 3/1 gıda 3/1 su ve 3/1 hava almaya ayırmamızı buyurmaktadır.

Peygamberimiz S.A.V “İnsanoğlunun doldurduğu en kötü kap midesidir” buyurmaktadır

Karışık yememek, tek çeşit yemek, acıkmadan yememek,doymadan kalkmak,helal yemek peygamberimizin sünnetlerindendir. Bizler günümüzde yediklerimize ve içtiklerimize dikkat etmiyoruz. Doymak için değil haz almak için besleniyoruz. Eğer yemek yerken doymak için değilde haz almak için yiyorsak orada kaybediyoruz. Yani doymak için yemeliyiz, açlığımız gidermek için yemeliyiz.

Yediğimiz her yemeği ilaç olarak görmeliyiz. Duamız Yarabbi bu öğünde yediğim bu yemek bana ilaç ve şifa olsun demeliyiz.

Vücudumuz korunaklı kaleleri olan kocaman bir bina gibidir. Biz bu devasa binayı hatalarımızla yerle bir ediyoruz. Bedenimiz sağlıklı olmaya programlanmış. Hasta olmaya programlanmamış, fakat onu biz hatalı tercihlerimizle bozuyoruz. Bu beden bize emanet ve biz onu en iyi şekilde korumalıyız.

Dostlarıma karbonhidratlı besinleri çok tüketmeyin, endüstriyel gıdalardan uzak durun, leblebi atar gibi ilaç atmayın dediğimde bazı arkadaşlar itiraz ediyor. Aslolan nebevi metodudur diyorlar. Fakat yemek yeme kültürlerimize, şekillerine bakıyorsun hiç biri sünnete uymuyor.

İsraf sadece ekmeği çöpe atmak değil, bize bir yararı olmayan aksine vücudumuza zarar veren şeyleri satın alıp midemizi çöplüğe çevirmekte israftır.

Dünyada 815 milyon kişi açlık çekiyor. Yine dünyada 2,1 milyar kişi obezite yani şişmanlık hastası.

Bizim çocukluğumuzda israf yok denecek kadar azdı. AVM ler süpermarketler yoktu. Elbiselerimiz sınırlı, oyuncaklarımız yediklerimiz sınırlı. Hayatımızda alışverişe gitmek, dışarıda yemek diye bir kavram yoktu. Birkaç çeşit yiyeceğimiz olurdu anı yaşardık.

Şimdi AVM lerin süslü tezgâhlarına kanıp sağlıksız ve ihtiyacımız olmayan şeyleri alıyoruz. Dünyanın bir tarafı açlıkla mücadele ederken diğer bir kısmı obezite ile mücadele ediyor.

Gerçi Korona adlı grip nedeniyle birlikte AVM lir hazır gıda yerleri, fastfood türü yerler kapalı insanlar evlerinde yemek yapmayı öğreniyorlar. Yine bu arada sağlıklı beslenmeyi araştıranlar çoğalmış durumda.

İbn-i Sina’ya hastalık nedir diye sormuşlar: “Bir öncekini sindirmeden ikinci yemeği yemendir” demiştir.

İki hurma ile iftar eden bir Peygamberin doymak bilmeyen ümmetiyiz. Bir iki çeşit yemek bizi kesmiyor. Yine çocukluğumda sofralarımızda 1 çorba yanında bir çeşit yemek olurdu. Şimdi market rafları çeşitli yiyeceklerle dolu ve haz alma gayesi ile sofralarımızı tıka basa doldurup yiyoruz.

Fıtratımıza uygun sağlıklı gıdalarla beslenmeliyiz. İbn-i Sina Fıtrata göre beslenme ve Merhum Doktor Aidin Salih Açlık oruçları ve fıtrata göre beslenme tekniklerinden bahseder. Kendimize şunu sormalıyız Yemek için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi yiyoruz.

Bu din sağlıklı bireylerle yaşanır. Sağlıklı yaşamdan Rabbimiz razı olur.

Sağlımız cennetimiz ise hastalığımız cehennemimizdir. Hz Davut A.S atfedilen bir sözde “Bir gün gelir yedikleri insanın tuzağı olur demiştir” Yine başka güzel bir söz “Çok yeme ağacı diken hastalık meyvesi toplar”

Raflarda son kullanma ömrü olan paketli gıdalardan, cips, kola, gazlı içecekler, hazır yoğurt süt, ayran vb. gıdalardan uzak durursak bu konuda bir adım ilerlemiş oluruz.

Sokaklardaki fastfood kültürü, paketli dondurmalar, bu gıdalar hem zararlı, hem de içinde bağımlılık yapan maddeler var.

Oruç tutmak, az ve helalinden yemek, israf etmemek, acıkmadan sofraya oturmamak, doymadan sofradan kalkmak, Yaşamak için yemek yemek, hacamat, sülük tedavisi, yediğimiz lokmaları çiğnemeden yutmamak,2 öğün yemek yemek(3 öğün fazla)

Yemeğin ortasında ve yemeğin sonunda su yâda sıvı almamak, yemekten 1 yâda 2 saat sonra sıvı almalı. Yatarken yememek gibi,

Hazır gıdalar ve fastfood kültüründen uzak durup eski sefer tası günlerine dönmediğimiz sürece sağlıklı olamayız. Yine Obez ve şişman insan yoktur, sağlıksız ve düzensiz  beslenen insan vardır. Zayıf olmakta sağlıklı olmak anlamına gelmez.

Sağlıklı beslenme olayı sadece zayıflık yâda şişmanlık için değil, kaç kiloda olursan ol sağlıklı nefes alma ve sağlıklı yaşam içindir. Beslenme şeklinizi değiştirin 3 ayda hücreleriniz değişir.6 ayda vücudunuzdaki değişikleri bariz bir şekilde hissedersiniz.

Eğer oturuyorsanız yürüme hissi gelir. Yürüyorsanız koşma hissi gelir.
İbadetlerimiz. Davranışlarımız,  okuduklarımız ve okuduğumuzu anlama, oruçlarımız, uyku düzenimiz, horlamalarımız, sabah namazına kalkmamız her şeyimizin değiştiğini göreceksiniz.

Tabi ki zamanı geldiğinde öleceğiz. Bu beslenme olayı ömrü uzatma yâda kısaltma anlamında anlamayalım. Yani bir hastalıklarla boğuşurken ölmek var birde sahada, çalışırken, cihat ederken, mücadele ederken ölmek var. Bir kere biz kafamızdan emekli olma planlarını kaldırmalıyız. Peygamberimiz S.A.V ölüm döşeğinde Bizanslılara karşı Usame Bin Zeydi ordu komutanı yapıp orduyu savaşa hazırlamıştı. Yine Eyüp El Ensari R.A hayatı cihat ve mücadele ile geçmiş 90 küsür yaşında İstanbul un Fethi için Cihat ederken surların dibinde şehit olmuştur.

Birde ilaç kullanımımız var Leblebi yutar gibi ilaç yutuyoruz. Basit bir baş ağrısı, grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklarda sentetik ilaçlar kullanıyoruz. Bu saydıklarımızı birçoğu hastalık bile sayılmaz, vücudumuzun kendini korumaya almasıdır. Dediğim gibi yediklerimizi ilaç olarak görüp beslenme şeklini değiştirirsek Allah'ın izniyle hasta bile olmayız.

Ne güzel hastaneler yapılıyor. Fakat hastanelerin tamamı tıklım tıklım dolu. Hatalı beslenme ve ilaç kullanımları sonucu engelli çocukların artması, şeker hastalığının ve daha birçok hastalığın küçük yaşlara kadar inmesi. Hastanelerin kanser bölümleri tıklım tıklım dolu. Hâlbuki modern tıp çok gelişmişti hani.

SAĞLIKLI BESLENMİYORSAN İLAÇ FAYDA ETMEZ. SAĞLIKLI BESLENİYORSAN İLAÇ GEREKMEZ.

Yine yediğimiz hormonlu gıdalar bizleri kısırlaştırıyor. Günümüzde tüp bebek tedavisinde büyük bir artış var.

Bu gün buğday dâhil birçok gıdanın genetiğiyle oynanmıştır. Vahşi kapitalizmin 1 koyup 100 alma hırsı ile sağlımızla oynuyorlar. Önce sağlımızı bozup sonra ilaçlarını satıyorlar. Aynı ilaç o hastalığı tedavi ederken yan etkilerinden dolayı vücudumuza başka hasarlar açıyor. Canımız çıkıncaya kadar üzerimizden kazanıyorlar. Gıdamızla oynayıp sağlımızı bozanlarla ilaç firmaları aynı şirketler. Ticari kaygıyla üretilmiş gıdalara şeker benzeri ürünler koyarak ve bağımlılık yapacak tatlar ekleyerek midemizi ve karaciğerimizi çöplüğe çevirip her türlü şeker kolesterol tansiyon, diyabet depresyon gibi akla hayale gelmeyecek daha birçok hastalık üretmişlerdir.

Ben Türkiye’de bir ilaç dağıtım şirketinin çikolata ve şekerleme fabrikasını satın aldığına şahidim. Bunun dünyada Birçok örneği var. Eski Amerika bakanlarından Henry Kissinger şu sözü ile her şeyi açıklıyor. Petrolü kontrol ettiğinde Uluslara hakim olursun. Gıdayı kontrol ettiğinde insanlığa hakim olursun”

Bu Korona gribi ile birlikte ülkeler sağlık, tarım ve hayvancılık politikalarında değişikliğe gideceklerdir. Bu konuda ülkemiz tarım ve hayvancılık cennetidir. Bu konularda şimdiye kadar dışa bağımlı yaşadık. Yine ülkemiz Şeker Pancarı konusunda dünyada 5.sırada ve kendine fazlasıyla yettiği halde şeker benzeri ürünler hala ülkemize girip raflardaki yerlerini alıyor. Hala GDO lu tohumlar var. Yerli üretim ve yerli tohum önemli. Kuş gribi adı altında kapımızın önündeki tavukları itlaf ettiler. Bu gün köyde yaşayan kardeşlerimizde endüstriyel yumurta ve kilosu 10 yada 15 lira arası tavuk satın alıyor.

Vücudumuzun hazmetmesi imkânsız olan gıdalar hepimizin hayatına fazlasıyla girmiş durumda. Yine Tıbbi ilaçlar, vücut bakım ürünleri deterjanlar deri yoluyla ve nefes yoluyla vücudumuza girip bizi zehirliyorlar.

Hastaneler gerekirse boş dursun bir kenarda. Önce hasta olmamanın mücadelesini vermeliyiz. Her şeyden önce beton duvarlardan kurtulup yeşil alanlar ve spor merkezlerine önem vermeliyiz. Bunlara ciddi kaynaklar ayırmalıyız. Belediye Başkanları benden önceki başkan 5 kat imara açtı ben bunu 7 ye 10 na çıkarayım derdinde olmamalı.24 saat yaz kış açık, açık ve kapalı spor merkezleri olmalı. STK lar olarak bizler şahidiz ki semtlerimizde kışın spor yapacak bir kapalı alan yok. Her semte kapalı yüzme havuzları, açık ve kapalı spor salonları, konferans salonları, kültür merkezleri yeşil alanlar, oyun bahçeleri, yapmalıyız ki başarılı olalım.
İnsanlar mesai ve zaman durumuna göre istediği zaman yaşına ve fiziki durumuna göre spor yapabilmeli. Hastanelere ve ilaca milyar dolarlar gidiyor. Bunları yapmaktan aciz miyiz?

Sağlığı bozulmuş, spor yapmayan, akşama kadar bilgisayar başından kalkmayan pısırık, uyuşuk, atalet sahibi, miskin, mazeretci, sitemkâr, kötümser, tembel. Sabah kendi kalkamayan, okulunda işinde ticari hayatında bezgin tipler ortaya çıkıyor. Hayatı hareketsiz öf pöf diyen hep dertli hep şikâyetçi tipler ortaya çıkıyor. Sağlıklı beslenme ve spor bunları ortadan kaldırır.

Bu korona gribi bize gösterdi ki gözle bile göremediğimiz ve tüm dünyaya musallat olan bu virüsün 1 gr bile gelmediği söylenen bu virüs dünyada zengin fakir ayırt etmeden herkese musallat oluyor. Ülkelerin zenginliğinin, dolarlarının, Eurolarının. Petrollerinin, mallarının, araçlarının, silahlarının, gemilerinin, askeri gücünün 1 gr gelmeyen virüs karşısında bir işe yaramaycağını gördük. Ekilecek dikilecek bir dönüm tarlan varsa en zengin sensin.

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet Cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Yazımın sonuna gelirken Buhari’de geçen bir Hadiste “İnsanlar iki nimetin farkında değiller. Sağlık ve boş vakit buyurmuştur.”

Yine Müslim’de geçen bir hadiste “Kuvvetli mümin zayıf müminden hayırlıdır buyurulmuştur.

Rabbim bizleri her türlü bela, musibet, hastalıklardan korusun. Rabbim bizlere beden, ruh ve akıl sağlığı versin.

Rabbim bizim canımızı sahada kendi yolunda sağlıklı bir şekildeyken şehadet getirmeyi nasip ederek alsın.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş