Hırsızlık, Yolsuzluk ve Arsızlık Yeni Başlamadı | Cavit Okur
İnsan haysiyeti ve şerefi, insanlıkla fiiliyatla eşdeğerdir yitirdiğiniz zaman başka hiçbir değer insanlığı koruyamaz. Kişi haysiyet ve şerefin yokluğunda her türlü gayr-i meşru işleri kendine hak olarak görür.
Yaşadığımız yıllarda hep en önemli şeyin güzel ahlak olduğunu söyledik durduk. Ancak gelişen dünyada da en önemli şeyin ekonomi, para ve makam olduğunu herkese kabul ettirme uğraşı içerisinde oldu. Tabii ki bunların temelinde hiç ahlaki kural konulmamıştı, ehliyet, liyakat ve güzel ahlak görevler verilirken hiç söz edilmedi ister parti ister grup isterse hemşeri olsun bizden olması yeterli kabul edildi. Etkili ve yetkili şahıslar, dürüst ve dost uyarıcıların hep sesini kesti ve dinlemedi. Maalesef yanlışlıkları ve ahlaksızlıkları bilenlerde sustu.
İnsan haysiyeti ve şerefi, insanlıkla fiiliyatla eşdeğerdir yitirdiğiniz zaman başka hiçbir değer insanlığı koruyamaz. Kişi haysiyet ve şerefin yokluğunda her türlü gayr-i meşru işleri kendine hak olarak görür.
Haramla hırsızlıkla elde edilen zenginlik, zenginlik değildir anlayışını kavramak kolay değildir. Bugün gelinen nokta bir yozlaşmadır esfel-i safiline doğru bir koşuştur.
Bugünkü gelinen durumları herkes biliyordu. İster belediyeler ister bürokratla ve isterse siyasetçiler olsun fırsatları, helal haram demeden kendi menfaatleri için kullanırken pek ses çıkaran olmadı. Olay patlak verdikten sonra herkes dürüstlük rolüne soyundu.
1970’lerdede bu olmuştu. Seksenlerde de doksanlarda da… Tabii ki böyle bir ortamda iki binlerde olmaması beklenemezdi.
Ancak bugün yapılanlar eskiden de olmuş diye bugün yapılanlara bir gerekçe olmaz ve asla masum da kılmaz. Sadece ders alınmadığını gösterir, en vahimi de budur.
Her dönemde makamları, iktidarları ele geçirenler, taraftar ve yakınları bu ülkeyi soymak için yarış yapmışlardır. Ve ülkenin en büyük yasal hırsızları(!) okumuş, diploma sahibi bu insanalardır.
Emanete ihanet telakkisi yerleşmemiş zihinlerde, kalplerde her zaman bu çürümeler, insan haysiyetini yok eden bu fiiller mutlaka olacaktır. İslam’dan sıyrılan muhafazakarlarda koşarak bunların içinde yer alacaktır. Onların en önemli ihaneti de inandık dedikleri kitaba, Allah’a ihanet etmeleridir.
Görünüşleri ile ve sözleri ile güven telkin etmeye çalışan bu tipler bizim açımızdan diğerlerinden daha tehlikelidir.
Aslında insanlık elde edilen her türlü imkânı insanların menfaatine harcanmasını, ortak harcama yapılmasını esas kılar. Yaradılışın amacı da budur.
İnsanların kurdukları tanrısal sistemlerin hepsi ya halktan ya da devletten çalarak zengin olma üzerine kurulmuştur.
Bugün bu ülkede, materyalist sistemde bir tek taş yerinden oynatılmamışsa, eğitim ve öğretime ahlak adına da olsa dokunulamamışsa, kapitalist sistemin zulmü hala fakirleri eziyorsa, hak ve hakikat uğruna zerrece adalet ve merhamet yoksa, güçsüzler korku içinde yaşıyorsa daha ne beklenirdi ki? Ekonomiyi halledince ülke güllük gülistanlık mı olacaktı?
Garipleri, fakirleri, kimsesizleri, yetimleri korumayı, kul hakkına asla dokunmamayı esas kılan bu dinin mensupları inançlarını bir sorgulasınlar. İslam’da asla eksik ve kusur yoktur. Suçta, günahta bizdedir. İnancınız size fayda sağlamıyorsa bilginiz, aklınız, düşünceniz hiçbir işe yaramıyor demektir. Çizilen yolun anlaşılamaması ruhu derinliğinde derin yaralar açacaktır.
Suçu sadece yönetimlere yükleyip kimse bu sorumluklardan kurtulamaz. Gece ve gündüz para, makam düşünüp maaş hesaplamakla geçen günlerde hak namına neler yaptık neler ürettik? Hangi kötülüğün ahlaksızlığın karşısında sesimizi yükselttik?
İyiliği emredip kötülükten sakındırmak için çalışmak bizim görevimiz değil miydi? Kıyafetlerdeki serbestlik ve dini yaşamada özgürlüklere neleri çözdük, ne işler yaptık? Nerde ise hepsini dünyevi menfaatler için feda ettik. (Elbette istisnalar vardır)
Bilgi olsa da bilinç yoksa, akıl olsa da akıl etme yoksa, bunlar bir işe yaramaz. Namaz kötülüklerden alıkoymuyorsa, zekât yerine ulaşmıyorsa, oruç fakiri düşündürüp nefsi sorgulatmıyorsa, hac İslam şurasını ve evrenselliğini hatırlatmıyorsa hiçbir faydası yoktur. Her ibadetin bir amacı vardır.
Bugün, herkesten önce ben Müslüman diyenler kendini sorgulamalı. Kâinatın bütün problemlerimizi çözmek için geldiğine inandığımız-ki öyledir—bizim problemlerimizi çözmüyorsa yaşadığımız din İslam değildir. Veya İslam diye yaşadıklarımızın içerisine her türlü pisliği karıştırmışızdır.
Bugün yaşadığımız hayat ve geldiğimiz ortam budur. Kendi problemlerimizi çözemiyorsak, başkalarına altın dağıtmanın bir faydası yoktur.
Hamasi nutuklarda bu olumsuzlukları ortadan kaldırmaz..
Yorumlar
0